300 kg patlayıcı bir işaret olmalı!

300 kg patlayıcı bir işaret olmalı!.11188
  • Giriş : 13.09.2007 / 21:56:00

Sıhhiye'de bir kamyonette bulunan 300 kg. patlayıcı bir işaret olmalı.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Ankara'da Sıhhiye'de bir kamyonette bulunan 300 kg. patlayıcı bir şeylerin işareti olmalı. Patlasaydı büyük bir faciaya yol açacaktı. Bombanın bulunması için oraya bırakıldığı yorumunu yapanlar da var. Birileri bize bir mesaj mı veriyor?

Terörle ne mesajı verilir? 300 kg patlayıcı ile ne mesajı verilir? Bu sorunun cevabını vermek için kanıksadığımız, alışkanlık haline getirdiğimiz duygularımız ve tepkilerimizi yeniden gözden geçirmeliyiz.

Terör, hayatımızın bir paraziti. Kuytu köşelere saklanıp bir hırsız, bir cani gibi toplum hayatının içine giriyor.Gündelik hayatın akışını durduruyor; bütün önceliklerimizin, telaşlarımızın önüne korkuyu yerleştiriyor. En doğal hakkımız olan yaşama hakkımız üzerinde bir tehdit oluşturuyor. Hiç beklenmedik bir anda ve yerde yakıyor, yıkıyor, parçalıyor ve öldürüyor. Terör karargâhının dünyası ile, terörün amaçları ile hiç ilgisi olmayan, geçim telaşı içindeki insanları hedef alıyor. Sonuç, bir dehşet hali, toplumun bütününe yayılan bir korkudur. Korkunun egemenliği bir başka gücün var olmasına ve iş görmesine izin vermez. Akıl işlemez hale gelir. Korkan bir insanın, korkan bir toplumun tek amacı olur: Korku sebebini yok etmek. Türkiye hızlı bir değişim ve dönüşüm içine girdiği 1960'lı yılların ikinci yarısından bu güne kadar kısmî huzur devreleri dışında terörle iç içe yaşıyor. Yaklaşık olarak 40 uzun yıl. 1960'ların sağ-sol çekişmesi tam bir kardeş kavgası idi. Yapay bir dünyanın içinde insanlar hiçbir anlamı ve değeri, üstelik karşılığı olmayan idealler için 5 bin civarında insanın canına kıydılar. Bir tek insanın hayatına değmeyecek içi boş ideolojiler için cinayetler işlediler. Bugün işlenen cinayetlerin bir kısmının, üstelik en hunharca olanlarının devlet memuru sıfatı taşıyanlar tarafından işlendiğini resmî ağızlar bile itiraf ettiler. Binlerce insan devlet içindeki iktidar mücadelesine gerekçe olmak için hayatını kaybetti.

1984'te başlayan, kısa aralıklarla bugüne kadar devam eden PKK terörünün bir anlamı ve karşılığı kaldı mı? Şiddet eylemleri ile alınacak mesafe tükendi, verilecek mesaj kalmadı. Şayet bugün PKK terörü devam ediyorsa, bunun bir tek sebebi vardır: Alışkanlık. Tıpkı, terörün bizim hayatımızın doğal bir parçası haline gelmesi gibi.

Terör, insan hayatının, toplum halinde yaşamanın, ortak siyasî paydalar içinde yaşamanın doğal bir parçası değildir. Terör başından sonuna kadar doğal dengeleri içinde yaşayan topluma, bu dengeleri sarsmak için yapılan planlı, hesaplı üstelik hunharca bir müdahaledir. Dolayısıyla, terörle iç içe yaşamayı alışkanlık haline getirmenin kendisi doğal bir şey değildir. Terörün bir hedefi de, terörle birlikte yaşamayı kanıksamış ve bu durumu alışkanlık haline getirmiş bir toplumdur.Türkiye 2007 yılında, yaklaşık 200 yıldır yaşadığı kısırdöngünün ilk defa dışına çıktı. İki asırdır yukarıdan müdahalelere, zorlamalara rağmen bu toplum artık kendi ayakları üzerinde duruyor. Üstelik, artık yukarıdan aşağıya doğru tek kanallı yönetimle bu ülkeyi var etmenin, yaşatmanın ve diğer ülkelerle rekabet edebilir duruma sokmanın imkânı kalmadığını aklı olan herkes biliyor. Bizim kanıksadığımız terör artık sadece, birilerinin bu ülkenin geleceğini yok etmek pahasına kendi iktidarlarını sürdürmeye çalışmaları anlamına geliyor. Ne PKK terörünün, ne çetelerin uyguladığı terörün kendilerini var etmek dışında, koydukları hedef ve ideallerle hiçbir bağlantısı yok.

Türkiye her şeyiyle mükemmel bir yolda ilerliyor. Toplum, atıl kalan bütün potansiyelini harekete geçirecek bir iklime ve zemine ilk defa kavuştu. İhtiyacımız olan tek şey huzur. İşte şiddet ile var olanları rahatsız eden de bu huzur.

O zaman kuvvetle hatırlamalıyız ki, kanıksadığımız ve birlikte yaşamayı alışkanlık haline getirdiğimiz terör, hayatı cehenneme çevirerek bu sıcakta iş görmeye çalışanların karanlık ve kısır dünyalarının eseri. Etkisiz olduğu, bir duvara toslar gibi durduğu yer ise toplumun direnci. 22 Temmuz seçimlerine giden sürecin açılışı Anafartalar Çarşısı'nın bombalanması ile başlamıştı. Orada hem siyasetçilerin hem de toplumun sergilediği kaya gibi irade, bu saldırıların devamının gelmesini engelledi.

O zaman tıpkı Türkiye'nin hızla değişmesi gibi, bazı alışkanlıklarımızı değiştirmemiz gerekiyor.

MÜMTAZ'ER TÜRKÖNE

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious