Anasayfa
Şikayetim Var
ÇOK OKUNANLAR
ÇOK İZLENENLER
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Soner-ARICA
Soner ARICA
(e)Mektuplar
06 Mayıs 2008 Salı

Ne kadar zaman oldu hesaplayamıyorum artık mektup almıyorum. Yerini kısa mesajlar ve mailler aldı. Sanatçı ve sevenleri arasındaki yazışmaları kastetmiyorum. Sadece yakın dost, akraba arasında da gerçekleşmiyor bu, hatta iyi ki şarkı söylemişim de, bu şarkılar vasıtasıyla ilişki kurduğum kişiler bana mektup göndermişler diye düşünüyorum. Çünkü akrabalarla iletişimi telefonun tellerine sarmalamıştık yıllar önce…

Peki, bembeyaz bir kâğıt üzerine onun kokusunu, dokusunu hissede hissede hislerimizi anlatmakla aynı şey midir bu mekanik yazma işlemleri? Değil... İnanın değil... Ben ikisinin arasındaki farkı çok iyi öğrendim. Bu zamana göre ilkel olanında duygular dansını daha güçlü yapıyorlar. Modern teknolojik zamanın mahsulü iletişim yazışmalarıysa ne yazık ki ister istemez ilkelleşiyor günden güne. Kaçınılmaz, çünkü kolay. Oysaki duygular kolaycılığın kaynağından çıkmaz, çıkmamalı! Belki bir günde olmuyor ama yavaş yavaş gelişen ve gittikçe kemikleşen duygulardan uzak robotumsu yaşamın mimarlarından biride bu eksiklik ve kolaya kaçma eğilimi.

En garibime giden de, binlerce kişi arasında dolaşan şu klişe SMS’leri aşka dair duygularla âşık olduğunu sananların birbirine göndermesi.

 

“Sananların” diyorum çünkü gerçekten aşktan hani şu filmlerdeki, şarkılardaki, şiirlerdeki aşktan bahsedeceksek bu yapılan işlem aşkın kurallarına da, kuralsızlığına da sığmıyor.

Aşk iki kişi arasında yaşanan en özel ve özgün durumdur. Çünkü insan bir kereliğine şair olur, aşk yaşarken kendi şiirlerini yazar aşığına, yazılmış hiçbir şey onun duygularını tam yansıtmıyordur çünkü. En baba aşk şarkılarında ve şiirlerinde bile bir cümle de olsa bir eksik vardır aşığa göre. Hani en fazla bir şiir seçebilir kendi duygularına en yakın olan, eklemeler yapmak ister, yetmez şairlerin anlatımı coşkusunu ifade etmeye.

Hal böyleyken, birinin yazdığı neredeyse ilkokula giden bir çocuğun okuma yazmayı öğrenmenin verdiği bir hevesle karaladığı dört beş satırlık bir anlatıyı, büyük bir iş yaptım edalarıyla âşıklarına yâda âşık olduklarını zannettiklerine gönderenleri anlamakta güçlük çekiyorum. Aslında güçlük filan çekmiyorum, bal gibi ne ruh halinde olduklarını, ne yaşadıklarını biliyorum ama çokbilmiş görünmek istemiyorum.

Sadece aşk için değil, yakınlık duyduğumuz herkese ifade etmek istediğimiz duyguları elinize kâğıt kalem alarak yazmayı bir deneyin neler olacak şaşıracaksınız. Sohbet etmekten daha tatmin olarak ayrılacaksınız yazdığınız masanın başından, onu postaya vermekte başka bir tören amacınıza hizmet etmek gibi yani.

Postaya vermeye gerek olmayan durumlarda (diyelim ki yan odada oturan annenize yazdığınız bir mektup ise bu) bile alacaklının görebileceği yere bırakırken yaşayacağınız anlık heyecan yaşanmaya değer.

NOT: Unutmadan, benim çok yazdığım gönderilmemiş mektuplarım var, göndermek için yazmadığım ama bir kâğıt ve kalemle paylaştığım “bazı şeyler anlatılamaz, yaşanabilir” denen şeylerden biri bu olsa gerek. Size anlatılamaz, yaşanılabilir bir şeyden söz ettim, hadi kalem ve kâğıdı alın bakalım, sizin payınıza ne düşecek merak ediyorum.

YAZARIN ÖNCEKİ YAZILARI
ÜYE GİRİŞİ
RÖPORTAJ
YAZARLAR
VİDEO HABER
ANKET
Siyasete dönme kararı alan Abdullatif Şener'in kuracağı partiye oy verir misiniz?
Veririm
Vermem
Belli Olmaz
HABER BÜLTENİ