350 milyon insan Hepatit B virüsü taşıyor

  • Giriş : 27.10.2006 / 00:00:00

'Dünyada yaklaşık 350 milyon insan Hepatit B virüsü taşıyor'

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Hepatit olarak adlandırılan karaciğer iltihabının en sık nedeninin virüsler olduğunu söyleyen Erzurum Şifa Hastanesi Engeksiyon Hastalıkları Uzmanı Dr. Abdullah Umut Pekok, karaciğer hücrelerine yerleşerek çoğalan bu virüslerin A, B, C, D ve E tiplerine rastlanıldığını ifade etti. Dünyada yaklaşık 350 milyon insanda Hepatit -B virüs infeksiyonu bulunduğunun tahmin edildiğini açıklayan Uzm. Dr. Pekok, Türkiye'de ise bölgeler arasında farklılıklar bulunduğuna dikkat çekti.
Türikye'de ortalama taşıyıcılığın yüzde 6.5 ile7 oranında olduğunu bu rakamın Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde yüzde 10 ile13 arasında olduğunu ifade etti. Dünyada Hepatit- D virüs infeksiyonunun yaklaşık 15 milyon, Hepatit-C virüs (HCV) infeksiyonunun ise yaklaşık 150 milyon insanda bulunduğunun tahmin edildiğine işaret eden Uzm. Dr. Pekok, HCV'nin Türkiye'deki taşıyıcılık orarının ise yüzde 0.1 ile 0.5 arasında olduğunu kaydetti.Hepatit-B Virüs (HBV) ve HCV infeksiyonunun bazen belirti vermeden seyrederek kronikleştiğini de hatırlatan Pekok, bunun zaman içerisinde siroz ve karaciğer kanseri gibi durumlara sebep olduğunu vurguladı.
Hepatit B ve Hepatit-C virüsünün başlıca bulaşma yolunun 'kan' olduğuna da ikktat çeken Uzm. Dr. Abdullah Umut Pekok, kan naklinin yanı sıra; kesiklere bağlı kanamalar ve adet kanamaları ile diş fırçası, tıraş bıçağı, küpe ve sakız gibi üzerine kan bulaşabilecek nesnelerin ortak kullanılmasıyla da virüs bir başka insana geçebildiğini anlattı.
En sık bulaşma yollarından bir diğeri damardan ilaç uygulanan veya uyuşturucu kullanan kişiler arasında ortak kullanılan iğneler olduğuna vurgu yapan Uzman Dr. Pekok, "Dövme, akupunktur ve kulak deldirme gibi işlemlerin de bulaşma riski taşıdığı bilinmektedir. Hepatit-B ve Hepatit-C infeksiyonu cinsel ilişki yoluyla bulaşabildiği gibi, hamile anneden bebeğe de geçebilir. Sarılmak, el sıkışmak, yemek yapmak veya havuza girmek gibi aktiviteler başkalarına hastalık bulaşmasına yol açmaz. Hepatit-B virüsünü çocukluk çağında alanlarda hastalık büyük oranda kalıcı hale gelirken, erişkinde bu oran düşüktür. Hepatit-B'nin aşısı mevcut olup, koruyuculuğu son derece yüksektir. Aşılama bulaşmayı engelleyen en önemli korunma yöntemidir.Özellikle risk gruplarına mutlaka Hepatit-B aşısı yapılmalıdır." diye konuştu.
Pekok, "Bu risk grupları şunlardır: Kan ve kan ürünleri alanlar, infekte anneden doğan bebekler, böbrek yetmezliği nedeniyle diyalize girmek zorunda olanlar, damar içi madde bağımlısı olanlar,infekte kişilerle yakın temasta olanlar (özellikle anne, baba, kardeş ve çocuk gibi birinci dereceden akraba olanlar), korunmasız ve çok eşli cinsel hayatı olanlar, eşcinsel ilişkide bulunanlar, sağlıksız şartlarda kulak deldirme-dövme-sünnet-diş tedavisi-tırnak bakımı vb. yaptıranlar, virüs bulaşmış materyal ile temas riski yüksek meslek grupları (sağlık çalışanları, polisler, askerler, itfaiyeciler vb ), organ nakli geçirenler. Hepatit-C'nin ise henüz aşısı bulunmamaktadır. Kronik Hepati-B ve C'li hastaların büyük çoğunluğu belirti vermeden sinsi seyreder. Belirti verirse bunlar çoğunlukla yorgunluk, hafif ateş, kas ağrısı, iştahsızlık, bulantı, kusma, karın ağrısı gibi şikayetlerdir. Bazı hastalarda deri ve göz aklarında sararma görülebilir.Tanısı virüsün kandaki varlığını gösteren bazı testlerle konulur.Bazı kan tetkiklerinin 6 aydan daha uzun süre yüksek kalması durumunda hepatit-B ve C'nin kronikleşmesinden bahsedilir.Ayrıca yüksek ALT, AST değerlerinden şüphelenilerek de tetkik edilmelidir."dedi.
Hepatit-D'nin ise bir karaciğer hastalığı olduğuna dikkat çeken Uzm. Dr. Pekok, Hepatit-D'nin tek başına oluşmayacağını hatırlatarak hastalığın oluşması için mutlaka o kişide Hepatit-B'nin de bulunması zorunluluğu olduğunu kaydetti.
Pekok, sözlerini şöyle tamamladı: "Hepatit-B'nin yüzey antijenini kullanarak hastalık yapar. Eğer bir kişide Hepatit-B yoksa, Hepatit-D de oluşmaz. Ancak Hepatit-B'si olan bir kişide Hepatit-D virüsü de eklenirse hastalığın gidişatı çok kötüleşir ve mevcut ilaçlara verilen cevap da azalır. Hepatit-B'de kullanılan mevcut ilaçlar Hepatit-D'de de kullanılabilir ama verilen cevap daha azdır. Hepatit-D'nin spesifik aşısı yoktur. Hepatit-B aşısı ile bağışık hale gelenler Hepatit-D'ye karşı da korunmuş olurlar. Kronik Hepatit B-D ve C tedavisi için doktor tarafından verilecek ilaç veya ilaçların uzun sürelerle uygulanması gerekebilir. Hepatit B-D ve C infeksiyonunun ileride siroz ve karaciğer kanseri gibi ciddi hastalıklara yol açmasına izin vermemek için bu tedavi olanaklarından yararlanılması büyük önem taşımaktadır. Hepatit B-D ve C infeksiyonu ile ilgili bulaşma yolları, korunma yöntemleri, tetkik sonuçları ve tedavinin şekli ve süresi ile ilgili konularda daha ayrıntılı bilgi için enfeksiyon hastalıkları uzmanına danışılması önerilmektedir."

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious