3 adam Yetenek Sizsiniz izle - 3 adam son bölüm izle - Yeni

3 adam Yetenek Sizsiniz izle - 3 adam son bölüm izle - Yeni.13884
24.11.2013 / 10:07:08

3 Adam'ın Yetenek Sizsiniz Türkiye skeci, dün geceye damgasını vurdu. Ekran başındaki seyirciler internette Twit rekoru kırdı.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:

Hülya Avşar, sahnede şarkı söylerken eteğinin fermuarı kopunca zor anlar yaşadı. Oğuzhan Koç ve İbrahim Büyükak'ın sunduğu 3 Adam programına konuk olan Hülya Avşar canlı yayın kazası yaşadı.

Avşar, yeni albümünden bir şarkıyı söylediği sırada eteğinin fermuarı kopunca sahnede, fermuarı eliyle tutarak şarkıya devam etti.

Şarkı esnasında oldukça zor anlar yaşayan Avşar, şarkı bittikten sonra ise iğne-iplik istedi.

Bir ara Hülya Avşar'ın eteğini Oğuzhan'ın dikmeye çalıştığı görülse de, başarılı olamamış olacak ki, Avşar kızı kendi işini kendi yapmayı tercih ederek eteğin düğme kısmını dikti.



ARŞİV RÖPORTAJ

Yıllar önce Bursa’dan gelip “Aliye” dizisinde minik bir rolle kariyerinin ilk adımını attı. Ardından BKM Mutfak ekibine katıldı, yıldızı hızla parladı.
Şu an “3 Adam” adlı bir gece şovu yapıyor, “Yetenek Sizsiniz”de jüri üyesi ve reklam kuşağının da sevilen yüzü. Eser Yenenler, macerasını Trendsetter İstanbul’a anlattı.

* İlk kez bir dergiye kapak oluyorsun. Kapak olmak nasıl bir hismiş? 

- Bilmiyorum fotoğrafları göreyim öyle yorumlayabilirim aslında ama çok havalı! Şöyle bir his geliyor “İstanbul seni yendim”. Tam yenmediysem de bir el ense çektim yani, şahane bir his...

* İstanbul’a geldin, okudun, alıştın; sonra BKM nasıl oldu?

- Ben okulu kazanıp İstanbul’a geldim ama Bursa’da tiyatro yapıyordum. Tabii İstanbul’u yeneceğim ya, tiyatro hocam demişti ki “İstanbul’da ajanslara yazılıyorsun, öyle oyunculuk yapabiliyorsun”. 

Ben de bütün ajanslara gidip yazıldım. Sonra “Parmak İzi” diye bir şey vardı o dönemde, beni o projeye çağırdılar. Mezarlıkta bir kıza tecavüz eden satanisti oynuyordum. Ondan sonra annem aradı, “Oğlum Bursa’ya dön, gittiğin yol, yol değil” diye ama ben çok heyecanlıyım, meşhur olacağım ya...

* Fakat eskiden tecavüzcü karakterler çok meşhurdu...

- Evet, tecavüzcü Coşkun filan. Sonra ikinci işimde... Dur, bak bunları hiç anlatmadım, kapağım diye anlatıyorum. Neyse TRT için İstanbul’un fethi çekiliyordu. Ben de Bizans askeri olarak gittim. Bizans kostümü giydirdiler; etekli, süngülü. Şapkayı giydik ve servise bindik. 

Trafikte minibüsle gidiyoruz, geçen bir daha bakıyor, biz de “İstanbul’u geri almaya geldik, ne var” diye takılıyoruz minibüste. Çekimde bütün gün surlarda etek havalanıyor böyle serin serin... Sonra dedim ki doğru dürüst bir şey yapayım. Ve Renda Güner’le tanıştım. Hayatımı değiştiren insan o oldu.

* Nasıl tanıştınız?
- Renda Güner önemli bir menajermiş, söylemişlerdi. Gittim ofisinin kapısını çaldım. Kapıyı Sinem açtı, “Randevunuz var mı?” diye sordu. Tabii “Yok” dedim. 

* Sene kaç?
- 2003. “Renda Hanım’la görüşemezsiniz” dedikleri sırada kendisi odasından tuvalete gitmek için çıktı. Kapıda bizi gördü, ben hemen “Renda Hanım beş dakikanızı alacağım” dedim. 

* Heyecanlı mısın orada?
- Ben kadının ne kadar önemli olduğunu bilmediğim için gideceğim, konuşacağım, ne var ki bunda diye düşünüyorum. Fakat bilmiyorum ki İstanbul’da herkes meşhur olmak istiyor. Neyse içeriye girdim, 1,5 saat konuştuk. En son Renda Hanım ablamı aradı. “Eser benim kardeşimdir, bana güvenebilirsiniz” filan falan... Çok güzel konuşmuştum orada.

* Ne anlattın acaba?

- Yetenekli bir adamım dedim. Bursa’da bu işle ilgili her şeyi yaptığım için özgüvenim var. Fakat tam “neyim” bilmiyorum. Tam iyi oyuncu değilim, tam iyi sunucu değilim, hepsini yapabiliyorum ama hepsinin en iyisi değilim. Bu da çok enteresan... Sonra Renda Hanım beni “Aliye” dizisine soktu.

ÇEHOV’DAN AYIYI OYNUYORUM GÖRSEN AYI DERSİN!

* BKM ile nasıl tanışıldı?

- Dizide Şahin Irmak vardı. BKM seçmelerine girecekti, beni de misafir olarak davet etti. Seçmeler bitti, alımlar kapandı, ben yokum. Yılmaz Erdoğan orada duruyor; dedim ki “Ben bu dizilerde anlattığınız, onları yaşayan adamım, burada olmam lazım”. Yılmaz Erdoğan dedi ki “Çok kalabalık yani moruk: Alamayız”. “Beni alın, pişman olmayacaksınız” dedim.

O da aslında çok iddialı konuşanlardan hoşlanmaz. Fakat orada benim bir gözlerime baktı. Sonradan bana “Bir garip bakıyordun” dedi. Çünkü benimki yüzsüzlük değildi. Erdoğan’a “Pişman olmayacaksınız” derken ciddiydim. Çok iyiyim demedim zaten pişman olmayacaksınız dedim. Ve aldı beni...

* Alındığın anda ne hissettin?
- Bütün BKM ailesini nasıl tavlarımın peşine düştüm. Tüm derslere girip en iyi olmaya çalıştım. Ne oyunculuklar yapıyorum, dizide oynayamadığım şeyin 10 katı. Anton Çehov’dan ayıyı oynuyorum, görsen “ayı” dersin, o kadar... Döktürdüm... 

* Şimdi koltuğunda üçten fazla karpuz var. Oyunculuk, sunuculuk, skeç yazarlığı, TV şovu. Daha yer var mı?
- Jürilik var bir de. Bak onun için Acun’a “Beni al, pişman olmazsın” demedim yani. O bir yerden sonra bonus oldu.

* Hayal eder miydin? 29 yaşında Acun’un programında jüri olacaksın.
- Yok. O piyangodan çıktı. Açıkçası kendime de çok yakıştıramadım başta. Teklif geldi ve “oley” diyemedim. Ayda bir toplantı yaptık, kabul etmeden evvel. 

* 29 yaşında her şeyin var. En çok kazananlardan birisin şu anda...
- Onu bilmiyorum şu anda ama bu sene belki öyle olacak.

* Cem Yılmaz’a yetiştin mi?
- Yok canım, oralar değil ama gidişat iyi gösteriyor. Ya bu “para” dediğin meret, peşinden koşmadığın zaman kendisi geliyor. Bazen düşünüyorum; canlı yayında soru soruyorum, eğleniyorum, insanları eğlendiriyorum yani çok istediğim bir şeyi yapıyorum üzerine para veriyorlar, çok şaşırıyorum. 

* Bu kadar koşturuyorsun, sen de tükenmişlik sendromuna kapılırım diye korkmuyor musun?
- Bilmiyorum; 29 yaşında jüri oldum, seneye tükenirim herhalde.

* Şöhretin verdiği egoyla garip hareketler yapıp sonra ben bunu nasıl yaptım dediğin oldu mu?
- Şöyle bir avantajım var. BKM Mutfak’a girince çocukluk arkadaşlarımı da kefillik sistemi ile mutfağa tavsiye ettim: Oğuzhan ve İbrahim. Onlar da başarılı oldu, beraber şov yapıyoruz.

Mesela şovda bir aksiliğe sinirlenip tepki verdiğinde, birimiz kızan kişiye “Ben senin donsuz halini biliyorum, şu an gece şovu yapıyorsun ve bir aksilik oldu diye sinirlisin ha, vay be!” bakışı fırlatıyor. 

* Birbirinizi terbiye ediyorsunuz...
- Aynen öyle.

OĞUZ’LA AYNI EVDEYİZ AMA İBRAHİM’İ ALMADIK

* Çok şanslısınız. Peki, bütün bunlar bir gün elinden giderse ne yaparsın?
- Bir şey yapmam. Bu dergiyi alırım, insanlara gösteririm, “Bakın ben buyum” diye... Bu arada ben sıfır olmuşsam muhtemelen Oğuzhan’la İbo da sıfır olmuştur, oturur eski günleri konuşuruz “Ulan ne güzel günlerdi be” diye... 

* İbo’yla Oğuzhan’ı da bitirdin bakıyorum sen bitince...
- Tabii aynen öyle... Ama bak, ben bitmişim, onlar devam ediyorsa o koyar. Demek ben büyük bir hata yapmışımdır, üzülürüm. Onlar niye bitmedi yani...

* Üçünüz beraber mi yaşıyorsunuz?
- İbrahim’in evi ayrı... Oğuzhan’la ben aynı evdeyiz. İbrahim sonradan geldiği için almadık.

* Niye?
- O kendisi öyle garip bir çocuk. Sesi gür filan çekilmez sabah sabah ama hep bizde yani.

ŞÖHRET OLUNCA TEKNEYE BİNMEM LAZIM DEDİM

* Tatillerinde ne yaparsın?

- Tatilde daha çok yoruluyorum... Tatile gidiyorum; koştur, eğlen, coş... Diyorum tatilden sonra bana iki hafta tatil lazım diye... Fakat ilk defa bu sene tekne tatili yaptım. 

Şöhretler yapıyor ya hani, ben de baktım artık şöhret olmuşum, benim de tekneye binmem lazım. O yüzden tekne kiraladık. İlk defa hem eğlendim hem de dinlendim diyebilirim. Onun dışında Çeşme’ye çok giderim. Annemin yanına Bursa-Kurşunlu’ya giderim. Sakin bir deniz kenarı kasabasıdır. Orada dinlenirim.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious

*

*


*