Türkiye’deki sol bu modayı ne zaman keşfedecek bilinmez; ama ABD’de yeni bir akım hızla yükseliyor: Dinci sol. Bu renkli akımın içinde siyahların ağırlıkta olduğu kiliseler, ılımlı Protestanlar, liberal Katolikler, dinci barış eylemcileri ve giderek artan sayıda dinine bağlı göçmenler var.
Bu akım artık Demokratların geleneksel tezleri olan, eşcinsel evlilik veya evrim tartışması gibi konulara girmiyor. ABD’deki yoksulluk, Irak savaşı ve çevre koruma gibi konulara ağırlık veriyor.
Bir üniversitenin yaptığı araştırmaya göre, kendisini “Dinci sol” olarak tanımlayanların oranı ABD’de yüzde 27’ye ulaşıyor. Dinci sağ ise hâlâ yüzde 38 ile birinci sırada. Saf laiklerin ise yüzde 21 oranında olduğu kaydediliyor.Yeni ortaya çıkan bir Hıristiyan lobi grubunun lideri Jim Winkler, giderek artan bir şiddetle Başkan Bush’u hedef alıyor. “Irak’ta yasadışı bir saldırganlık savaşı başlatıp, bunu yalanlarla herkese yutturduğunu” öne sürüyor. Bush yönetimini yıkarak “İnsanlarda ve sistemde dürüstlük sağlayıp, Allah’ın düzeninin kurulacağı”na ilişkin vaazlar veriyor. ‘Yeni dinci sol’un en büyük uğraşlarından birisi, dinî anlam ve simgeler söylemini geleneksel sağın elinden alabilmek. “İsa’yı bizden çaldılar.” diyen dinci sol şimdi onu sağcıların elinden geri almaya çalışıyor.
Bu yeni akıma göre Hıristiyan köktendinciler, Başkan Bush’a çok fazla kulak verdiler ve onun şahsında Hıristiyanlığın doğruluk dürüstlük gibi temel değerlerini hiçe sayan bir yola saptılar. Hillary Clinton’ın da şimdiden bu akıma yatırım yaptığı söyleniyor. Clinton’ın dinsel konulardaki danışmanı Jim Wallis, yeni dinci solun önde gelen sözcülerinden birisi. Yazdığı kitaplardan birinin adı şu: “Allah’ın Politikası: Sağ Onu Neden Yanlış Anlıyor ve Sol Anlamıyor”. Wallis “Sağ artık din konusunda tek ses değil.” diyor.
Dinci solun diğer bir önderi de Rabbi Michael Lerner. Onun da “Allah’ın Sol Eli” diye bir kitabı var. Dinci solun aslında ABD tarihinde kökleri olduğu ve köleliğin ortadan kaldırılmasında önemli rol oynadığı da vurgulanıyor. Vatandaşlık hakları için mücadele eden bu akımın geçmişteki önderleri arasında Martin Luther King de sayılıyor.
Ancak ABD’de Demokrat Parti geçmiş 30 yılda dinî konuları tamamen Cumhuriyetçilere terk etmişti. Bu da Bush’un dinî söylemlerle süslü propagandaya dayanarak yükselmesine yol açmıştı. Rabbi Michael Lerner “Solun din düşmanlığı, ilerici ve inançlı insanları sol politikalardan soğuttu.” diyor.
Bush’un 6 yıllık yönetiminden sonra Demokratlar, dinin politikadan silinip gitmeyeceğini yavaş yavaş anlamaya başladılar. Hillary Clinton ve Barack Obama şimdi konuşmalarında dinsel tonu giderek artırıyorlar. ABD’ye gizlice giren 12 milyon göçmeni dışarı atmak için çıkacak yeni yasa ateşli bir şekilde tartışılırken Clinton “Bu yasa birçok dindar insanı suçlu duruma düşürecek, hatta İsa bile suçlu duruma düşebilirdi.” diye bir demeç patlattı. Latin kiliseleri zaten çoktandır, yasadışı ilan edilen Hispanik göçmenlerin yanında kararlı şekilde yer almaya başlamışlardı. Clinton 2005’te yaptığı bir açıklamada da kürtajı “Birçok kadın için üzücü hatta trajik bir olgu.” diye tanımlayarak geleneksel Demokratları şaşırtmıştı. Dünya iklim değişikliği tartışması üzerine ABD’de yapılan bir anket Hıristiyanların yüzde 63’ünün bunun Allah’ın yarattığı dünyayı bozmak anlamına geldiğini düşündüğünü ortaya koyuyor. İklim değişikliğini önemsemeyen Cumhuriyetçi Bush yönetimi böylece yanlış safta yakalanmış duruma düşüyor. Dinci sol şimdi giderek artan bir şekilde dinî gerekçelerle çevreci temaları birleştiriyor.
Türkiye dahil birçok ülkede İslamiyet ve sol buluşması yaşandı. Acı olan ahlak, dürüstlük, vatansever ve milliyetçi ruh, yoksulluğa karşı olmayı sadece sağ ideolojinin malı görmek. Toplumun bölünerek Çanakkale gibi hassas konuları bile çocuklarına öğretememesi. Kim bunları anlayacak? Kim artık zavallı ideolojik kalıpları kırarak bu ülkenin her şeyini sevecek.