15 bin Mehmetçik nasıl kör oldu?

15 bin Mehmetçik nasıl kör oldu?.34025
  • Giriş : 14.10.2008 / 23:43:00
  • Güncelleme : 14.10.2008 / 23:42:42

15 bin Osmanlı askerinin kör edildiği ama hesabının bile sorulmadığını biliyor musunuz. İşte o olayın kısa öyküsü... Yer; Seydibeşir Harbiye Kampı.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Adanalı tarihçi Cezmi Yurtsever, 1'inci Dünya Savaşı'nda Arabistan cephesinde İngilizlere esir düşen 150 bin Türk askerinden 15 bininin, Mısır'da kurulan esir kamplarında, Ermeni doktorlarca temizlik bahanesiyle `cerasol' adlı kimsayal bir madde ile su tanklarında zorla banyo yaptırılarak kör edildiğini söyledi. Bu olayı İngiliz arşivinde de belgelediğini savunan Yurtsever, TBMM'ye "Bu vahşeti dünyaya anlatın" çağrısı yaptı.

Yaptığı ilginç araştırmalarla tanınan Cezmi Yurtsever, basın toplantısı düzenleyerek, Osmanlı'nın son dönemlerinde Arabistan cephesinde İngilizlere esir düşen 150 bin Türk askerinden 15 bininin, Mısır'da kurulan esir kamplarında Ermeni doktorlarının vahşetine maruz kaldığını iddia etti. Yurtsever şunları söyledi:

"1917 yılı Kasım ayı başlarında Osmanlı ordusunun Gazze-Birüssebi Savaşı'nda 13 bin Türk askeri hayatını kaybetti. 12 bin civarında da esir vardı. Esir Türk askerleri için Mısır'da esir kampları kuruldu. Türk Tarih Kurumu arşivinde bulunan TBMM'nin 27 Mayıs 1921 tarihli oturum zabıtları belgelerini okudum.

Edirne mebusları Faik ve Şeref beylerin Atatürk'e sundukları `görüşme konusu' (takrir) belgesinde, `Mısır'da sonuçlandırılan İngilizlerin fenni temizlik bahanesiyle miktarından fazla `cerasol' banyosuna sokarak gözlerini kör ettikleri 15 bin Türk evladını kobay olarak kullandıkları, bu cinayetin failleri olan Ermeni ve İngiliz tabipleriyle garnizon kumandan ve zabitlerinin de cezalandırılmasını isteriz' sözleri yazılıydı. Bu vahşi uygulama bir savaş suçudur."

Aslında bu olayı hepimiz çok önceden biliyoruz. Anlatıldığı üzere olay şu şekilde cereyan etmiş:
Birinci Dünya Savaşı'nda Ingilizlere, 150 bin askerimiz esir düştü.

Bu askerlerden bir kismi da Mısır'ın İskenderiye şehri yakınlarında bulunan Seydibeşir Usare Kampı'na hapsedildi. Kampın tam adı, "Seydibesir Kuveysna Osmanli Useray-i Harbiye Kampı" idi.

Bu kampta, 1918'de Filistin cephesinde esir düşen 16. Tumen'in 48. Alayı'na baglı Osmanlı askerleri tutuluyordu. 12 Haziran 1920'ye kadar iki yıl boyunca her türlü işkence, eziyet, agır hakaret ve aşagılamaya maruz kaldılar. Bu insanlık dışı muamelenin nedeni ise Ermeniler idi...

Kamptaki, Türkçe bilen Ermeni tercümanların yalan, yanlış çevirileri ve kışkırtmaları nedeniyle, kamplarin Ingiliz komutanları, azılı Türk düşmanı kesilmişlerdi.

Savas bitmişti. Ancak, kamptaki ağır koşullar nedeniyle ölenler dışındaki askerleri teslim etmek, Ingilizler'in işine gelmiyordu. Cünkü, olasi yeni bir savasta, bu askerlerin yeniden karşılarına cıkabilecekleri, Ermeniler tarafından, Ingilizlerin beyinlerine işlenmişti. Çözüm toplu katliamdı...

Askerlerimiz, mikrop kırma bahanesiyle, süngü zoruyla dezenfekte havuzlarına sokuldu. Ancak suya normalin cok uzerinde krizol maddesi katılmıştı. Mehmetçik, daha ayağını soktuğunda, aşırı krizol maddesi nedeniyle haşlanıyorlardı. Ancak Ingiliz askerleri dipçik darbeleri ile askerlerimizin havuzdan çıkmalarina izin vermiyorlardi. Mehmetçikler, bele kadar gelen suya başlarını sokmak istemedi. Ancak bu kez Ingilizler havaya ateş etmeye başladı. Askerlerimiz, ölmemek için çömelerek başlarını suya soktular. Ancak başını sudan kaldıran artık göremiyordu. Cünkü gözler yanmıştı... Dışarı çıkanların halini gören sıradaki askerlerimizin direnişleride fayda etmedi ve 15 bin askerimiz kör oldu.

Bu vahset, 25 Mayis 1921 tarihinde TBMM'de görüşüldü.

Milletvekilleri Faik ve Şeref beyler bir önerge vererek, Mısır'da esirlerin krizol banyosuna sokularak 15 bin vatan evladının gözlerinin kör edildiğini, bunun faili olan Ingiliz tabip, garnizon komutanı ve askerlerinin cezalandırılması icin TBMM'nin teşebbüse geçmesini istediler. Tabiiki yeni kurulan devletin bin türlü sorunu vardı. Bu hesap sorma işide unutuldu gitti.

Ama onlar unutmuyorlar...

Kendi ihanetlerini bile soykırım ambalajına sarıp, dünya kamuoyuna sunuyorlar. En uzucu olanı da malum birilerinin, bu karalama kampanyalarına çanak tutması.

Evet arkadaşlar yorumu sizlerre bırakıyorum.Bu olay bir insanlık ayıbı,kitle imha değildirde nedir.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious

*

*


*