'28 Şubat sürecinde beni fişlediler'

  • Giriş : 25.02.2006 / 00:00:00

Post modern darbe olarak nitelendirilen 28 Şubat 1997'deki Milli Güvenlik Kurulu (MGK) kararlarından sonra başlayan süreçte fişleme görevine sahipken, kendisini fişlediler.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


28 Şubat sürecinde İlköğretim Müfettişi olarak görev yapan Arslan, sürecin işlemeye başladığı tarihten itibaren önüne çok sayıda dosya geldiği ve istemesi halinde birçok kişiyi fişleme yetkisine sahip olmasına rağmen böyle bir girişimde bulunmadı. Çevresinde iyi niyetli ve vicdan kavramlarına verdiği önemle bilinen Arslan, soruşturma kapsamına alınan öğretmenlerle birebir görüşerek haklarında verdiği haklı kararlarla biliniyor.

Başörtüsü meselesi, imam hatiplerdeki problemler, Kur'an kurslarının durumu gibi konular 28 Şubat sürecinde en fazla mağduriyetlerin yaşandığı yerler arasında kendini gösterdi. Bu dönemde özellikle Kur'an kurslarının durumu ve başörtülü öğretmenlerin okul içerisinde ve dışarıda sürekli gözetlendi. Birilerine yamanmak için haksız yere fişlenenler oldu.

Diyarbakır Milli Eğitim Müdürlüğü Teftiş Kurulu Başkanı Celalettin Arslan, "Benim fişlemem gerekirken, 28 Şubat sürecinde beni fişlediler" diyerek şaşkınlığını dile getiriyor.

Kendisinin Milliyetçi Hareket Partisi (MHP)'li lanse edildiğini ve türbanlı öğretmenler konusunda ayrımcılık yaptığı suçlamalarıyla karşı karşıya kalındığını ifade eden Arslan hakkında imzasız bir şekilde giden bakanlık dilekçesinde ise 'Atatürk ve Bayrak düşmanı bir zihniyete sahiptir' denildi.

Arslan, süreci şöyle anlattı: "Dini vecibelerimi yerine getirdiğim için Hizbullahçı ilan edildim. Düşünüyorum da Allah'ımı, Peygamberimi tanımamış olsam bu sefer PKK'lı mıdır denilecekti. Yani 28 Şubat sürecinde her ikisinden biri sayılacaktım. O zamanlar ilköğretim okullarında müfettiş görevindeyim. Benim yerimde kim olsaydı sevmediği bir kişi bu dönemde onun için fırsat olurdu. Birilerini fişler belki de hayatına mal olacak kararlar verebilirdi. Sonuçta ben de aynı görevi üstleniyordum. Birilerini fişleyebilirdim ama vicdanen rahatsız olur mesleğime hakaret etmiş olurdum. En önemlisi bende Allah korkusu vardı. Önüme gelen soruşturmaların, fişlenenlerin hepsiyle tek tek görüştüm dinledim. Tek taraflı karar vermedim. Kısacası fişlemem gereken bir görevdeydim ama beni fişlediler."

Arslan, hakkındaki iddialar nedeniyle bakanlık tarafından mesnetsiz bulunduğu gerekçesiyle mahkeme süreci yaşamamasını bir şans olarak değerlendirirken, bunun aksi olması halinde sürünebileceğini dile getiriyor.

Hakkında öne sürülen fişleme olayını araştıran Arslan, Diyarbakır'ın Çınar İlçe kaymakamının adının geçtiği bir dilekçeye rastlamış. Nedeni ise Çınar İlköğretim Yatılı Bölge Okulu'nun (YİBO) Müdürü Abdulkadir Hayta'nın görevden alınmasını istemesine rağmen bunu yapmadığı gerekçe gösterilmiş. İlçede öğretmenlerin atamasını kendi kafasına göre yapan kaymakam, YİBO'ya da kendi adamını müdür yapabilmek için İlçe Milli Eğitime baskı yapmasına rağmen olmayınca Arslan'ı fişleme yoluna gitmiş. Oysa o dönemde yolsuzluk yapılmayan tek okul konumundaki YİBO, ülke menfaatlerini gözönünde bulunduran bir politika izlemesiyle sağlamaya çalışmış.

Celalettin Arslan, 28 Şubat sürecinde kendisini en çok üzen olaylar arasında Diyarbakır'ın Bismil İlçesi'ne bağlı bir köyde yaşanmış. O zamana kadar okula başörtülü derslere giren henüz asaletini yeni almış bir bayan öğretmenin yaşadığı olayı hatırladıkça üzüldüğünü söylüyor. Olayda bir ihbar üzerine önüne gelen tutanakta hakkında işlem yapılması istendi. Arslan, olayı çözmek adına köye gitmiş. Köyde görev yapan bayan öğretmenle görüşüp hakkında yapılan ihbar ve tutanağı söyleyen Arslan, çözüm adına en azından okulda derslere başörtüsü takmadan girmesi teklifinde bulunmuş. Bu teklifi kabul etmeyen öğretmen "Benim başörtümden ziyade, beynimdekiler önemlidir. Gereken neyse yapılsın" sözleriyle karşılaşmış. Hakkında işlemleri geciktirmek adına köyde birlikte yaşadığı annesiyle görüşen Arslan, annesinin 'kızımın bu kararına saygı duyuyorum ve kararına müdahale edemem' demesini aktarıyor.

Arslan, öğretmenin abisiyle de görüştükten sonra hakkında istemeyerek de olsa işlem yapmak zorunda kaldığını ifade ediyor. Celalettin Arslan, o dönemi çok sancılı geçtiğini anlatırken, genç öğretmenin verdiği karara saygı duyduğunu ve bu yüzden "Kurumlar insanın fiziki görünümüyle değil beyniyle uğraşsın" diyerek olayı özetliyor.

Soruşturmasını yürüttüğü bu olayda Arslan, yönetmelik gereği ifadesini aldıktan sonra Danıştay'ın 'Devlet memurluğundan çıkarma cezası' maddesi gereğince önce valiliğe, ardından bakanlığa gönderen bir yazıyla bildirdi. Başından ilk defa böyle bir olay sonrası bir öğretmenin görevine son verilmesine sebep olduğu için hatırladıkça üzüldüğünü ifade eden Arslan, "Allah o günleri bir daha göstermesin" dedi.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious