2 bin 600 yıl sonra aynı rota

2 bin 600 yıl sonra aynı rota.12257
  • Giriş : 16.03.2008 / 13:31:00

360 Derece Araştırma Grubu’nun üyeleri orijinallerine uygun biçimde yeniden yaptıkları “antik tekneler”le tarihe yelken açıyor. Ekibin son projesi Foça’dan Marsilya’ya, MÖ 600’de yapıldığı şekilde gitmek .

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Urla‘da iki katlı, mavi panjurlu bir evdeyiz. Deniz kabukları, gemici ipleri, çıpalardan oluşan bir dekorun ortasında, ahşap masanın etrafında toplanmış 360 Derece Araştırma Grubu‘nun üyeleriyle sohbetteyiz. Konu “deniz ve düşler” diyebiliriz.

Mualla ve Osman Erkurt çiftinin evi aynı zamanda grubun merkezi. Grubun proje lideri Osman Erkurt bir arkeolog. Ama gençliğinin geçtiği Suadiye’de yıllarca denizle içli dışlı yaşamış, teknesiyle sık sık balığa çıkmış. Elinden marangozluk da geldiği için yurtdışından getirttiği planlara bakarak yat bile inşa etmiş. Düşlerindeki projeleri gerçekleştirmek için eşiyle İstanbul’u bırakıp Urla’ya yerleşmiş önce. Yavaş yavaş da grup oluşmuş.

360 Derece üyeleri akademisyenden mühendise, şaire kadar uzanan geniş bir meslek grubundan oluşuyor. Binlerce yıl önce denizcilerin nasıl seyrettiklerinin, pusula ve ışık olmadan o limanlara nasıl ulaştıklarının; yani deneysel arkeolojinin izinde yelken açıyorlar.

Önce günümüzden 3 bin 300 yıl önce Kaş civarında batan, tarihin bilinen ilk ticaret gemisi Uluburun‘un kopyasını Urla’da çivi kullanmadan, orijinali gibi yaptılar. Grup bir başka projede ise 1900’lü yılların ilk yarısına kadar Pasaport İskelesi’ni süsleyen “İzmir’in kayıkları”nı yeniden körfezle buluşturmak için kolları sıvadı. Şimdi ise sırada denizle kavuşmayı bekleyen başka bir proje var. 2 bin 600 yıl önceki Foçalılar gibi Marsilya’ya doğru yola çıkmak istiyorlar.

“İzmir-Foça-Marsilya Tarihe Yolculuk Projesi”nde, dönemin tarihsel özelliklerine uygun, arkeolojik verilere dayanarak yeniden inşa edilen gemilerle Foça’dan yola çıkılacak. Yelken ve kürekle MÖ 600 yılında Phokaialıların Ege ve Akdeniz’de gittiği ve koloni kurduğu, bugünkü adları Yunanistan’da Molyvoz, İtalya’da Elea, Fransa’da Olbia, Alalia, Nice, Antipolis olan limanlara uğranacak. Marsilya’ya kadar süren tarihsel yolculuğun yeniden yaşanması sağlanacak.
Grubun öyküsünü Osman Erkurt anlattı.

360 Derece Araştırma Grubu’nu bir araya getiren ne oldu?

Deniz arkeolojisi yeni bir disiplin olarak gelişmeye başlıyor. Üniversitelerimizde ilgili bölümlerin olmayışı, yetişmiş eleman azlığı, bizi akademilerin dışında dört yıl önce bir araya gelmeye itti. Ekip farklı mesleklerden gelen 40’a yakın üyeden oluşuyor.

Bu kadar kalabalık ekiple uzun süre çalışmakta zorlanmıyor musunuz?

Bu bir arkadaş grubu. Hiçbir zaman bir akademik disiplin içinde değiliz. Bir izci grubu gibi de değiliz. İnsan ilişkileri üzerine kurulu her şey. Hiyerarşik bir uyum var ama o uyumun bir kuralı yok. Bizi konunun ilginçliği bir araya getiriyor. Sorunları yok farz edip işinize devam ederseniz yürüyor. Dünyada sayılı grupların içindeyiz.

Şikayetiniz yok mu?

Şikayet değil ama durum tespiti diyebiliriz. Genelde dünyada yapılan bütün işlerde mali sıkıntı var. Bunun dışında bizi en çok etkileyen, “Tamam, yapalım” deyip yapmayanlar. Bir de henüz istediğimiz gibi bir belgesel bile yapamadık daha. Elimizde çok proje var ama hakkında yazılı yayın yapamadıklarımızı kendimize saklamış gibi oluyoruz. Zaten bir yayını toplamak da milyarlar tutuyor.Şu anda beş aktif proje üzerinde çalışıyoruz. Özellikle son projemiz “İzmir-Foça-Marsilya Tarihe Yolculuk Projesi” ile uluslararası bağları da kurduk. Yayınlar konusunda hazırlıklarımız devam ediyor.

Süreyya Berfe yolculuğun kitabını yazacak

Foça’ya yerleşen, ardından da Urla’da yaşamaya başlayan şair Süreyya Berfe, deneyimleri yazıya döküyor. Grubun yayınlarından o sorumlu: “Marsilya’ya ben de gideceğim. Gitmek zorundayım. Gittiğimiz yerlerde kültür sanat etkinlikleri de olacak. ‘Akdeniz Dilleri ve Kültürleri Buluşması’ yapmak istiyoruz. Gideceğimiz her limanda paneller düzenlenecek.

Sadece yolculuk değil bu... İnsanlara Anadolu’yu kültür sanat etkinlikleriyle anlatmak lazım. Burada ilk çekiç sesleri duyulduğunda, bir an önce kitabı yazmak için kendimi alıştırdım. Derdim en kısa sürede çocukların düzeyine inip onlara anlatmak, büyüklerin de kafalarına kakmak, soru sordurmak.”

Her seyahatte dört kilo veriyor

Selva Egeli aralarında teknesi olan tek kadın üye. Grupla tanıştıktan sonra Urla’ya yerleşmiş. Tüm seyahatlere katılmış. Yolculukların fotoğraf çekimlerini yapıyor. Egeli “Ben günde birkaç kez banyo yapacak kadar titizimdir ama teknede bazen 17-18 gün yıkanamıyoruz. Ama olsun, ruh temizliği yapıyoruz” diyor: “Seyahatlerde ışık yok. Geceleri uyku tulumu ve ahşabın üzerinde gidiyorsunuz. Her seyahat bende dört kiloya mal oluyor. Dört gün diye çıkıp 12 günde döndüğümüz oldu. Tuvalet için bir kovayı kullanıyoruz. Bence çok da hijyenik. Zorlukları çok çabuk unutuyoruz. Adrenalin var... Bunu yaşamadan anlamak zor.”

“Arkeopark kuracağız”

Prof. Dr. Hayat Erkanal (Proje danışmanı)
Burada kazı çalışmalarımız, sualtı çalışmalarımız vardı. Tesadüfen bir araya geldik. Zaman içinde gruba baktık, çok ciddi çalışıyorlardı. Kendilerini yavaş yavaş tanıdık ve entegre olduk. Bu şekilde Urla’yı sualtı ve deniz konusunda merkez haline getirdik. Biz hem karada hem sualtında çalışıyoruz. Grubun projesi bizim çalışmalarımızla da ilgili. Projenin bilimsel destek olmadan yaşaması mümkün değil. Sualtında iki tekne bulduk. Eski bir liman da tespit ettik. Sualtı Deniz Arkeoloji Müzesi açıyoruz. Buradaki merkezimizi genişleteceğiz. Arkeopark kuracağız. Çeşitli dönem teknelerini, kullandıkları aletleri, üretim şekillerini sergileyeceğiz.

MİLLİYET

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious