'2007'nin en kötü senaryosu'

  • Giriş : 31.12.2006 / 00:00:00

Murat Yalçıntaş, 2007 yılının ilk yarısı için olabilecek en kötü senaryonun, baskılar sonucu hükümet ve AK Partinin de erken seçim kararını desteklemesi olduğunu söyledi.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Yalçıntaş, ABD, AB ve Japonya’nın enflasyon endişelerine bağlı olarak faiz artışlarına yönelmesinin, dünya ekonomisinin büyüme performansına yönelik tedirginliği artırdığını ve bu çerçevede küresel sermayenin Türkiye gibi gelişmekte olan ekonomilere yönelik ilgisinin azalacağına yönelik endişelerin, Mayıs-Haziran döneminde döviz kurlarında bir dalgalanma yarattığını kaydetti.
Murat Yalçıntaş, sonbahar başında Türk ekonomisinde sıkıntılara neden olan küresel endişelerin önemli ölçüde dağıldığına ve bunun bir sonucu olarak yılın hayli sakinleşmiş bir döviz kuru seviyesiyle kapatıldığına işaret etti.
2006 yılında devam eden dış ticaret ve cari işlemler açığındaki büyümenin
dikkatle izlenmesi gerektiğini bildiren Yalçıntaş, "Bununla birlikte, kamu maliyesi alanında gözlenen disiplin ve geçen sene olduğu gibi, Hükümetin 2006 bütçesinde de bütçe açığı boyutunda yeni bir olumlu rekora imza atacak olması, Hazinenin borçlanma yükünün azalması ve Hazinenin hem iç hem de dış borçlanmada net borç ödeyicisi olması olumlu gelişmeler olarak vurgulanabilir" ifadelerini kullandı. Yıl sonunda 16 milyar dolara ulaşması beklenen doğrudan yatırım amaçlı yabancı sermaye girişini de olumlu gelişmeler hanesine ekleyen Yalçıntaş, iç talepteki yavaşlama ile enflasyon ve faizlerde gözlenen yükselmenin ise olumsuz gelişmeler olarak ortaya çıktığına dikkat çekti.

2007 YILI BEKLENTİLERİ
AB üyeliği konusunda 2007 yılında yeni bir gelişme beklenmemesi gerektiğini kaydeden Murat Yalçıntaş, ekonomi çevrelerinin yakından ilgileneceği konunun AB değil, küresel ekonomideki gelişmeler ve Türkiye’deki seçimler olduğunu belirtti.
Yalçıntaş, dış ticaret ve cari işlemler açığının 2007 yılında da süreceğini, ancak bu açığın yabancı sermaye ile finanse edilebileceğini belirterek, şunları kaydetti:
"Gerek Cumhurbaşkanlığı seçimi, gerekse de genel seçimler, Türk ekonomisinin son 4 yıldır başarılı bir performans ortaya koymasına önemli katkı sağlamış olan siyasi istikrarın devamını sağlayacak şekilde sonuçlanmalıdır. Bu konuda, gerek Hükümetin, gerekse de Meclisteki diğer partilerin gerekli özeni gösterecekleri beklentisindeyiz. Türkiye’nin her iki seçim sürecini de başarılı bir şekilde gerginlik ve istikrarsızlık yaşamadan tamamlaması, Türk ekonomisinin performansına önemli katkı sağlayacaktır. Ayrıca, doğrudan yatırım amaçlı yabancı sermaye girişini de hızlandıracaktır."

KAYIT DIŞI EKONOMİYLE MÜCADELE
Murat Yalçıntaş, Türk sanayicisinin küresel rekabet gücünü artırmak için kayıt dışı ekonomiyle mücadelenin, verginin tabana yayılmasının ve bu sayede kayıt altındaki işletmelerin vergi ve sosyal güvenlik kesinti yükleri ile kamu kesinti yüklerinin hafifletilmesinin önem taşıdığına dikkat çekti.
Hükümetin, seçim yılı olmasına rağmen, kamu maliyesi alanında disiplini bozmamak ve seçim ekonomisi uygulamamak konusunda kararlı olduğunu belirten Yalçıntaş, "Kayıt dışı ekonomiyle mücadele ve Türk iş dünyasının küresel rekabet becerisini iyileştirme, 2007 yılında en önemli sorunumuz olarak gözükmektedir" ifadesini kullandı.
Türkiye’nin ihracatını 100 milyar dolara çıkarmasıyla işsizlik sorununda da önemli mesafe katedileceğini kaydeden Yalçıntaş, tarımda yeniden yapılanmanın önemine işaret etti.
Ticaret dünyası için iç talepteki değişimlerin önem taşıdığını vurgulayan Yalçıntaş, 2006 yılının üçüncü çeyreğine ait büyüme ve iç talep verilerinin, Merkez Bankasının sıkılaştırılmış para politikası tercihlerine bağlı olarak bir yavaşlamaya işaret ettiğini belirtti.
Yalçıntaş, şunları kaydetti:
"Merkez Bankası, Cumhurbaşkanlığı seçimi ve genel seçimlerin olası siyasi risklerine bağlı olarak, gerek gördüğünde politika faizini, yani kısa vadeli gösterge faizi yıl sonuna kadar aynı seviyede tutacağına işaret etmekte. Bu nedenle, iş dünyasının 2007 yılı için iç talepten çok, dış talebe bağlı bir satış ve pazarlama hedefi şekillendirmesinde fayda vardır.
Keza, konut kredisi faizlerinin yüksekliğine bağlı olarak, gayrimenkul ve inşaat sektöründe de göreceli bir sakinlik bekleniyor. İç talepteki genel sakinliğin aynı zamanda ithal tüketim ve dayanıklı tüketim mallarına yansıyacağı da ifade edilebilir. Bu durumda, yerli firmalar, ithal ürünlere yönelik ilgideki azalmayı iyi değerlendirebilirler." Yalçıntaş, ihracattaki artışın umut verici olduğuna işaret ederek, 2007 yılında ihracatın aylık bazda ortalama 8 milyar dolar seviyesine oturmasının, Türkiye’yi 2007 yıl sonu ihracat hedefi olan 95 milyar dolarlık bir hacme ulaştırabileceğini ifade etti.

'EN KÖTÜ SENARYO AK PARTİ’NİN ERKEN SEÇİMİ DESTEKLEMESİDİR'
Cumhurbaşkanlığı seçimi sürecinde gergin bir hava oluşmasının, kur ve faiz seviyesini olumsuz etkileyeceğini belirten İTO Başkanı, "Artan siyasi gerginlikten yabancı sermaye de rahatsızlık duyarsa, Halkbank ve enerji dağıtım şirketi özelleştirmelerine beklenen talep gelmediği gibi, Türkiye’ye net sermaye girişi de yavaşlayabilir" değerlendirmesini yaptı.
Genel seçimlerin sonucunda, çok partili bir koalisyon hükümeti modelinin ağırlık kazanmasının, iş dünyasını, reformların yürütülmesi açısından tedirgin edeceğine işaret eden Yalçıntaş, "2007 yılının ilk yarısı için olabilecek en kötü senaryo ise, baskılar sonucunda Hükümet ve AK Parti’nin de erken seçim kararını desteklemesidir. Biz ekonomi çevreleri erken seçim faktörüne sıcak bakmıyoruz ve siyasi dengeleri daha da sıkıntıya sokacağını düşünüyoruz" ifadesini kullandı.
ABD ekonomisinin genel durumunu da yakından izlediklerini kaydeden Yalçıntaş, ABD ekonomisindeki yavaşlamanın genel anlamda mal ve hizmet talebinde bir gerilemeye dönüşmesinin, Türkiye’nin ihracatı için olumsuz etkileri olacağını belirtti.
Yalçıntaş, "Eğer, ABD Merkez Bankası yılın ilk yarısında bir birim, ikinci yarısında da bir birim faiz indirir ise, küresel sermayenin Türkiye’ye yönelik ilgisi sürer ve cari açığın finansmanında sorun çıkmaz. Ayrıca, doğrudan yabancı sermaye yatırım girişi aksamaz" yorumunu yaptı.

2007 YILI MAKRO EKONOMİK BEKLENTİLERİ
2007 yılında Merkez Bankası’nın sıkılaştırılmış para politikasının seyrini
yakından izleyeceklerini ifade eden Murat Yalçıntaş, yılın ilk yarısında, yüzde 9,5 civarındaki yıllık enflasyonun, yüzde 7,5 ile 8,5 arasındaki bir aralığa gerileyebileceğini belirtti. Yalçıntaş, şöyle konuştu: "Yılın ikinci yarısında ise, iç talepteki sakinliğin derinlik kazanmasına bağlı olarak enflasyonun yılı yüzde 5 ile 7,5 arasında kapatacağını söyleyebiliriz. Buna karşılık, iç talebin yılın ikinci yarısında bir miktar toparlanması ve iş dünyasının ihracat performansını 94-95 milyar dolar seviyesine taşıması halinde yüzde 4,5 ile 5 arasında, yani Hükümetin büyüme hedefine yakın bir büyüme yakalanabilir. Öte yandan 2007 yılı için iç talep üzerindeki baskı sürecek ise, istihdam artışı zor gözüküyor. İşsizlik oranı yüzde 9 ile 10 arası dalgalanmasını sürdürür." Dolar kuru ve faizler gibi ekonomik göstergeler için 2007 sonu beklentilerini de açıklayan Yalçıntaş, şunları kaydetti: "2007 yılı için yıl sonu dolar kurunu, ekonomik ve siyasi konjonktürün normal seyretmesi koşulu ile, 1,45 ile 1,55 YTL arasında tahmin etmekteyim. Avro için parite hareketini dikkate alarak, yıl sonu için 1,90 ile 2,00 YTL arası bir tahminde bulunuyorum. Seçimlerin başarılı geçmesine bağlı olarak, sonbahar sonu gibi yıllık kredi faiz oranlarının yüzde 10-13 bandına kadar gerileyeceğini, mevduat faiz oranlarının da bu seviyeye geleceğini tahmin etmekteyim. Hazinenin borçlanma faizi de yüzde 13-15 aralığına gerileyebilir. İhracat aylık 8 milyar dolar bandına oturur ise, 95 milyar dolarlık hedef hayal değil. Nitekim, Kasım ayında 8,6 milyar doları yakaladık."

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious