Hikayeden...
Bir Yol hikâyesi,
2006 Mayıs ayı,
Michigan'dan New Jersey yönünde, çevreyi merak ettiğim için otoban yerine tali yoldan gidiyorum.
Gece saat 02.
Kiraladığım arabanın benzin ikaz lambası yanmadığı için benzinim bitti.
Emniyet şeridine park ettim…
Kısa bir düşünmenin ardından cep telefonumdan 911'i aradım.
Durumumu söylediğimde şu soruları sordu;
- Güvenli bir yerde park ettiniz mi? Evet
- Bir sağlık sorununuz var mı? Hayır
- Güvenliğinizi tehdit eden bir şey var mı? Yok
- İlaç tesirinde ya da alkollü müsünüz? Hayır
- (Bu soruya çok dikkat) Arabanız beyaz bir Chevrolet mi? Evet
- Eğer bir tehlike görmüyorsanız arabadan inip yol kenarındaki küçük tabelada yazan numarayı söyler misiniz? En fazla 10 adım uzağınızda olmalı. Numaraya bakıp söyledim.
Sorularını tamamlayan görevli telefonumdan *11 yapmamı istedi.
Artık karşımda otoban polisi vardı.
Yukarıdaki soruların birebir aynısını soran polis, aldığı cevapların ardından,
“Benzininiz 20 dakikada gelecek” deyip hatta kalıp kalmak istemediğimi sordu.
Hayır deyip kapattım.
2-3 dakika sonra arkama gelen polis otosundan inen memur benzin getiren aracın yola çıktığını kendisinin güvenlik gerekçesiyle geldiğini ve benzin gelene kadar bekleyeceğini söyledi.
15-20 dakika sonra benzinim geldi.
Bulunduğum yolda her 20 milde en az bir benzinci bulunduğundan, ihmalim nedeniyle ceza yazan polis, aracımdaki ibrenin çalışmadığı beyanım nedeniyle cezayı kiralama şirketine göndereceğini söyleyip ayrıldı.
***
İkinci yol hikâyesi 5 gün önceki Bayram seyahatimden,
Cide'den Kastamonu yönüne gidiyorum,
TCK'ya bağlı şehirlerarası ana yoldayım (İl-İlçe Karayolu).
Eşim ve Oğlum arabada,
Vakit Gece yarısı,
Bu sefer benzin ikaz lambam çalışıyor,
Ancak lamba yandıktan sonra 45 km gitmeme rağmen tek bir benzinci yok. (KGM yetkilisinden sonradan öğreniyorum ki yolun 110 KM'lik kısmında sadece bir benzinci var)
Benzinim bitiyor.
Sağa çekip aracımdan iniyorum,
Nerede olduğumu anlamam mümkün değil,
Sağım solum sadece ağaçlık,
Geçen araçlara dur işareti yapıyorum,
15 dakikalık bir sürede 15 kadar araç geçip gidiyor.
Cep telefonumda şebeke yok.
Biraz yürüyorum, şebeke bulan hattımdan 155'i aramak mümkün değil!
Anlayacağınız hayata bağlanamıyorum (hani Turkcell'le bağlan hayata)
Sonrası mı?
Sonrası hayatımın hikâyelerinden birisi olsa da, anlatmak istediğim bütün meselem buraya kadar.
Yani sonrasında bu durumdan kurtulmam da, eşim ve oğlumla gazetelerde 3. sayfa haberi olmamam da sadece kısmet…
Tamam, kısmetten ötesi yok da…
Devlet babamı dediniz? Hadi canım…
***
Bafra'da çocukken misket oynadığım bir sokak vardı.
Aktütün saldırısını öğrendikten birkaç saat sonra tesadüfen geçtim o sokaktan.
Sokağın bir başında sobacı Bekir, hala duruyor.
Öteki başında Karnaval pastanesi (uzun zaman önce taşındı)
Tam ortasında da bir odun deposu vardı apartman olmuş.
Bu bayram gördüm ki sokağı bir ucundan diğerine ışıklandırmışlar,
Çiçeklendirmişler,
Taçlandırmışlıar.
Niye mi?
Sokağımız Güneydoğu'da, terörle mücadelede şehit vermişte ondan.
Şimdi Aktütün'de düşen fidanlarımızın yaşadığı sokakları da yaparlar herhalde.
Başbakan ciğerimiz yanıyor dedi;
DTP aynı kelimelerle açıklama yaptı,
Ne ciğer varmış yana yana erimedi, bitmedi.
Genelkurmay gereken yapılacak, kanlar yerde kalmayacak dedi;
Hain saldırıyı yapanların televizyon kanalı da aynısını dedi.
Muhalefet lideri, bunların amacı siyasi dedi;
Eh daha dün ittifak yapıp meclise beraber girdiğin adamlar!
Tabiî ki sen bileceksin amaçlarını!
Medya 25 yıldır attığı manşetlerin aynısın attı.
Statlar “Şehitler ölmez Vatan bölünmez” diye bağırdı.
Hainler ne de korkmuşturlar değil mi?!
Medya bir güç gösterdi mi?
Renkli basında Hıncal Abiden başka Devlet Erklerine dişini gösteren görmedim.
Bütün bunlar olurken,
Bende o güzelim sokaktan hafakanlar içinde geçerken şu soruları sordum durdum kendime;
- Saldırıdan birkaç gün önce Kandil dağında toplanan PKK üst yönetimi yeni yapılanmasını kurarken operasyon yapmayı akıl mı edemedik?
- Kandilde PKK'nın bütün üst yönetimini yerle bir etmeyi akıl ettikte bunu yapmamıza birileri mi izin vermedi?
- Şehitlerimize sıkılan hain kurşunlardan sadece 24 saat önce PKK'ya moral desteği verme kararı alan PEJAK'ın toplantı yerini bilen hükümet, ordu, muhalefet bu durumu görmezden mi geldi?
- Stratejik olarak PEJAK'ın böyle bir kararının ardından dünyanın bütün terör örgütleri eylem yapar bunu istihbaratçılarımız bilmiyorlar mı?
- Yoksa PEJAK konusunda İran'la ortak istihbarat ağımızı birileri mi önledi?
- Ve en önemlisi Aktütün'e Perşembe gecesi yapılan ve tek bir şehit vermediğimiz ilk saldırıdan sonra karakola neden destek verilemedi? (Saldırıyı duymamış olabilirsiniz, medyamız lanet mesajlarıyla terörün ekmeğine yağ sürerken çok küçük kalmış bir ayrıntı galiba)
- En acısı da termal kameralarla kaplı bir alandan 350 kalleşin gelip gitmesine göz yuman biri ya da birileri mi oldu?
Islak yağmurluk mu giymişler?
Yapmayın ne olur!
Karaköy'de üç-beş yüze satılan termal kameralar bile bu numarayı yemiyor…
***
Son söz,
Adam gibi adam Ertuğrul Sağlam'a,
Geçen yıl Liverpool maçı öncesi İngiltere'de Beşiktaş'ın otelinde oturduk Ertuğrul Hocayla,
hani Allah var tek kelime bahsetmedi ama o kadar belliydi ki sıkıntısı.
O gün içimden daha maç öncesi geçen şuydu 3-5 haftaya kalmaz istifa eder.
Beni yanılttı. Tam 11 ay daha dayandı Ertuğrul Hoca.
Bu sezon başı oldu, bir iki maçını seyrettim Beşiktaş'ın,
Samsun'dan beri birlikte çalıştığı kişilerden biri koparılmıştı ekibinden.
Bu sefer de dedim ki 10. haftaya kovarlar Ertuğrul Hoca'yı,
Beni yine yanılttı ve kendi gitti…
Kalışı da, gidişi de Beşiktaş için oldu, dahası adam gibi oldu…
Üzüldük ama canımız sağ olsun Hocam,
Senin ifadenle “Hayat Devam Ediyor”
Eminim ki, hemen bu hafta Ahde Vefa nedir bilen Beşiktaş tribünü sana en yüklü tazminattan daha değerli bir hediye verecektir.
Ama unutma; Müslüman, beraber yola çıkacağı adamda bir kere yanılır...