'Türkiye dünyanın parlayan yıldızı'

 'Türkiye dünyanın parlayan yıldızı'.12130
  • Giriş : 19.03.2009 / 16:18:00

Dışişleri Bakanı Ali Babacan, 'Önemli olan bu krizin Türkiye'ye olan etkilerini minimumda tutabilmek ve bu krizi ülkemiz açısından en az hasarla atlatabilmek' dedi.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:



Babacan, Eskişehir Genç İşadamlarınca bir otelde düzenlenen etkinlikte verdiği ''AB Üyeliği Yolunda Türkiye'de Değişim'' konulu konferansta, şu anda bütün dünyanın ciddi bir krizle karşı karşıya olduğunu belirterek, bu krizin önce ABD'deki konut finansmanı sisteminden bir finans krizi olarak başladığını kaydetti.

Çok sayıda finans kuruluşunun varlığını devam ettiremediğini, ülkelerin Hazinelerinin devreye girdiğini ifade eden Babacan, şöyle konuştu:

''Çok ciddi miktarda kaynak ve nakit aktarımıyla, ancak o bankalar, o büyük kuruluşlar yüzdürebilir hale getirildi. Dünyanın en büyük bankasının 2 trilyon dolarlık aktifi vardır. Bu kamulaştırılmak zorunda kalındı. Bu böylesine derin bir kriz. Bazıları bu krizi 1929 yılındaki krizle mukayese ediyor. 1929 yılında dünya ekonomisi birbirini bu kadar etkilemiyordu. Ülkeler birbirine ekonomik açıdan bu kadar bağlı değildi. O açıdan bugünkü kriz farklı. 1929'da bu kadar çok banka batmamıştı. Bakmayın şu anda bankaların tabelalarını devam ettirdiğine ABD'de ve Avrupa'da. Bunların pek çoğu en önemlileri batıp devletler tarafından kurtarılarak yüzdürülen kuruluşlardır. Dolayısıyla bu krizi modern ekonomi tarihinin en büyük krizi olarak adlandırabiliriz.''

''(BEN ETKİLENMİYORUM, BANA HİÇBİR ŞEY OLMUYOR) DİYEN BİR ÜLKE YOK''

Babacan, finansal piyasalarla başlayan krizin ekonomik sonuçlarını da beraberinde getirmeye başladığını anlatarak, şu anda pek çok ülkede bunun büyüme oranlarının gerilediği, istihdamda sıkıntıların yaşandığı ekonomik kriz olarak görüldüğünü bildirdi.

Şu anda pek çok ülkede bu finans krizinin ekonomik krize dönmüş şeklinin yaşandığını ifade eden Babacan, şöyle devam etti:

''Çok çok kapalı bir ekonomi olmadıktan sonra bu krizden (ben etkilenmiyorum, bana hiçbir şey olmuyor) diyen bir ülke yok. Az ya da çok herkes etkileniyor. Önemli olan bu krizin Türkiye'ye olan etkilerini minimumda tutabilmek ve bu krizi ülkemiz açısından en az hasarla atlatabilmek. Yoksa bu dönemde bütün dünya çalkalanırken (biz hiç etkilenmeyelim, hatta her şey daha iyiye gitsin) demek mümkün değil, bu gerçekçi de değil. Bunu eğer gerçekleştirirsek ki çok şükür şu ana kadar da önemli ölçüde bu gerçekleşti, Türkiye için başlı başına başarı olacaktır. Türkiye'nin 2003, 2004 ve 2005 yıllarında yaptığı bankacılık ile ilgili reformlar bugün bizim finans sistemimizi oldukça dayanıklı, korunaklı, halde tutuyor.

Zamanında alınan tedbirlerle bugün Türkiye'de ne bir bankaya kamu kaynağı aktarılmak zorunda kalınmıştır, ne de Türkiye'de yeni bir garanti getirilmek zorunda kalınmıştır. Avrupa'da belki bir iki ülke bu durumdadır. Diğerlerinin tümü devlet kaynakları aktarmışlardır, garanti getirmek zorunda kalmışlardır.''

-''TÜRKİYE DÜNYANIN PARLAYAN YILDIZI OLARAK ANILIYOR''-

Babacan, Türkiye'de Hazine, Merkez Bankası, devletin kendi finansman yapısı, özel sektör, bankalar ve finans kuruluşlarının finans yapısının sağlam olmasının bu krizde en önemli dayanak noktası olduğunu belirterek, ''Bizim bunu daha fazla hissetmemizi önleyen belki en önemli konudur'' dedi.

Türkiye'nin 2002'den beri yaşadığı önemli değişimin bütün dünyada çok ilgi çektiğini vurgulayan Babacan, şunları söyledi:

''Tüm dünya bunu yakından takip ediyor. Yurt dışı temaslarımızda veya Türkiye'ye gelen misafirlerin ziyaretlerinde ekonomik konular açıldığı zaman Türkiye bu anlamda da hep olumlu anılıyor. (Nasıl siz bu kadar az hissediyorsunuz, nasıl az hasarla bu dönemi geçiyorsunuz) diye bize soruyorlar. Herkesin başında olduğu için bu kriz karşılaştırmalar yapılıyor (kim daha az sıkıntı çekiyor, kim daha az hissediyor) diye. Son bir yılı bir kenara bırakacak olursak 2002'den bu yana Türkiye'de yaşanan değişim bütün dünyada dilden dile dolaşıyor. Türkiye dünyanın parlayan yıldızı olarak anılıyor.

Son 5-6 yıldır Türkiye dış basında ağırlıklı olarak hep olumlu şeylerle anılıyor. (Türkiye'de turizm şöyle oldu, yatırım böyle oldu, enflasyon tek haneye indi, büyümesi şöyle oldu) gibi şeyler konuşuluyor. Bu da bizim dış politikadaki etkinliğimizi artırıyor. Türkiye'nin kendi içindeki başarısı da Türkiye'nin dışardaki etkinliğini artırmaktadır.'

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious

*

*


*