Bazı şarkıcıları dinlemek işkence gibi

 	Bazı şarkıcıları dinlemek işkence gibi.9315
  • Giriş : 24.09.2006 / 00:00:00

20 yıldır müzikle iç içe bir sanatçı Zeliha Sunal. Devlet protokolü için sahne aldığı için 30 dilde şarkı söylemeyi öğrenmiş.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Sahne repertuarında ise Jazz’dan Broadway müzikallerine, film müziklerinden, Latin ezgilerine kadar pek çok müzik türü var. “Türümün tek örneği benim” diyen Zeliha Sunal ile yeni albümü “Rafta Kalmasın” hakkında keyifli bir sohbet ettik. Müzik camiasının kulağını çınlatmadan da geçemedik.

Yıllardır sahnelerdesiniz, peki neden isminizi daha yeni duyuyoruz?
Müzik yaşamımın yolları bazı kuralları da beraberinde getirdi. Hep ciddi şeyler yapmak için uğraştım. Ankara’da yıllarca protokol sanatçılığı yaptım. Dolayısıyla bu benim halka açılmama mecburen engel oldu. Çünkü o konuklarla aranızda olan bir şeydir. Her yerde söyleyemezsiniz. Sanki bir çemberin içindeydim. Orada sıkışıp kalmıştım ve istesem de çıkamıyordum. Halka açılmamın zamanının geldiğini hissedince siz de benim adımı duydunuz.
30 dilde şarkı söylüyorsunuz...
İlk başlarda üç beş dilde söylüyordum. Ancak baktım ki çok değişik ülkelerden insanların karşısına çıkmaya başladım. Ben de bu sayıyı 30’a kadar çıkarttım. Kenya’dan, Nijerya’ya, Kore’den, Rusya’ya kadar pek çok ülkenin şarkılarını dağarcığıma ekledim. Bu aynı zamanda karşı tarafa da büyük jest oluyor. Onun dilinde onlardan bir şarkı söyleyince hem seviniyor hem de şaşırıyorlar. Hatta şok olanlar ve gözleri dolanlar bile olabiliyor.
Sahne performansınız çok ilginç ve keyifli...
Dinleyicilerine nasıl bir şov sunuyorsunuz?

Benim programlarımda seyirci interaktif olarak sahnede yerini alıyor. Yani sadece dinlemiyor kendini de gösterebiliyor. Örneğin uluslararası bir kongre için 87 ülkeden gelen insanlara bir program yaptık. İçlerinden birkaç ülke olan Amerikalı, Polonyalı, Hollandalı, Alman, Danimarkalı gibi kişileri sahneye çağırdık. “Oy oy Eminem” şarkısını yorumlamalarını istedik, aksanlarıyla söylediler. Herkes çok eğlendi. Kısacası ülkelerinde doktor, profesör, iş adamı olan ciddi insanlar bir anda sahnede şov yapan kişilere dönüşüveriyor.

MÜZİK PİYASASI MAALESEF KÖTÜ

Çıkardığınız albüm sayısı da çok az değil mi?
Şu ana kadar çıkardığım albüm sayısı iki. Bir de single’ım var. Ben sanat yaşamım boyunca hep sahne performansım ile var oldum. Ama bir gün geldi yaptıklarımın çok biriktiğinin farkına vardım. Bana arkadaşlarım “Eğer bir albüm yapmazsan kendini halka ifade edemezsin, yaptıklarını dinletemezsin” dediler. Bence de çok haklıydılar. Böylece albüm çalışmalarıma başladım.
Sizce çok geç kalmadınız mı?
Hayır bence kalmadım. Yıllardır yaptığım bir sürü güzel şey zaten benim cebimde birikti. Ben albümlerimi daha çok keyiften ve güzel olması için yaptım. Doygunluk zamanlarındayım. Sadece müziksel tatminimdir.
Son albümünüze “Rafta Kalmasın” adını neden koymayı tercih ettiniz?
Söz yazarı Aşkın Tuna, “Rafta Kalmasın” adlı şarkıyı duyunca tamam ismi budur dedi. Ama piyasanın durumu malum pek iç açıcı değil. Biz de düşündük ki bu ad insanlarda bir ironi gibi algılansın. Aslında bu bir bakıma müzik piyasasına taş atmak gibi oluyor.
Müzik piyasası iyi yolda mı ilerliyor?
“Öyle bir şarkı bulalım ki albümün lokomotifi olsun” düşüncesiyle albüm yapılıyor. Diğer şarkılardan çok o tek şarkının üzerinde duruluyor. Hatta o şarkı mümkünse Sezen Aksu, Nazan Öncel gibi isimlerden alınmış olsun. Sanki onların katkısı olmazsa albümleri satmazmış sanıyorlar. Bestelerin iyi olup olmadığına da bakılmaksızın sadece isme bakılarak parayla satın alıyorlar. Satın alanlar da genelde çok genç bir kesim.
Bu şarkıları yorumlayanları nasıl buluyorsunuz?
Of of. Bazılarını dinlemek bana işkence gibi geliyor. Yorumlar, sesler berbat. Müzik tarihine geçmiş şarkıları çok kötü uyarlamalarla mahvediyorlar. İyi olanlar da var aralarında elbette. Örneğin “Seninle Bir Dakika” şarkısını rock müzik uyarlaması çok başarılı olmuş.

Ben müzikle doğdum

3 yaşında piyano çaldığınız doğru mu?
Evet doğru. Bu yüzden ben müzikle doğdum diyorum. Yeteneğimi keşfedince ailem bana piyano aldı. Üç buçuk yaşında neler çalıyordum... Harika çocuk diye yurtdışında okutmak istemişler fakat annem benden ayrı kalmak istememiş. Çok küçük yaşta TRT çocuk korosunda başladım. Yani küçük yaşlarda profesyonelliğe atıldım. Konservatuvarı kazanmama rağmen gidemedim. Ama şan dersleri alıp, gitar çalmayı öğrendim.

Avşar da Tatlıses de arabesk söylüyor

Pop, türkü, arabesk albüm listelerinde birbirine karıştı mı sizce?
Yıllar önce yayınlanan dergilerde Türk pop müziği, halk müziği, sanat müziği ayrı ayrı belliydi. Emrah’ın pop mu, arabesk mi, Gülben Ergen’in sanat müziği mi yoksa pop müzik mi söylediği, Hülya Avşar’ın ne söylediği hatta İbrahim Tatlıses’in son albümünde ne tür müzik yaptığını ayıramaz olduk. Aslında hepsi de arabesk söylüyor. Yani çok büyük bir kategori kargaşası var.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious