7'sinde nişan 17'sinde düğün!

  • Giriş : 17.08.2006 / 00:00:00

Afyon’un Dinar ilçesine bağlı Ocaklı köyünde çocuklar, doğar doğmaz beşik kertmesi yapılıyor; 7 yaşında nişanlanıyor, 17’sinde de evlendiriliyor.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


İlkokul çağındaki çocuklar, anlamını bile bilmedikleri törenlerde şaşkın bakışlarla etrafı süzerken köylüler küçücük çocukların nişanlanmasını normal buluyor. Gerekçeleri ise şaşırtıcı: “Töre böyle. El ne der...”

Bir köy düşünün ki, 7 yaşındaki çocuktan 70 yaşındaki yaşlıya kadar evlilik konuşsun. Afyon Dinar’a bağlı Ocaklı işte böyle bir köy. Ocaklı, hem geleneklere bağlılığı hem de hayat tarzıyla diğer köylerden farklılık gösteren bir yapıya sahip. Birçok köyde yavaş yavaş yok olan geleneksel düğünlerine bağlılıklarını sıkı sıkıya devam ettiriyorlar. Özellikle akrabalar arasında yapılan beşik kertmesi evlilikler çok yaygın. Bu gelenekler arasında en ilginç olanı ise “erken nişanlanma” adı verilen tören. Bilindiği gibi beşik kertmesi olan çocuklar vakti gelince evlendirilir. Ocaklı köyünde ise beşikle düğün arasında kopukluk olmasın, sözümüz tazeliğini korusun diye bir de nişan töreni yapılıyor. Hem de çocuklar daha yedi yaşındayken... 7 yaşında nişanlanıyor, ergen olunca da evleniyorlar. Bu kadar küçük yaşta çocuklara nişan töreni yapılmasının asıl sebebi sosyal baskı, yani köyde laf çıkmasını önlemek. “Alacak olsa şimdiye kadar nişan yaparlardı.” sözünü duymak istemeyen aileler nişan yaparak bir anlamda köylünün ağzına kilit vuruyor. Erken nişanlanma geleneğini yaşatan cümle üç kelimeden oluşuyor: “El ne der?!”

Fransalı İbrahim ile Neslihan’ın düğünü

Ocaklı’da neredeyse hemen her çocuğun ya beşik kertmesi ya da nişanlısı var. Başı bağlanmamış evlat sayısı az. Dinar’dan kalkan köy minibüslerine bindiğinizde annesinin yanında oturan nişanlı bir kız ya da erkek çocuğuyla karşılaşmak sık rastlanan bir durum. Çocuklar ne olup bittiğinin pek farkında olmasalar da, nişanlı olmayı kanıksamışlar. Öyle ki, erkek çocukları ‘Büyüyünce ne olacaksın?!’ sorusuna ‘Evleneceğim!’ diye cevap veriyor. Her kız çocuğunun ise “üç etek ya da bindallı” adı verilen özel günlerde giyilen kıyafetleri şimdiden hazır. Nişan törenleri düğüne göre daha sade ve kısa sürüyor. Önce erkek tarafı Dinar’a gidip kıza elbise, hediye ve eğer istenirse altın alıyor. Akşamleyin bir araya gelmek için akrabalara ve tüm komşulara haber verildikten sonra, geleneksel oyunlarla herkes bir güzel eğlenip, nişan etrafa ilan ediliyor. İkram olarak lokum, bisküvi, çerez dağıtılıyor.

İşte Fransalı İbrahim ile Ocaklılı Neslihan da küçükken nişanlanıp ergen olunca düğünleri yapılan taptaze bir çift. Demirel’in iktidarda olduğu 1960’lı yıllarda, 35 yaşına gelen her gence Avrupa’da çalışmak için tüm yollar açıldığı için Ocaklı köyünden Fransa’ya büyük bir göç olmuş. O yıllarda Fransa’ya yerleşen Yıldız ailesinden Ali Yıldız’ın oğlu İbrahim ile köyde kalan ağabey Ahmet Yıldız’ın kızı Neslihan doğunca beşik kertmesi ilan edilmişler. İbrahim’in sünnet olma zamanı geldiğinde de Neslihan’la olan nişanlarını aldıkları elbiseler, çeşitli hediyeler ve altınla perçinlemişler. Üniversite bitiren gençler, geleneklere uymama konusunda diğer gençlere göre biraz daha şanslılar. Eğer istemiyorlarsa beşik kertmeleri ne nişanlanıyor ne de evleniyor. Aynı aileden olan Fransa’da tıp okuyan Hülya Atakaya ile matematik öğretmeni Mustafa Yıldız beşik kertmesi ile evlenmekten vazgeçerek zinciri kırmayı başaranlardan. Ama İbrahim Yıldız söz sahibi olamayanlardan… Bu sebeple ailecek Fransa’dan Ocaklı’ya gelip beşik kertmesi Neslihan’ı 29 Temmuz’da nüfusuna aldı. Artık 20 yaşlarını dolduran Neslihan ve İbrahim’in düğününe katılmak için biz de Ocaklı köyüne gittik. Cuma gecesi başlayan köy düğünü pazar öğleden sonraya kadar devam ediyor. Tüm köy halkına 3 gün boyunca et, pilav, tatlı ve çorbadan oluşan düğün yemeği ikram ediliyor. “Kına dolaştırmak” için köy meydanına yürüyen düğün alayı, arada bir durup köy yollarını oyunları ile toza dumana katıyor. Fransa’da yetişen İbrahim, oynamaya gönlü olmayan bir damat olarak babasının verdiği sözü tutup geleneklerine uygun davranıyor. Neslihan ise düğün adabının gerektirdiği âdetleri yerine getiren taze gelin edasında, başını dahi kaldırmadan kırmızı pullu başörtüsünün altından kendi düğününü gizlice seyrediyor. Neslihan ile İbrahim düğünden sonraki hayatlarına Fransa’da devam edecek. Böylece 20 sene önce verilmiş olan söz yerini bulmuş olacak. Ailelerin en büyük dileği, geleneğe gösterilen 20 senelik sadakatin evlilik süresince devam etmesi…

Düğünün yapıldığı Yıldız ailesinin evinin avlusunda dikkati en çok, gelinlik kızlara giydirilen kadife fistanlarını giymiş, yaşları 7-10 arasında olan çocuklar çekiyor. Birçoğu ya nişanlı ya nişanlanacak… Sıcaktan ve oyun oynamaktan yüzleri kıpkırmızı olmuş küçük nişanlı bir çifti epeyce koşturmanın ardından sonunda yakalayabildik… Gürcü-İbrahim Yıldız’ın oğlu Ahmet Yıldız 6 yaşında. Aynı aileden olan ve Fransa’da yaşayan Sevgiye Yıldız ise 5 yaşında. Ahmet ve Sevgiye hala-dayı çocukları. Ahmet’in annesi Gürcü Hanım, Sevgiye’nin babası Yahya Bey’e ‘Kızım olunca sana vereceğim.’ dediği için çocuklar daha dünyaya gelmeden beşik kertmesi olmuşlar. Akrabaları ziyaret etmek için Türkiye’ye gelen Sevgiye, nişanlısı Ahmet’le bu yıl ilk defa görüşüyor. Gelecek yıl aileler birbirlerine verdikleri sözde durduklarını kanıtlamak adına çocuklarına nişan töreni yapacak. Ahmet, henüz nişan töreni gerçekleşmemiş olsa da nişanlısına sahip çıkarak gözünün önünden ayırmıyor, Sevgiye ise, “Kızlar ağırbaşlı olur.” tavrını çoktan takınmış bile, Ahmet’ten köşe bucak kaçıyor. Üzerinde allı pullu kadifesi olsa da çocuk olmanın heyecanıyla oradan oraya koşturuyor.

Ocaklı köyünde gerçekleşen akraba evliliğinin sebeplerinin altında; ‘Sırrımız ve malımız dışarı çıkmasın, ocağımıza yabancı girmesin, el ile kaynaşmamız zor olur ve birbirimizi kalkındıralım.’ gibi düşünceler var. “Peki hiç boşanan olmuyor mu bu köyde?” Çok fazla değilse de, özellikle son yıllarda boşanma vakalarına rastlanıyor. Ama yine de boşanmak kolay değil Ocaklı’da. Her boşanmak isteyene öyle kolay kolay adliye yolu görünmüyor. Sevse de sevmese de, mutlu olsa da olmasa da herkes kaderine boyun eğiyor.

Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. İbrahim Canan:

‘Ergenlikten önce nikah ve nişan yasaktır’

Dinen bir sıkıntı olmasa da suistimallere açık olduğu için çocuklara daha büluğ çağına girmeden nikah ya da nişan yapılması Osmanlı döneminde yasaklanmıştı. Ancak bu yasağa uymayanlar olmuştur. Ergenlik çağına gelmeyen ve rızası dışında nikahlanan çocuklar, ergenlik çağına geldiklerinde bu işlemi kabul etmeyebilirler. Bunu esas alırsak, büluğ öncesi dönemde çocuğun rızası dışında nişan ya da nikah törenlerinin diyaneten terk edilmesi lazım.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious