2. İddianamede yer alan bilgiler!

2. İddianamede yer alan bilgiler!.16873
  • Giriş : 25.03.2009 / 19:46:00
  • Güncelleme : 25.03.2009 / 19:55:55

Emekli orgeneraller Tolon ve Eruygur hakkında 3 kez müebbet hapis istendi.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Diğer 43 sanık için de 7,5 ila 80 yıl arasında çeşitli hapis cezaları talep edildi.

İstanbul Cumhuriyet Savcılığınca hazırlanan iddianamede tutuksuz sanıklar arasında yer alan emekli orgeneraller Mehmet Şener Eruygur ve Hurşit Tolon'un, ''silahlı terör örgütü kurmak veya yönetmek'', ''hukuka aykırı olarak kişisel verileri kaydetmek'', ''Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etmek'', ''yargıç üzerinde nüfuz kullanmak'', ''devletin güvenliğine ilişkin belgeleri tahrip etmek, amacı dışında kullanmak, hile ile almak, çalmak'', ''Türkiye Cumhuriyeti Hükümetine karşı silahlı isyana tahrik etmek'', ''Türkiye Büyük Millet Meclisini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etmek'', ''devletin güvenliğine ilişkin gizli belgeleri temin etmek'', ''tasarlayarak kişiyi yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle kasten öldürmek'', ''patlayıcı madde bulundurmak'', ''kişilerin hayatı, sağlığı veya mal varlığı bakımından tehlikeli olacak biçimde ya da kişilerde korku, kaygı veya panik yaratabilecek tarzda silahla ateş etmek veya patlayıcı madde kullanmak'', ''mala zarar vermek'' ve ''yasaklanan bilgileri temin etmek'' suçlarını işledikleri savunuldu.

''Örgütün üst düzey yöneticisi olmak''la suçlandıkları için Danıştay saldırısı ve Cumhuriyet Gazetesinin bombalanması eylemlerinden de sorumlu tutulan sanıklardan Eruygur'un 3 kez ağırlaştırılmış müebbet ve 142 ila 246 yıl arasında hapsi, Tolon'un da 3 kez ağırlaştırılmış müebbet ve 129 ila 219 yıl arasında hapis cezasına çarptırılması istendi.

-2'ŞER KEZ AĞIRLAŞTIRILMIŞ MÜEBBETLERİ İSTENENLER-

İddianamede, tutuklu sanık emekli Tuğgeneral Levent Ersöz'ün de ''silahlı terör örgütü yönetmek'', ''hukuka aykırı olarak kişisel verileri kaydetmek'', ''Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etmek'', ''Türkiye Cumhuriyeti Hükümetine karşı silahlı isyana tahrik etmek'', ''Türkiye Büyük Millet Meclisini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etmek'', ''resmi belgede sahtecilik'' suçlarından 2 kez ağırlaştırılmış müebbet ile 42 ila 66 yıl arasında hapsi talep edildi.

Tutuklu sanık Hasan Atilla Uğur'un da ''silahlı terör örgütü yönetmek'', ''pek az sayıda mermi bulundurmak veya taşımak'', ''bir adet ateşli silah ve mutat sayıda mermi bulundurmak'', ''hukuka aykırı olarak kişisel verileri kaydetmek'', ''Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etmek'', ''Türkiye Cumhuriyeti Hükümetine karşı silahlı isyana tahrik etmek'', ''Türkiye Büyük Millet Meclisini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etmek'' suçlarından 2 kez ağırlaştırılmış müebbet ve 39 ila 63 yıl arasında hapis cezasına çarptırılması istendi. İddianamede, tutuklu sanıklardan Mustafa Ali Balbay'ın da ''silahlı terör örgütüne üye olmak'', ''Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etmek'', ''devletin güvenliğine ilişkin belgeleri tahrip etmek, amacı dışında kullanmak, hile ile almak, çalmak'', ''Türkiye Cumhuriyeti Hükümetine karşı silahlı isyana tahrik etmek'', ''Türkiye Büyük Millet Meclisini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etmek'', ''Devletin güvenliğine ilişkin gizli belgeleri temin etmek'', ''açıklanması yasaklanan gizli bilgileri temin etmek'' suçlarından 2 kez ağırlaştırılmış müebbet ile 48 yıldan 80 yıla kadar hapsi istendi.

Tutuksuz sanık Sinan Aygün'ün de ''silahlı terör örgütüne üye olmak'', ''Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etmek'', ''Türkiye Cumhuriyeti Hükümetine karşı silahlı isyana tahrik etmek'', ''Türkiye Büyük Millet Meclisini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etmek'' suçlarından 2 kez ağırlaştırılmış hapis ve 30 ila 45 yıl arasında hapsi istenen iddianamede, tutuklu sanık Ahmet Tuncay Özkan'ın da ''silahlı terör örgütüne üye olmak'', ''tehlikeli maddeleri izinsiz olarak bulundurmak veya el değiştirmek'', ''Türkiye Büyük Millet Meclisini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etmek'', ''devletin güvenliğine ilişkin gizli belgeleri temin etmek'', ''ruhsatsız ateşli silahlarla mermileri satın almak, taşımak veya bulundurmak'', ''açıklanması yasaklanan gizli bilgileri temin etmek'' suçlarından 2 kez ağırlaştırılmış müebbet ve 22 ila 54 yıl arasında hapsi talep edildi.

Tutuklu sanıklardan Durmuş Ali Özoğlu'nun ''silahlı terör örgütü yönetmek'', ''Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etmek'', ''askerleri itaatsizliğe teşvik etmek'', ''Türkiye Büyük Millet Meclisini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etmek'' suçlarından 2 kez ağırlaştırılmış müebbet ve 16 ila 27 yıl arasında hapsi öngörülen iddianamede, tutuklu sanıklar İbrahim Özcan ve Kemal Aydın'ın da ''silahlı terör örgütü yönetmek'', ''Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etmek'', ''hukuka aykırı olarak kişisel verileri kaydetmek'', ''askerleri itaatsizliğe teşvik etmek'', ''Türkiye Büyük Millet Meclisini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etmek'' suçlarından 2 kez ağırlaştırılmış müebbet ve 17 ila 31'er yıl arasında hapisleri istendi.

İddianamede, tutuklu sanık Neriman Aydın'ın da ''silahlı terör örgütü yönetmek'', ''Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etmek'', ''hukuka aykırı olarak kişisel verileri kaydetmek'', ''yargıç üzerinde nüfuz kullanmak'', ''askerleri itaatsizliğe teşvik etmek'', ''Türkiye Büyük Millet Meclisini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etmek'' suçlarından 2 kez ağırlaştırılmış müebbet ile 20 ila 31 yıl arasında hapsi talep edildi.

-ÇÖMEZ'İN DE AĞIRLAŞTIRILMIŞ MÜEBBETİ İSTENDİ-

Hakkında yakalama kararı bulunan eski milletvekili Turhan Çömez'in de ''Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etmek'', ''silahlı terör örgütüne üye olmak'' suçlarından ağırlaştırılmış müebbet ve 7,5 ila 15 yıl arasında hapsi istenen iddianamede, tutuklu sanık Birol Başaran'ın da ''silahlı terör örgütüne üye olmak'', ''Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etmek'', ''Türkiye Cumhuriyeti Hükümetine karşı silahlı isyana tahrik etmek'' suçlarından ağırlaştırılmış müebbet ve 30 ila 45 yıl arasında hapis cezasına çarptırılması öngörüldü.

-HAPİSLERİ İSTENENLER-

İddianamede, tutuklu sanıklardan Adil Serdar Saçan'ın ''silahlı terör örgütüne üye olmak'', ''açıklanması yasaklanan gizli bilgileri açıklamak'' suçlarından 12 ila 23 yıl, Gürbüz Çapan'ın ''silahlı terör örgütüne üye olmak'', ''ateşli silahlarla mermileri satın almak, taşımak veya bulundurmak'' suçlarından 8,5 ila 18 yıl, Emcet Olcaytu'nun ''silahlı terör örgütüne üye olmak'', ''özel hayatın gizliliğini ihlal etmek'', ''hukuka aykırı olarak kişisel verileri kaydetmek'' suçlarından 10 ila 30 yıl, Arif Doğan'ın ''silahlı terör örgütüne üye olmak'', ''uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapmak veya sağlamak'', ''sayı ve nitelik bakımından vahim olan silah veya mermilerin satın almak, taşımak, bulundurmak'', ''açıklanması yasaklanan gizli bilgileri temin etmek'' suçlarından 21 ila 50 yıl, Muzaffer Öztürk'ün de ''silahlı terör örgütüne üye olmak'', ''uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapmak veya sağlamak'', ''sayı ve nitelik bakımından vahim olan silah veya mermileri satın almak, taşımak, bulundurmak'', ''örgüte bilerek, isteyerek yardım etmek'' suçlarından 19 ila 43 yıl arasında hapsi istendi.

Tutuklu sanıklardan Mehmet Ali Çelebi'nin de ''silahlı terör örgütü yönetmek'', ''hukuka aykırı olarak kişisel verileri kaydetmek'' suçlarından 15 ila 27 yıl arasında hapsi öngörülen iddianamede, tutuklu sanık Hüseyin Keskin ile tutuksuz sanıklardan Ertaç Giray'ın ''silahlı terör örgütüne üye olmak'', ''2863 sayılı kanuna aykırılık'', ''örgüte bilerek isteyerek yardım etmek'', ''ruhsatsız ateşli silahlarla mermileri satın almak, taşımak veya bulundurmak'' suçlarından 10 ila 23'er yıl hapisleri talep edildi.

İddianamede, tutuksuz sanıklardan İlker Güven'in ''silahlı terör örgütüne üye olmak'' ve ''açıklanması yasaklanan gizli bilgileri temin etmek'' suçlarından 9 ila 20 yıl, Yüksel Dilsiz, Tunç Akkoç, Noyan Çalıkuşu, Muhammed Murat Avar ve Siyami Yalçın'ın ''silahlı terör örgütüne üye olmak'', ''hukuka aykırı olarak kişisel verileri kaydetmek'' suçlarından 8 ila 18'er yıl, Ferda Paksüt'ün ''silahlı terör örgütüne bilerek ve isteyerek yardım etmek'' suçundan 9 ila 20 yıl, Ufuk Mehmet Büyükçelebi'nin ''silahlı terör örgütüne üye olmak'', ''ruhsatsız ateşli silahlarla mermileri satın almak, taşımak veya bulundurmak'' suçlarından 9 ila 20 yıl, Mahir Akkar ve Levent Temiz'in ''silahlı terör örgütüne üye olmak'', ''bir adet ateşli silah ve mutat sayıdaki mermileri bulundurmak'' suçlarından 9 ila 18'er yıl hapisleri istendi.

İddianamede, tutuklu sanıklar Osman Gürbüz, Hamza Demir ve Süleyman Solmaz ile tutuksuz sanıklar Barbaros Hayrettin Altıntaş, Erol Mütercimler, Emin Şirin, Hakan Şanlı, Halis Yavuz Işıklar, Tanju Güvendiren, Adnan Türkkan, Mesut Özcan, Hüseyin Nazlıkul, Adnan Bulut, Merdan Yanardağ, Murat Ağırel, Selim Utku Gümrükçü, Evrim Baykara, Fatma Sibel Yüksek, Eren Mumcu, Önder Koç, Hasan Hüseyin Uçar, Yaşar Tozkoparan, Doğukan Yorulmaz, Hatice Bahtiyar ve Ercüment Ovalı'nın da ''silahlı terör örgütüne üye olmak'' suçundan 7,5 ila 15'er yıl arasında hapisleri talep edildi.

TURAN ÇÖMEZ-FERDA PAKSÜT İRTİBATI

''Ergenekon'' soruşturmasının ikinci iddianamesinde, sanık Turan Çömez'in ''Ergenekon''un siyasi partileri bölüp, parçalama veya farklı partilerin tek merkezden yönetilmesi amacı kapsamında, özellikle kapatma davası sürecinde sanık Ferda Paksüt ile irtibata geçtiği, Paksüt'ten aldığı gizli ve stratejik bilgileri örgütün yöneticilerine ulaştırdığı öne sürüldü.

İddianamede, Ordu ve kuvvet komutanlığı yapmış şüpheli Şener Eruygur'un emekli olduktan sonra geçmişte önemli suçlar işleyip mahkum olan hükümlü Semih Tufan Gülaltay ile toplantı yapmasının, ''Ergenekon'' gizli yapılanmasının nasıl yönetildiğini, toplumsal olaylarda infiale neden olan basit gibi görünen fiillerin hangi makamlardaki görevliler tarafından yönlendirildiğini çok açık ortaya koyduğu vurgulandı.

Örgütün ülkede kaos ortamı yaratmak için eylemler düzenlediği ifade edilen iddianamede, Mersin ve diğer illerde meydana gelen ''bayrak yakma olayları'' sonucu oluşan atmosfer ortamında İşçi Partisi tarafından organize edilen ''Bayrak Mitingi'' yürüyüşlerinin Diyarbakır'da tertiplenmesinin de örgütün kaos ortamı oluşturmak için her yöntemi denediğini ortaya koyduğu kaydedildi.

Sanık Hurşit Tolon'un ifadesinde, hiçbir siyasi oluşum içinde olmadığını beyan etmesine rağmen birçok siyasi oluşumu doğrudan yönlendirip koordine ettiğinin belirlendiği ileri sürülen iddianamede, aynı konuda bu dosyada mevcut askeri şahısların örgütsel irtibatlarına bakıldığında hem görevli askeri şahısların hem de emekli olan askeri şahısların irtibatlarının hayatın olağan akışına uygun olmadığına dikkat çekildi.

-NECİP HABLEMİTOĞLU'NUN ÖLDÜRÜLMESİ OLAYI-

Sanık Osman Gürbüz'ün, 2002 yılında Necip Hablemitoğlu'nun öldürülmesi işini Veli Küçük'ün huzurunda gizli tanık 9'a teklif ettiği, tanığın kabul etmemesi üzerine Küçük'ün Osman Gürbüz'e hitaben ''Bu iş yine sana kaldı'' dediği anlatılan iddianamede, Hablemitoğlu'nun bir seneye kalmadan öldürüleceğinin, tutuklu sanık Habip Ümit Sayın'ın bilgisayarlarında yapılan dijital incelemelerde bulunan e-mail yazışmalarından anlaşıldığı kaydedildi. İddianamede, söz konusu yazışmalarda ''Hablemitoğlu'nun örgüt üyelerince çok sevilmediği, tehlikeli kişilerle ilişkilerde bulunduğu, MİT Müsteşarlığına adının geçtiği ve sakıncalı hareketler yaptığı'' yönünde ifadeler yer aldığı belirtildi.

İddianamede ''Hablemitoğlu'nun bir seneye kalmadan öldürüleceği belirtilmiş ve öldürmüştür. Ancak failleri bugüne kadar bulunamadığı gibi fail olarak adı geçen İbrahim Çiftçi'nin de bu hususta şüpheli olarak ifadesi alındıktan sonra herhangi bir dava açılmadan 2 Ekim 2006'da iki el bombasıyla öldürülmesi ve bu bombaların tutuklu sanık Oktay Yıldırım'dan elde edilen bombalarla benzerlik göstermesi de örgütsel ilişkilerin boyutlarını göstermektedir'' denildi.

''Ergenekon'' silahlı terör örgütü üyelerinin görevde iken Ergenekon'la bağlantıda oldukları, emekli olduklarında da örgütte ayrı görevlere getirildikleri öne sürülen iddianamede, örgütün ülkeyi istedikleri gibi yönetmek için ülkede kaos ortamı oluşturmaya çalıştığı, bu amaçla suikast dahil her türlü yasa dışı yola yöneldikleri, bu amaçla darbeye zemin hazırlamak ve yürütme organını ortadan kaldırmaya yönelik çalışmalar yaptıklarının anlaşıldığı bildirildi.

İddianamede, elde edilen resmi içerikli ve gizli belgelerde oluşuma ''Cumhuriyet Çalışma Grubu'' adı verildiği, bu isimle oluşturulan grubun askeri müdahaleye zemin hazırlamak amacıyla yaptıkları planlara ''Sarı Kız'', ''Ay Işığı'', ''Yakamoz'' ve ''Eldiven'' gibi kod isimleri verdiklerinin belirlendiği ifade edildi.

-''AYNI MERKEZDEN YÖNETİLİYOR''-

Sanık Şener Eruygur'un, emekli olmadan önce hükümeti devirmeye yönelik eylem ve fiilleri sırasında alınan örgütsel kararlar gereği, emekli olunca da aynı eylem ve fiillerini devam ettirmek için Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD), aynı fiilere iştirak eden şüpheli Ahmet Hurşit Tolon'un Anadolu Uyanış Hareketi Platformunun başına geçirildiği anlatılan iddianamede, Ankara Ticaret Odası Başkanı olan sanık Sinan Aygün'ün odanın tüm imkanlarını Ergenekon terör örgütünün faaliyetlerinin kullanımına açtığı belirtildi.

İddianamede, Ergenekon terör örgütünün etkisi altında bulunan sivil ve askeri üyeler ile medya, sivil toplum ve siyasi partilerde bulunan örgüt üyelerinin hepsinin aynı merkezden yönetildiği, alınan kararların aynı anda uygulamaya konulduğu ve tüm birimlerin aynı anda harekete geçirildiği bildirildi.

İddianamede, ''Soruşturma aşamasında vefat eden Kuddusi Okkır'ın hazırladığı 'Devletin Yeniden Yapılanması' belgesinde, devlet kurumlarından mafyaya, tarikatlardan orduya ve istihbarata kadar sızılması gerektiği belirtildiği halde, terör örgütlerine sızılması diye bir amacın bulunmaması da aynı merkez tarafından oluşturulan planların uygulanması için oluşturulduğunu ortaya koymaktadır'' denildi.

-''ÖRGÜTÜN AMAÇLARI TELEVİZYONDAN YAYINLANDI''-

Harp okulu öğrencilerine yönelik olarak sanıklar Kemal ve Neriman Aydın'ın Türk Silahlı Kuvvetleri ve harp okullarına sızma, örgütlenme ve elaman kazanma faaliyetlerini yürüttükleri kaydedilen iddianamede, şöyle devam edildi:

''Sanık Tuncay Özkan'ın, bir dönem Kanaltürk adlı televizyon kanalının görünüşte sahibi ve 'Biz Kaç Kişiyiz' isimli platformun kurucusu ve başkanı olduğu, Tanju Güvendiren'in legal olarak televizyon ve platformla alakasının bulunmamasına rağmen Tuncay Özkan ile Ergenekon terör örgütünün üst düzey görevlileri arasında irtibatları ve maddi olarak Tuncay Özkan'a finansman desteği sağladığı, ayrıca Tuncay Özkan'ı yönlendirdiği anlaşılmıştır.''

Tuncay Özkan'ın, sanık Adil Serdar Saçan'ın hem emniyet müdürü olduğu dönemde hem de meslekten atıldığı dönemde görevi gereği elde ettiği bilgi ve belgeleri televizyon kanallarında yayınlamak suretiyle örgütün amaçlarına uygun faaliyetlerde bulunduğu anlatılan iddianamede, sanıklar Hüseyin Nazlıkul, Murat Ağırel, Selim Utku Gümrükçü, Evrim Baykara, Mahir Akkar, Merdan Yanardağ ve Mesut Özcan'ın, örgütün amaçları doğrultusunda kurulan televizyon kanalı ve sivil toplum örgütlerinin faaliyetlerinde görevli oldukları, sanıklar Fatma Sibel Yüksek, Ufuk Mehmet Büyükçelebi'nin de medya yapılanması içinde yer aldıkları ifade edildi.

Sanık Emcet Olcaytu'nun, örgüt üyesi olduğu ve soruşturmayı yürüten Cumhuriyet savcıları hakkında istihbarı bilgiler topladığı anlatılan iddianamede, eski ülkü ocakları başkanı olan sanık Levent Temiz'in Sedat Peker'in organize ettiği ''Kızıl Elma'' koalisyonu olarak adlandırılan örgütsel birlikteliğin oluşturulmasında görev aldığı belirtilerek, şöyle denildi:

''Sanık Turan Çömez'in örgütün amacı doğrultusunda, Ergenekon'un siyasi partileri bölüp parçalama veya farklı partilerin tek merkezden yönetilmesi amacı kapsamında özellikle kapatma davası sürecinde şüpheli Ferda Paksüt ile irtibata geçerek ondan aldığı gizli ve stratejik bilgileri, örgütün yöneticilerine ulaştırarak kamuoyunu yönlendirmeye çalıştıkları, aynı zamanda örgütün stratejisine uygun olarak partiyi bölüp etkisiz ve yürütme yetkisini kullanamayacak hale getirmeye hedefledikleri belirlenmiştir.

Sanık Emin Şirin'in Ergenekon'un siyasi partileri bölüp parçalama veya farklı partilerin tek merkezden yönetilmesi faaliyetlerine, milletvekili olduğu dönemde ve görevi sona erdikten sonrada devam ettiği anlaşılmıştır.''

-SİNAN AYGÜN-

İddianamede, sanık Sinan Aygün'ün evinde yapılan aramada, kendisine ait kasada 2.5 milyon avro bulunduğu, şahsi parası olduğunu beyan etmesi üzerine paraya savcılığın talimatıyla o an için el konulmadığı belirtildi.

Aygün'ün kendisini, bir sivil toplum örgütü lideri olarak vasıflandırdığı dile getirilen iddianamede, MASAK tarafından yapılan incelemede, Aygün'ün vermiş olduğu gelir vergileri mukayese edildiğinde orantısızlık bulunduğunun görüldüğü kaydedildi.

İddianamede, böylesine büyük meblağdaki paranın kasada bulundurulmasının ticaret mantığı açısından karlı bir iş olmadığı, bu sebeple bu paranın terörün finansmanında kullanılma şüphesi taşıdığının belirtilmesi üzerine, nöbetçi mahkemece paraya el konulması kararı verildiği anlatıldı.

Daha sonra şüpheli tarafından verilen gayrimenkul teminatları karşılığında paranın kendisine iade edildiğinin mevcut tutanak ve mahkeme kararlarından anlaşıldığı belirtilen iddianamede, şüphelinin ticaret yaptığını beyan etmesine rağmen parasını bankaya koymayıp evinde kasada saklaması, arama kararından sonra da parayı eşinin üzerine bankaya yatırmasıyla, ''parayı, Ergenekon silahlı terör örgütünün faaliyetlerinin finansmanında kullanılmak üzere hazır bulundurduğu'' sonucuna ulaşıldığı bildirildi.

İddianamede, el konulmasının ardından yatırıldığı bankaca aylık yaklaşık 10 bin Avro faiz verilmesinden de bu paranın evin kasasında saklanmasının ticaret yapan bir kişinin mantığıyla izahının mümkün bulunmadığının anlaşıldığı kaydedilerek, yapılan aramadan sonra paranın Sinan Aygün'ün eşi adına bankaya yatırılmasının da para hakkındaki şüphelerin artmasına sebep olduğu ifade edildi.

İddianamede, şu bilgilere yer verildi:

''Elde edilen belgelerde, şüphelinin örgütsel faaliyet içindeki derneklere yardım yaptığına ilişkin teşekkür mektupları ve yine yardım için Aygün'e gidileceğine dair mektuplardan, Sinan Aygün'ün Ergenekon silahlı terör örgütünün finansman işlerine yardımcı olduğu, yöneticisi olduğu ATO tesislerini örgütün propagandası için düzenlenen panel ve konuşmalarda kullandırdığı, birçoğunu tanımadığını iddia ettiği yargılaması devam eden örgüt üyelerinden İsmail Yıldız, Ayşe Asuman Özdemir, Hayrettin Ertekin, Muammer Karabulut, Kemal Kerinçsiz, Güler Kömürcü, Hüseyin Görüm, Sevgi Erenerol, Veli Küçük, Hayrullah Mahmut Özgür ve Bekir Öztürk ile örgütsel irtibatlarının tespit edildiği, Kuvvai Milliye Derneği bürosunun tutulmasından, dernek başkanı Bekir Öztürk'ün tayin işinin yapılmasına kadar ilgilenip Abdüllatif Şener ile görüşüp referans olduğu, önceki dosyamızda mevcut e-mail görüşmelerinden anlaşılmıştır.

Yine devam eden soruşturma dosyasından şüpheliler Ahmet Hurşit Tolon, İbrahim Özcan, Durmuş Ali Özoğlu, Hasan Atilla Uğur, Mehmet Şener Eruygur, Levent Ersöz, Vedat Yenerer, Ufuk Büyükçelebi, Erol Mütercimler, Mustafa Ali Balbay, Turan Çömez ve Levent Temiz ile örgütsel irtibatlarının bulunduğu, bilgisayarında yapılan incelemelerde bu kişilerle MSN yoluyla birbirlerine mesajlar attıkları, e-posta iletileriyle tamamen Ergenekon silahlı terör örgütünün amaçları doğrultusunda hazırlanmış yazıları kendi içlerinde birbirlerine gönderdikleri tespit edilmiştir.''

-EMEKLİ ORAMİRAL ÖRNEK'İN GÜNLÜĞÜNDEKİ İFADELER-

İddianamede, emekli Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Özden Örnek'in 2003-2005 yılları arasında yazdığı ''Anılar'' adlı günlüğün incelenmesi sonucu, Aygün hakkında sarf edilen şu cümlelere de yer verildi:

''ATO Başkanı Sinan Aygün'ün Ziyareti: Sinan Aygün, ilginç kişiliği olan bir insan. Bizlere böyle devre devre gelir ve kendi görüşlerini anlatır. Bazen kendisinden iyi bilgiler alırız. Bu kez de biraz ileri giderek konuştu. Ülkenin her yönüyle elden gittiğini, TSK'nın ne zaman bir şeyler yapacağını ve sesini çıkaracağını sordu. 'Bütün halk ümidini size bağlamış, ama sizden bir kıpırdanma gelmeyince herkesin morali bozuluyor' dedi. Kendisine, 'bizden önce kıpırdayacak olan sivil kuruluşlardır. Herkes bileti TSK'ya kesmiş, kimse bir eylem yapmak teşebbüsünde bulunmuyor. Eğer kanaat, ülkenin elden gittiği şeklinde ise önce sivil kuruluşlar kıpırdasınlar. Biz hiçbir şey yapamayız' dedim. Bana, 'bunlar iktidar olurken askerden çok korkuyorlardı, ama artık askerden korkuları kalmadı. İstediklerini yapıyorlar ve çekinmeden yapıyorlar' dedi.''

İddianamede, Aygün'ün, ''ülkenin her yönüyle elden gittiğini'' söyleyerek, açıkça askerin darbe yaparak yönetime el koyması için tahrik ettiğinin anlaşıldığı kaydedildi.

-YARARLANILABİLECEK KURULUŞLAR ARASINDA-

Ahmet Hurşit Tolon ve Mehmet Şener Eruygur'da ele geçen Cumhuriyetçi Çalışma Grubu raporlarından ''Eldiven'' ve ''Demir Yumruk'' başlıklı darbe çalışma slaytlarında Sinan Aygün'ün ve ATO'nun, yararlanılabilecek kişi ve kurumlar arasında sayıldığı kaydedilen iddianamede, şöyle denildi:

''Yine şüpheli Sinan Aygün'ün hem Kuvvai Milliye Derneği ile irtibatları, hem örgüt içi konuşmalarda örgütün A takımını oluşturan kişilerden olduğunun belirtilmesi, hem de 2004'te Cumhuriyetçi Çalışma Grubu darbe çalışması faaliyetleri içinde önemli yer tutan ve birçok kuvvet komutanı ve Ordu komutanının resmi kıyafetlerle katıldığı 3 Mart 2004 tarihli 'darbe öncesi gözdağı verme provası' olarak değerlendirilen toplantıya ev sahipliği yapması, diğer delillerle ve özellikle de mevcut telefon görüşmelerinde ifade edildiği üzere sanığın, kendisinin başkanı bulunduğu kuruluşun üyeleri ile özellikle irtibat halinde bulunduğu kitlelere askeri müdahalenin gerekliliği hususunda telkin ve kışkırtmalarda bulunduğu, bu hususun Özden Örnek'e ait günlüklerde de yer aldığı, ayrıca 'kriz ortamı oluşacak, parti kapatılacak ve yeni bir oluşuma gidilecek' varsayımıyla hareket ederek halkı hükümete karşı isyana tahrik ettiği ve yürütme organı yetkisini kullanan partiyi bölmek için değişik kişilerle kulis faaliyetleri yapması ile birlikte ele alındığında, Sinan Aygün'ün Ergenekon silahlı terör örgütü içinde üst düzey görevlerde faaliyet gösteren örgüt üyesi olduğu, yürütme organını devirmeye teşebbüs eylemlerine iştirak ettiği, halkı hükümete karşı isyana tahrik ettiği, terör suçlarının işlenmesinde kullanılmak üzere 2.5 milyon Avro fon sağladığı ve evinde bu amaçla sakladığı, 3713 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince fon kullanılmamış olsa bile cezalandırılması ve gerekçe ile zor alımının gerektiği anlaşılmış olmakla, belirtilen eylemleri gereğince TCK'nın 311/1, 312/1 313/1 314/2, 3713 sayılı Kanunun 8/l (2. cümle), 5, TCK'nın 53, 55/1, 58/9, 63. maddeleri gereğince cezalandırılması talep edilmiştir.''

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious

*

*


*