'21. yüzyıl dindarlığını inşa ediyoruz'

  • Giriş : 11.12.2006 / 00:00:00

Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Bardakoğlu: "21. yüzyıl dindarlığını inşa ediyoruz" dedi.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Bardakoğlu, Diyanet'i Cumhuriyet'in en önemli projelerinden biri olarak gördüğünü belirterek Türkiye'nin özgün din tecrübesinin dünyayı anlamayı kolaylaştırdığını, son yıllarda artan ilginin de bundan kaynaklandığını dile getirdi.
Haftalık haber dergisi Aksiyon'a konuşan Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Bardakoğlu, Papa'nın ziyaretinde yaptığı ve büyük beğeni toplayan konuşmasıyla ilgili olarak "Diyanet, özellikle son birkaç yılda yabancı heyetlerin ve basının sürekli ilgi gösterip ziyaret ettiği ve daha yakından tanımak istediği bir kurum. Bu ilgi Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne (AB) üyelik sürecinden ziyade, dünyanın gündeminde İslam'ın ele alınış tarzıyla ve İslam'ın hemen bütün sosyal, kültürel, siyasal ve uluslararası proje ve öngörüleri öyle veya böyle ilgilendiriyor olmasıyla yakından bağlantılı. Haliyle Türkiye'nin özgün din tecrübesi, olup biteni kavramada vazgeçilmez bir önem taşıyor. Başkanlığımız sadece bürokratik işleyiş ve kurumsal kimlik olarak değil din hakkında doğru bilgi, sağlıklı hizmet ve dünyadaki dinî gelişmeler konusunda da ciddi bir birikime sahip. Bizi ziyaret eden yabancı heyetlere bu birikimimizi aktarmaya, doğru bildiğimizi söylemeye çalışıyoruz. İslam'la ilgili yanlış kanaat ve önyargıları düzeltici açıklamalar yapmaya alışkın bir kurumuz. İşaret ettiğiniz konu da bunun bir parçası." dedi.

Diyanet'in gelecek projeleri hakkında açıklamar yapan Prof. Dr. Bardakoğlu, dinin, insanın varoluşsal ihtiyacı olduğu, akıl ve bilim dışı değil, aksine onları bütünleyen ve insana hayata daha bütüncül ve derinlemesine bakmayı öğreten bir müessese olduğu için bugüne dek etki ve önemini hiç yitirmediğini söyledi. Diyanet İşleri Başkanlığı'nın hem yakın ve uzak çevreyle cereyan eden gelişim ve değişimi izlemek, yaşadığımız çağı doğru okumak hem de bu süreçte dinin doğru anlaşılması, topluma anlatılması, sağlıklı bir din hizmetinin sunulmasını sağlamak zorunda olduğunu ifade eden Bardakoğlu, "Yani hayatın akışında ortaya çıkan beklenti ve şartları göz önüne alan, fakat dinin aslî kaynaklarından hiç kopmayan ve arada bağlantıyı kuran bir yaklaşım şart. Buna ister '21. yüzyılın dindarlığını inşa' deyin, ister 'dinî bilginin yenilenmesi' " şeklinde konuştu.

Başkanlık olarak, doğru dinî bilgiye dayanan, içinde bulunulan ortamı, insanlığın ortak değer ve mutabakatlarını da göz önüne alan dinî aydınlatmayı ve hizmet sunumunu esas aldıklarını kaydeden Bardakoğlu, "Dinin sahih bilgisi hem bağımsızlığın, istikrarın ve kuşatıcılığın, hem de uzun vadeli etki ve itibarın yolunu açar. Ancak bu çizgiyi tutturmak konuşulduğu kadar kolay değil. Diyanet olarak ahlâk eksenli dindarlığa ayrı önem veriyoruz." diye konuştu.

Bardakoğlu, teşkilatın misyonunu ve vizyonunu ise şu şekilde tarif etti: "Diyanet İşleri Başkanlığı, Cumhuriyet'in önemli projelerinden biridir. Dayandığı yasal zemine ve ilkelere göre faaliyetlerini yürütüyor. İslam dininin inanç, ibadet ve ahlâk esasları konusunda toplumu aydınlatmakta, ibadet yerlerini yönetmekte, dinin toplumsal birlik ve bütünlüğü sağlayıcı özelliğini, laikliği, din ve siyasetin birbirine müdahil olmaması ilkesini önemsiyor. Bunun için de topluma din hizmetini vatandaşlık esasına göre ve bir kamu hizmeti kuşatıcılığında sunuyoruz. Bunu yaparken mezhep ve meşrepleri, mistik oluşum ve kültürel farklılıkları değil İslam'ın 14 asırlık dinî tecrübesinin ve doğru dinî bilginin ortak paydasını esas alıyoruz. Bunun ötesindeki dinî inanış ve pratik farklılıklarını kişilerin özgürlük alanı ve tercihi olarak görüyor, o konuda insanları yargılayıcı ve derecelendirici bir tavırdan özenle kaçınıyoruz."

Bardakoğlu, AB sürecinde Diyanet'in yerini ise şöyle ifade etti: "Öncelikle AB, din devlet ilişkileri bağlamında dinî kurumların statüsünü üye ülkelerin iç hukukuna bırakmıştır. AB Anayasası'nın 52. maddesi şöyledir: Birlik, üye devletlerde bulunan kurum veya toplulukların ulusal yasa çerçevesindeki statülerine saygı gösterir ve ihlal etmez. Bu çerçevede zaten AB üyesi ülkelerde din-devlet ilişkilerini düzenleyen dinî kurumların statüsü farklılık arz ediyor. Danimarka'da farklı, Yunanistan'da, Fransa'da, Almanya'da farklı. Örneğin Danimarka'da din bakanlığı var. Yunanistan'da din-devlet iç içe. Almanya'da devlet kilise adına vergi toplar. Belçika kilise papazlarının maaşını öder. Her ülkenin kendine özgü dinî yapıları var. Diyanet de bu çeşitliliğin içinde sorun yaşamayacak. AB içinde yaklaşık 20 milyon Müslüman nüfus olduğunu da göz ardı etmemek lazım. Bunun 5 milyonu bizim vatandaşımız. Balkanlar'dan da AB üyesi ülkeler olduğunda Müslüman topluluklar birlik içine girmiş olacak. Ancak bu tecrübenin iki konuda nasıl yansıyacağını öngörmek mümkün değil. Birincisi AB içinde Müslümanlara bu tecrübenin nasıl yansıyacağı. Mesela bu topluluklar birlik sürecinde kendini hâlâ göçmen gibi mi görecekler bu merak konusu. İkincisi de üyelik sürecinin İslam dünyasına nasıl yansıyacağı konusunda öngörüler. Bunun için de erken. Diyanet'in fonksiyonu ancak bu öngörülerle birlikte belirlenebilir."

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious