9. Cumhurbaşkanı Demirel: Bu ülke yönetilmiyor!

9. Cumhurbaşkanı Demirel: Bu ülke yönetilmiyor!.10592
  • Giriş : 04.06.2008 / 11:18:00
  • Güncelleme : 04.06.2008 / 14:23:41

Demirel, Türkiye"yi bunaltan sorunun iktidarın, devlet kurumlarıyla sürtüşme sorunu olduğuna dikkat çekti.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Demirel, “Siyasi iktidar devletin kurumlarıyla ihtilafı kendisi açmıştır. Ahenk içerisinde ülkenin yönetilmesi için de hemen hemen hiçbir şey yapmamaktadır. Bu kurumlardan bir ses çıkarsa, hemen ona aynı şiddetle veya daha şiddetli cevap vermektedir. Eğer siyasi iktidar rahatsızlığa, huzursuzluğa kendisi sebep oluyorsa, o zaman yönetim boşluğu meydana gelmiştir. Bu ülke yönetilememektedir. En son örnek de telefon dinlemeleridir" dedi.

9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, EkoEnerji Dergisi"nin bu ayki sayısında yer alan röportajında, AKP"ye açılan kapatma davası ve Yargıtay Başkanlar Kurulu bildirisinin ardından hükümet ve yargı arasında yaşanan gerilime değindi. Bugün Türkiye"yi bunaltan sorunlardan birinin siyasi iktidarın, devletin kurumlarıyla içine düştüğü sürtüşme olduğunu kaydeden Demirel, şunları söyledi:

“Siyasi iktidar yargıyla sürtüşmektedir. Siyasi iktidar üniversiteyle sürtüşmektedir. Siyasi iktidar zaman zaman basınla sürtüşmektedir. Bunların hepsi tırnakladığı sistemin kurumlarıdır. Siyasi iktidar devletin başka kurumlarıyla da zaman zaman sürtüşmektedir. Bu iyi bir şey değildir.
Siyasi iktidarlar ellerindeki gücü, diğer devlet kurumlarıyla sürtüşmekte kullanmak için var değildirler. Siyasi iktidarlar bu ülkeyi ahenk içerisinde idare etmek için vardırlar. "Dicle kenarında bir koyun kaybolsa, bir koyunu kurt yese, bunu Hz. Ömer"den sorarlar" sözünün sebebi, bir ülkede her şey siyasi iktidardan sorulur. Çünkü o yönetendir. Eğer siyasi iktidar rahatsızlığa, huzursuzluğa kendisi sebep oluyorsa, o zaman yönetim boşluğu meydana gelmiştir. Bu ülke yönetilememektedir. En son örnek de telefon dinlemeleridir."

Siyasi iktidarın devletin kurumlarıyla ihtilafı kendisinin açtığını ve ülkenin ahenk içinde yönetilmesi için hiçbir şey yapmadığını ifade eden Demirel, “Bu kurumlardan bir ses çıkarsa, hemen ona aynı şiddetle veya daha şiddetli cevap vermektedir. Böylece de kendisinin siyasi özelliği bulunması hasbiyle, siyasi özelliği bulunmayan kurumları da siyasi tartışmaların içine sokmaktadır ve yanlış yapmaktadır. İktidarın yaptığı şey yanlıştır. Ülkenin sükûnete ihtiyacı var" diye konuştu.

“YARGIYI RAHAT BIRAKIN"

Siyasi iktidarın yargıyla olan sıkıntısının AKP"ye açılan kapatma davası olduğuna dikkat çeken Demirel, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Yargıyla olan sıkıntısına baktığınız zaman, Başsavcının kapatma davası açmasıdır. Sebep budur. Ama, Başsavcının görevidir o. Bir siyasi iktidar Başsavcıya, "Sen görevini niye yapıyorsun?" diyebilir mi? Yapmıyorsa, "Niye yapmıyorsun?" denilebilir, ama "Niye yapıyorsun?" diyebilir mi? Onu dedi.
Onu dedikten sonra içeriden, dışarıdan birçokları bu sese alkış tuttular. Pek çokları da buna karşı çıktı. Nihayet Başsavcı görevini yapıyordu. Yargı diyor ki, "Kanunları yapan Türkiye Büyük Millet Meclisi"dir. Bunları uygulayan yargıdır. Biz bunu uyguluyoruz. Acaba itirazınız bu kanunların uygulamasına mı ait? Bizi rahat bırakın". Ben de diyorum ki, yargıyı rahat bırakın. Hala aynı kanaatteyim ve siyasi iktidarın aslında boğuşacağı, uğraşacağı önemli meseleler var. Bu meseleler yoksulluktur, işsizliktir, ülkenin büyük sorunlarıdır."

“BENİM SÖZLERİMLE KENDİLERİNİ SAVUNAMAZLAR"

Demirel, AKP"nin kapatma davasıyla ilgili savunmasında, kendisinin bazı röportajlarındaki sözlerinin toplandığı “İslam, Demokrasi, Laiklik" adlı kitaptan alıntılar yapılması konusunda ise şunları söyledi:

“Benden yaptıkları alıntının ne olduğunu bilmiyorum. O alıntının altını da bilmiyorum, üstünü de bilmiyorum. Ama, ben hiçbir zaman laik Cumhuriyeti incitecek en ufak bir şeyi söylemedim. Benim beyanlarımla kendilerini savunamazlar. Çünkü, gerçekten din ile devletin ayrıldığı ülkelerde devlet laiktir. Toplum laik devlet fikrine inanan insanlardan müteşekkildir. Laik devlet fikrine inanan bu insanlar pozitif hukuku kabullenmişlerdir.

Ayrıca, Türkiye Cumhuriyeti"nde laikliği de içine alan modernite diye bir kavram devrimin icabıdır. Yani çağdaşlığı, moderniteyi, hayat tarzını, giyim kuşamı, oturup kalkmayı ve çağdaş ülkelerin hayatına kendinizi uydurmayı eğer kabullenmişseniz, ki bu devrimin gerekleridir ve bu Devrim Kanunları ile Anayasa"da korunmuştur, bu toplumun işidir. İnanç, Allah"la kul arasında bir meseledir. Laik devlet, bütün inançlara aynı mesafededir ve saygılıdır. Ne din devlete, ne de devlet inançlara karışacaktır."

“TÜRKİYE BİR REÇETE ARIYOR"

Cumhuriyetin kurumları ile siyasi iktidar arasında yaşanan sürtüşmenin Türkiye"de büyük bir tedirginlik ve bunalım yarattığını söyleyen Demirel, şöyle dedi:

“Ve buradan kaynaklanan bir arayışa geliniyor. Acaba nereye gidiyoruz? Ne yapsak da bunun içinden çıksak? Türkiye bunu arıyor, Türkiye bir reçete arıyor, hatta bir mucizevi reçete arıyor. Akşamdan sabaha bunu birisi halletsin istiyor. Ama, bunun akşamdan sabaha halli yok.

Türkiye bunu demokratik sabırla aşacak. Bunu akşamdan sabaha halledecek hiçbir güç yoktur ortada. Demokratik sabırla aşılacak ve Türkiye bunu şöyle aşacak: Türkiye meşru bir mecranın içerisinde gidiyor. Bir Anayasa devleti, kanunları var olan bir hukuk devleti. Siyasi partiler sistemi var. Kuvvetler ayrılığı prensibine dayanan bir yönetim var. Bu sistemin içinde kalacak, bu sistemi işletecek ve hatasını, kusurunu böylece tasfiye edecek. Başka bir yol yoktur.

“ARAYIŞLARIN HEDEFİ OLDUM, AMA BEN PARTİ SİYASETİNİN ÜSTÜNDEYİM"

Mucize yaratan liderler, eli kırbaçlı liderler veyahut hani gelse de her şeyi düzeltse diye aranan liderler dönemi geçmiştir. Bugün sabırla, meşru yollardan giderek, meşru zeminlerde kalarak, ama mutlaka hedefi kaçırmadan, yani demokratik sistemi bütün varlarıyla işleterek, onun fırsatlarından yararlanarak, Türkiye"yi düze çıkarabilirsiniz. Tek yol da odur.
Bana gelince, ben geçen 6-7 sene zarfında bu arayışların hedefi oldum, ama ben söyledim. Dedim ki, "Bu işleri yapacak başka insanlar bugün Türkiye"de vardır. Ben parti siyasetinin üstündeyim ve ülkemin geleceğine inanıyorum". Hiç kimse endişeye kapılmasın, bir kabusa da kapılmasın, Türkiye selamete çıkacaktır. Yeter ki bıkmasın, usanmasın, sabrını tüketmesin. Türkiye"de insanlar kendilerine ve geleceğe olan güvenlerini bozmasınlar. Bunu geçen defa da size söyledim. Israrla yine söylüyorum. Biraz soğukkanlılık istiyoruz, biraz sağduyu istiyoruz."

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious