2008-2012 dönemi orta vadeli mali çerçeve açıklandı

2008-2012 dönemi orta vadeli mali çerçeve açıklandı.8853
  • Giriş : 04.05.2008 / 13:50:00

Şimşek, Ekonomi planı ile Türkiye'de altyapı yatırımlarını hızlandıracak bir perspektif sunulduğunu bildirdi.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Devlet Bakanı Mehmet Şimşek, Orta Vadeli Ekonomik Program ile önümüzdeki dönemde Türkiye'nin rekabet gücünü ve istihdamını artıracak, Türkiye'de altyapı yatırımlarını hızlandıracak bir perspektif sunulduğunu bildirdi.

Devlet Bakanı Mehmet Şimşek ve Maliye Bakanı Kemal Unakıtan, Maliye Bakanlığı'da düzenledikleri ortak basın toplantı ile 2008-2012 dönemini kapsayan orta vadeli mali çerçeveyi açıkladı.

Şimşek, burada yaptığı konuşmada, bugün açıklanan Orta Vadeli Ekonomik Program ile önümüzdeki 4-5 yıllık dönemde yapılacak yapısal reformlar ve altyapı yatırımlarını da içerecek şekilde bir öngörülebilirliği artıran perspektif sağlanmak istediğini söyledi.

Türkiye'nin kamu borç dinamiklerine ilişkin son gelişmeler hakkında da bilgi veren Bakan Şimşek, son yıllarda gerek mali disiplinde, gerek özelleştirme politikalarında son derece kararlı bir tutum sergilendiğini ve bunun sonucunda toplam kamu açığına ilişkin Maastrich kriterlerinin tutturulduğunu, AB tanımlı kamu borç yükünün de AB 27 ortalamalarının çok altına çekildiğini, faiz harcamalarının vergi gelirlerine oranının çok keskin bir şekilde düşürüldüğünü, kamu borcunun vade ve döviz kompozisyonunda çok önemli iyileşmeler sağlandığını kaydetti.

Kamu net borç stokuna bakıldığı zaman 2005 yılından bu yana sürekli bir şekilde net kamu borç stokunun aşağıya doğru indiğini belirten Şimşek, Türkiye'nin bu anlamda da 4 yıldır Maastrich kriterlerini tutturduğunu bildirdi.

Şimşek, "Burada özellikle 2 konunun altını çizmek istiyorum. Biz bu orta vadeli mali çerçeveyi açıklarken özellikle önümüzdeki dönemde Türkiye'nin rekabet gücünü artıracak, Türkiye'de istihdamı artıracak, Türkiye'de altyapı yatırımlarını hızlandıracak bir perspektif sunuyoruz. Ama bu perspektif kamu borç stokunun 2002 yılı sonu itibariyle aşağı doğru gidişatını çok ciddi bir şekilde de öngörüyor. Hem bir yandan kamu borç stokunu aşağı çekeceğiz ve devam ettireceğimiz mali disiplin ile gerek Türkiye'de enflasyonun kontrol altında tutulması, gerekse cari açığın daha da kötüleşmemesi için yapılması gerekenleri içeren bir perspektif sunuyor" dedi.

Faiz dışı fazla hedefi revize edildi

Maliye Bakanı Kemal Unakıtan da, toplam kamu kesimi faiz dışı fazla oranının 2009 yılında yüzde 3, 2010 yılında yüzde 2,7, 2011 yılında yüzde 2,5 ve 2012 yılında yüzde 2,4 olmasının öngörüldüğünü açıkladı.

Bakan Şimşek ile birlikte düzenlediği basın toplantısında 2008-2012 dönemini kapsayan orta vadeli mali çerçeveyi açıklayan Unakıtan, mali programda 2008 yılına ilişkin yapılan revizyonun esas itibariyle makro ekonomik hedeflerde meydana gelen değişim ile merkezi yönetim bütçesinin gelir ve giderlerini etkileyen politika kararlarındaki değişikliklere dayandığını söyledi.

Unakıtan, aynı dönemde merkezi yönetim bütçesi tanımlı faiz dışı fazlasını ise sırasıyla yüzde 2,3, yüzde 2, yüzde 1,7 ve yüzde 1,7 olmasının hedeflendiğini vurguladı.

"Faiz dışı fazla sihirli rakamlar değil"

Faiz dışı fazla konusunun 2002'den itibaren Türk kamuoyunda fazlaca işlenen bir konu olduğunu kaydeden Unakıtan, "Bu da çok iyi bir şey. Yani kamuoyu da bununla ilgilenmeye başladı. Ancak her zaman buradan sizlere hitap ederken şunu söyledim; faiz dışı fazla bir sihirli rakam değildir, yani illa şu kadar olacak, illa bu kadar olacak diye onun üzerinde sihirli bir şekilde durmamız, yani (eskiden neyse aynen devam edecek) gibi düşünmemek icap ediyor" dedi.

Unakıtan, "Çünkü bizim gerek AB kriterlerine göre hesaplanan kamu brüt borç stokumuz, gerekse kamu net borç stoku oranımız devamlı suretle Gayri Safi Yurtiçi Hasıla'ya göre düşüş gösteriyor. Şimdi düşüş gösteren kamu borçlarına karşılık faiz dışı fazla ve diğer bazı kriterler de nazarı itibara alındığında faiz dışı fazla patikası sürekli olarak değişim gösterir. İşte bu da bunun bir yansıması" diye konuştu.

Unakıtan, faiz dışı fazla patikasının yükselmesi neticesinde 2007 yıl sonu itibariyle yüzde 38,8 olan AB tanımlı brüt kamu borç stokunun GSYH'ya oranının sonraki yıllarda da sırasıyla yüzde 37, yüzde 35, yüzde 33, yüzde 31 ve 2012 yılı sonunda da yüzde 30 olarak gerçekleşmesinin öngörüldüğünü bildirdi.

Bakan Unakıtan, bu planları hazırlarken, vergi ve özelleştirme gelirleri konusunda muhafazakar bir tutum sergilediklerini belirterek, ama uygulama gerçekleşmelerinin her zaman hedeflerin üzerinde olduğunu ifade etti.

Vergi gelirlerinin artırılması amacıyla vergi artışının olmadığını vurgulayan Unakıtan, "Eğer vergi gelirlerinde kalıcı bir artış olursa, faiz dışı fazla ve bütçe hedeflerini bozmamak şartıyla, yatırıma dayalı harcamaları artırabiliriz" dedi.

Bütçe açıklarının GSYH'ye oranı

Uzun yıllar yüksek seviyede seyreden bütçe açığı sorunları ile karşı karşıya kalan Türkiye'nin, son yıllarda gelir ve gider politikaları arasında gerçekleştirilen uyum, bütçe giderlerinde sağlanan etkinlik ve tasarruf ile vergi gelirlerinde gösterilen yüksek performans sayesinde bütçe açığının azaltılmasında önemli mesafe kaydettiğini anlatan Bakan Unakıtan, bu başarının altında, kararlılıkla yürütülen maliye politikaları ve gerçekleştirilen yapısal reformların olduğunu belirtti.

Kararlılıkla uygulanan mali disiplin sayesinde bütçe açıklarının GSYH'ye oranının yıllar itibariyle sürekli azalarak, 2002'de yüzde 11,5 iken 2007'de yüzde 1,6 olarak gerçekleştiğini kaydeden Bakan Unakıtan, bu yıl için bu oranın yüzde 1,4 düzeyinde gerçekleşmesini beklediklerini bildirdi.

Unakıtan, bu oranın, 2009'da yüzde 1,4, 2010'da yüzde 1,3, 2011'de yüzde 1,7 ve 2012'de yüzde 1,6 olarak gerçekleşmesinin planlandığını bildirdi.

Hedeflenen bütçe açığı oranlarının gerçekleşmesi halinde Türkiye'nin 2005 yılında yakalamış olduğu düşük oranlı bütçe açığı trendini 8 yıl boyunca aralıksız sürdürmüş olacağına işaret eden Bakan Unakıtan, bunun devam ettirilmesi, "eski krizlere, günlere dönülmemesi" için de sağlıklı vergi gelirleri ile harcama yapılması gerektiğini vurguladı.

Bütçe gelirlerinin GSYH'ye oranı

Belirlenen hedeflere ulaşmanın temel koşulunun bütçe gelir ve gider hedeflerinin gerçekçi ve sürdürülebilir şekilde belirlenmesi olduğunuv urgulayan Bakan Unakıtan, 2007'de yüzde 20,6 olan merkezi yönetimb ütçesi gelirlerinin GSYH'ye oranının 2008 ve 2009 yıllarında yüzde 20,4, 2010'da yüzde 20,3, 2011'de yüzde 20,2, 2012'de ise yüzde 20 seviyesinde gerçekleşmesinin öngörüldüğünü bildirdi.

Verilen bilgiye göre, vergi gelirlerinin GSYH'ye oranı, 2007 ve 2008'de yüzde 17,8 düzeyinde iken, 2010'da yüzde 17,7, 2010 ve 2011'de yüzde 17,6, 2012'de yüzde 17,4'e inmesi öngörülüyor.

Merkezi yönetim bütçesinin faiz dışı harcamasının GSYH'ye oranında 2012'de artış öngörüldüğüne işaret eden Bakan Unakıtan, bu artışta, GAP kapsamında yapılan yatırım harcamaları, mahalli idarelerin gelir paylarının artırılması ve istihdam üzerindeki prim yükünün azaltılması yönündeki harcamaların etkili olacağını bildirdi.

Özelleştirme gelirleri

Net özelleştirme gelirlerinin GSYH'ye oranının 2008'de yüzde 1,2, 2009'da yüzde 1, 2010'da yüzde 0,7, 2011'de yüzde 0,5 ve 2012'de yüzde 0,3 olarak öngörüldüğünü açıklayan Bakan Unakıtan, "Bunlar muhafazakar bir bakış açısı ile değerlendirilmiştir. Özelleştirme gelirlerinden merkezi yönetim bütçesine aktarılacak tutarlar, başta GAP olmak üzere, ulaştırma ve enerji altyapı yatırımlarının finansmanında kullanılacaktır" dedi.

OVMÇ'nin hükümetin maliye politikasının temel pusulasını oluşturduğunu vurgulayan Unakıtan, OVMÇ'nin en önemli hedefleri arasında, "mali disiplinin sürdürülmesi suretiyle global ekonomik risklerin etkin bir şekilde karşılanması, fiyat istikrarının sağlanması için para politikasına destek olunması, ekonomik istikrarın sürdürülmesi, yatırım ortamının iyileştirilmesi, kamu ve özel sektör yatırımları artırılarak istihdamın ve verimliliğin artırılmasının' bulunduğunu kaydetti.

Unakıtan, bu amaçla belirlenen politika ve tedbirlerin süratle devreye sokulacağını bildirdi.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious