Çanakkale Zaferi’nin kutlanmasına şahit oldum susturma davalarının gölgesinde. Binlerce insan salonu doldurmuş, müzikli diğer programların inadına küfürden eser yok. Biliyor ki insanlar geceden hemen sonra, sabahtan biraz önce kainatın sultanının teşrifi vardır yeryüzüne. Nûrun yüreklerde izi, duvarlarda siluetleri vardır.
İşte böyle bir gece. Hava oldukça güzel, Bostancı Gösteri Merkezi tıka basa dolu. Alkış tutuyor insanlar, belli ki zaferin coşkusunu içine sığdıramıyorlar. Asım Yıldırım’ın anonsuyla değişiyor hava. Bir anda bir sessizlik, ardından kopan alkış tufanı. Sema Göğebakan davet etmeseydi, belki de ellerim uzun bir süre daha birbirine değmeyecekti. Asım Yıldırım çağırınca Murat Göğebakan’ı, gücüm yetene kadar ben de alkışladım, ellerim birbirine değebildiği kadar değdi.
Çanakkale zaferinin coşkusunu birbirine karışmış duygularla yaşadım. Bir programda hem şiir hem şarkı hem dua hem de gözyaşı olunca duygular toynaklarını vura vura dağ bayır koşuyor. Göğebakan’ı dinleyip de beğenmeyene de aşk olsun, sahne performansına hayran kalmayana da. “Murat” denilmesine haya eden bir adam var karşınızda. “Abi” deyin, “kardeşiniz olurum” diyen bir adam... Atmosfer kıyak anlayacağınız.
Allah’ın adının tekbir olup yağdığı Çanakkale günlerini ‘Ayyüzlüm’le özetliyordu Murat Göğebakan. Ambargoların soğuk yüzüyle karşı karşıya kaldığı günleri anımsayıp o şarkıyı o gece daha yüksek sesle söylüyordu. Ne uzatılan tespihi geri çeviriyordu, ne de çiçekleri.
Aslında Göğebakan sesini de feda ediyordu sistemin kapatan seyrine. Hem yaşadığına hem de yaşatabildiklerine “hamd” ediyordu, bir tutam şükür gönderiyordu makamın en hayırlısına. “Hamd olsun” demenin “kapatma” gerekçesi olduğu ülkemizde “sesini kapattırmayı” pek kayda değer bulmuyordu.
“Dur yolcu! Bilmeden gelip bastığın
Bu toprak, bir devrin battığı yerdir.
Eğil de kulak ver bu sessiz yığın
Bir vatan kalbinin attığı yerdir.”
diyen Necmettin Halil Onan’ın mısralarında verdiği mesajı sahneye çıkan mehteranın önünde bir de kendisi veriyordu.
Yere düşünce kırılmayan bir kalbin göğe yıldız diye takılınca bozulmayan masumiyetine şahit oldum.
Sema Göğebakan’ın davetini bir fırsat kabul ettim, gittim. İyi de ettim. Konser sonrası çay sefası da cabası.
Murat Göğebakan bir gün evvel benden önce kutladı ama şimdi sıra bende.
“Yâ Rasûlallah, eğer Sen, gelmeseydin âleme,
Güller açmaz, bülbül ötmez, meçhûl esmâ Âdem’e
Varlığın mânâsı kalmaz, gark olurdu mâteme!”
Hoş geldin kainatın gülü yüreğime. Hoş geldin paslanmış kalbimin suskun çaresizliğine.
Kutlu doğum haftanızı tebrik ediyorum. O Gül kokulu sevgiliyi güllerle anın.
Gül’e Gül’e


