1923'teki ihracatı 5 saatte yapıyoruz

  • Giriş : 30.10.2006 / 00:00:00

Devlet Bakanı Kürşad Tüzmen, Cumhuriyetin kurulduğu 1923'de yıllık ihracatın 51 milyon dolar olduğunu hatırlatırken, ”Şimdi bu ihracatı sadece 5 saatte yapıyoruz” dedi.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Bakan Tüzmen, Sheraton Otelinde düzenlenen ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın da katıldığı “9. Dış Ticaret Haftası toplantısının” açılışında yaptığı konuşmada, yıl sonunda 83 milyar doları aşan bir ihracat rakamına ulaşılacağına, bunun da gelinen noktanın en büyük göstergesi olduğunu söyledi.

Tüzmen, bu yıl dış ticaret haftası için “Geleceği Üretiyoruz” sloganının seçildiğini anlatırken, bu sloganın, Türkiye'nin yaşadığı çok boyutlu ekonomik dönüşümü ve zihniyet transformasyonu ile Türkiye idealine doğru yürüme kararlılığını simgelediğini söyledi.

Son yıllarda ihracatta yaşanan yüksek oranlı artışların Türkiye'nin koyduğu hedefleri gerçekleştirme hususunda başarılı olduğunu açıkça ortaya koyduğunu ifade eden Tüzmen, 4 yıllık süreçte Türkiye'nin kriz ekonomisinden, sürdürülebilir kalkınma sürecine doğru hızla ilerleyen bir istikrar ekonomisine dönüştüğünü bildirdi.

Tüzmen, Türkiye'nin hem yerli hem de yabancı sermaye yatırımları hususunda cazibe kazanan bir ülke olduğunu ve bugün dünyanın en büyük ilk 20 ekonomisi içerisinde yer aldığını anımsattı. Tüzmen “ Bu yıl kişisel kanaatime göre yüzde 6'nın biraz üzerinde bir büyümeyle, bu trendi daha da üst basamaklara taşımayı hedeflemekteyiz” dedi.

İHRACATÇILAR ŞAMPİYON LİGİNDE

Son 3 yılın, ihracatta yaşanan rekorlarla tarihe 'atılım yılları' olarak geçmeye hak kazandığını kaydeden Tüzmen, ihracatçıların da artık şampiyonlar liginde oynadığını söyledi.

Tüzmen “Elde edilen başarıların sürmesi, Türkiye ekonomisinin kırılganlıklarının tamamen ortadan kaldırılması ve nihai olarak tasfiyesi için genel makro ekonomik reformlara ilaveten, mal, hizmet ve emek piyasalarına fonksiyonellik ve esnekliği sağlayacak mikro ekonomik ve sektörel etkinliği artıracak yapısal reformlara ağırlık vermeliyiz” diye konuştu.

Tüzmen, bu ortamda ithalattaki büyümenin de talebin karşılanması açısından gerekli olduğuna işaret etti ve özellikle yatırımların arttığı, üretimin hız kazandığı ekonomik iklimde, sanayileşmenin hızlandığını ve ithalat talebinin buna paralel olarak genişlediğini anlattı.

“BAZI TALİHSİZLİKLERLE KARŞI KARŞIYA KALDIK”

Türkiye'nin bazı talihsizliklerle karşı karşıya kaldığını da ifade eden Tüzmen, bunları “değerli Türk Lirası ve petrol fiyatlarındaki artış” olarak sıraladı.

Ortadoğu'daki son çatışmalar esnasında 78 dolar seviyesine ulaşan petrol fiyatlarının, bugünlerde 60 dolar civarına gerilediğine işaret eden Tüzmen, fiyatlardaki bu gerilemenin cari açığı olumlu etkilemesini beklediklerini söyledi.

İhracat kültürünün tüm yurda nüfuz ettiğini, artık 81 ilden ihracat yapılabildiğini de vurgulayan Tüzmen, uzun dönemde imalat,istihdam ve ihracat bakımından önemini koruyacak olan tekstil ve konfeksiyon sektörüne bugünlerde otomotiv, elektrik, elektronik, makine teçhizat gibi yeni gürbüz kardeşlerin eklendiğini de bildirdi.

Tüzmen “Türkiye hızla emek yoğun veya düşük sermaye yoğun sektörlerden, sermaye ve hatta teknoloji yoğun sektörlere doğru kaymakta, diğer bir ifadeyle sanayileşmekte, dış ticaretimizin yapısı da buna paralel ciddi bir değişime uğramaktadır” diye konuştu.

Türkiye'nin bugün, sadece “sıradan, vasat ya da fason ürünler” ihracatı yapan ülke konumundan hızla uzaklaşarak, artık “marka ve kalite üreten, pazarlayan, rekabetçi” bir ülke konumuna geldiğine dikkati çeken Tüzmen, bu geçişin Türkiye'yi daha sofistike, daha bilgi ve teknoloji yoğun ürünlere şimdiden yöneltemeye başladığını bildirdi.

ASYA-PASİFİK'TE İŞLER İYİ

Bakan Tüzmen, inovasyon (yenilikçilik) kavramının can alıcı hale geldiğini belirtirken, 2023 hedeflerinin de yarının rekabetine hazırlanabilmek açısından, bu kavramın büyük önem arz ettiğini, sanayi sektörünün ar-ge, teknoloji politikaları ve firma stratejileri odağında yer alması gerektiğini belirtti.

Tüzmen, Güney Kore'ye 15 ton ağırlığında 30 milyon dolar değerinde tam uçuş simülatörü ihracatının gerçekleştirilmesinin, Türkiye'nin, moda ve marka üretmenin yanı sıra dünya çapında teknoloji ve inovasyon kabiliyeti olduğunu da söyledi.

TURQUALITY PROJESİ

Konuşmasında 'Turquality Projesinin' uyguladığını da hatırlatan Tüzmen, Türk imajının, Türkiye imajının, Türk bayrağı imajının, Türk ürünü imajının hepsinin bir bütün ve vazgeçilmez olduğunu ekledi.

Türkiye'nin hem ekonomik hem de ulusalar arası politika gelişmeleri açısından kendine güvenen, kendi tez ve çıkarlarına sahip çıkabilen bir ülke haline geldiğine işaret eden Tüzmen, bu eğilimin sürekli ve kalıcı olduğunu söyledi.
Türkiye'nin ihracatta komşu ve çevre ülkeler stratejisini uygulamaya devam ettiğini, ABD ve Japonya gibi ileri OECD ekonomileri ile Çin, Hİndistan gibi kısa ekonomilerde yönelmeye başladıklarını kaydeden Tüzmen, “Bu çalışmalar sonucunda Asya-pasifik ülkelerine 2006 yılında yüzde 23 oranında ihracat artışı sağlandı ve yıl sonu itibariyle, bu bölgeye ihracat ilk kez 2l,5 milyar dolara yükselmesi hedeflendi” dedi.

TİCARİ DİPLOMASİ ATAĞI

Çin Halk Cumhuriyeti'ne yapılan ticaret heyeti gezisini de hatırlatan Tüzmen, Türk-Çin ticari ekonomik ilişkilerinde karşılıklı yarar esasına dayalı yeni bir sürecin başlatıldığını söyledi.

Bakan Tüzmen, bir aylık süre zarfında ABD-Japonya, Çin Halk Cumhuriyeti ve Rusya Federasyonu gibi yaklaşık dünya Gayrisi Safi Yurtiçi Hasılası'nda yüzde 30 ve dünya ticaretinde yüzde 25 paya sahip ülkelere 80 bin km'yi bulan ve dünya turu sayılabilecek iş ziyaretlerinin, önemli bir ticari diplomasi atağı olduğunu kaydetti.

“Dış Ekonomik İlişkilerde, sadece küresel güç merkezlerinin ürettiği politikaların takipçisi olmak yerine, proaktif senaryo planlayan, kendi tezlerinin peşinden giden, ancak gerekli esnekliklere de sahip bir politika üreticisi olma yolundayız” diyen Tüzmen, aktif pazar açılım stratejileri kapsamında yeni ticari enstrümanlar kullanmayı da amaçladıklarını bildirdi.

FİRMALAR İÇİN KÖPEKBALIĞI BENZETMESİ

Türkiye'nin artık, istekli bir gelecek vizyonuna dayalı inovasyon ekonomisine geçiş süreci ile ve ekonomik olarak bir teknolojik kalkış sürecinde olduğuunu belirten Tüzmen, şöyle devam etti:

“Bu süreçte ekonomimizin içsel dinamikleri yanında dışsal ve küresel faktöride hesaba katacağız. Artık üretim ve küresel ekonomik parametreler açısından zihinsel atalet ve alışılagelmiş kalıpları bir kenara atıp, zihni koordinatlarımızı sürekli ve yüksek rekabet ortamına yönelik yeniden belirlemeliyiz.

Artık global ekonomide firmalar, köpekbalıkları gibi olmak zorundadır. Yüzmekten, hareket etmekten vazgeçen, yorgunluğa yenik düşen ölecektir. Diğer yandan rekabete adaptasyon, sınai verimlilik, ar-ge, inovasyonunun sürekli kılınması ve toplam faktör verimliliğinin iliştirilmesinin esas yolu, insan kaynağı ve insana yapılan yatırımdır. Bu kapsamda eğitim temelli dış ticarete yönelik kalkınma modelinin de önümüzdeki dönemde ciddi şekilde evrileceğine, geleceğe yönelik teknoloji transferini çok yakinen takip eden bir sanayiye sahip olacağımıza ve 2023 ile sonrası dönemlere yönelik hedeflerimize ulaşma konusundaki sebatımızı da koruyacağız.”

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious