Anasayfa
Şikayetim Var
ÇOK OKUNANLAR
ÇOK İZLENENLER
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Adem-MELEKE
Adem MELEKE
Hrant'ı Öldürmek
24 Mart 2008 Pazartesi

Sıkıyönetim döneminde Zülfü Livaneli Nazım şiirlerine beste yaparak bir albüm çıkarır. Türkiye’de müzikal anlamında halen pek çok otoritenin devrim kabul ettiği bu albümün sahibi olan Livaneli pek çok devrimci yazarın kitabını basan bir yayınevinin sahibi/ortağı/yazarı olarak “Devrimci”  sıfatıyla birkaç kez gözaltına alınmış cezaevine konmuş, yurt dışına kaçmış ve geri dönmüştür.

 

Kendi ifadesi ile her gün ölümün gölgesinde yaşayan Livaneli,  kızı Aylin’le bile birlikte dışarı çıkamayıp bir yere gideceklerse farklı zamanlarda çıkıp dışarıda buluşan bir baba, yazar ve sanatçıdır.

 

Avrupa’nın büyük bölümünde ciddi ses getiren Nazım albümünde yer alan şarkılar TRT tarafından yasaklanır.

 

Üstelik Timur Selçuk TRT denetim kurulundadır ve bir “sol” temsilcisi olarak bu yasağa karşı durması beklenirken yasağı desteklemiştir.

 

Bu desteğini de Cumhuriyet Gazetesi’nde tam sayfa bir ilanla şöyle açıklamıştır;

 

“Biz Nazım’a değil, besteleri yapan kaleme karşıyız.”

 

Bu gün bir dönemin devrim savunucusu, sonranın solcusu, şimdinin demokratı bazı köşe yazarlarının yazılarını okuyunca bu olay aklıma geldi.  Cumhuriyet Gazetesi’nin bu tavrının irdelenebilecek iki yönü var;

 

Birincisi, Louis de Berniers’in aktardığı bir Latin Amerika sözü vardır; “Bir atış mangası kurulduğu zaman solcular daire biçiminde dizilir.” Örneği aşağıdaki satırlarda. İkincisi, Hukukun üstünlüğüne bağlı yasaklama, yargılama, örgütlenme kavramları bir an için bile kişiye göre yorumlanırsa ortaya ne kadar vahim bir durumun çıkacağıdır. Bir gazetenin imtiyaz sahibinin sabah dörtte evinden alınıp sorguya götürülmesi kanımca da şık bir durum değildir.

 

Gözaltının bin bir farklı yolu olabileceğini bu nahoş uygulamanın bir zamanlama hatası değil bir savaş baltası olduğunu görmek içinse çok fazla zeki olmaya gerek yoktur.

 

Yine çok zeki olmaya gerek yoktur ki;

 

Çete suçlamasıyla gözaltına alınan bir TC vatandaşının hakkında atılan manşetlerinin temasının “83 YAŞ” üzerine kurulması, aynı gazetelerde hükümetin “DARBE” ile Başbakanın “İDAM” ile tehdit edilmesi derin devlet güdümünde yapılmış “ÇETECİLİK” savunmasıdır.

 

Bu savunma anlayışı, 65 aydır iktidarda bulunan bir siyasi partinin kapatılmasını savunan özgür basınımızın bir hafta içinde tarihine düşürdüğü ikinci ve daha kirli bir lekedir.

 

Beri taraftan bu manşetleri atanlar, bu tehditleri savuranlar aynı satırların aralarında Başbakan’ı “İTİDAL” li davranmamakla suçlayabiliyorlar.

 

Hatta ana muhalefet partisi lideri Sayın Baykal daha açık ifadelerle “AKP kendi derin devletini kurmaktadır” derken mevcut derin devletin varlığını onaylamış ve taraf olabilmiş bir Sosyal Demokrattır! Hayatını derin devletle mücadeleyle geçirmiş, gözaltılar, yargılanmalar, suikastlar gölgesinde yaşamış merhum Ecevit’in de ne yazık ki varisidir.

 

Ve ne acı ki! Sayın Baykal’la birlikte pek çok fikir adamımız, gazetecimiz şu son 72 saatte ispat etmişlerdir;

 

Demokrasi sadece işlerine geldiği yerde önemlidir, hukukun üstünlüğü kişiye göre yorumlanabilir hatta zaman zaman askıya alınabilir bir kavramdır.

 

Çeteler mensuplarına göre değerlendirilebilirler.

 

Sonuçta dün açıkça yüksek sesle “Hepimiz Hrant’ız” diye bağıranların büyük bir kısmı bugün Ergenekon zanlılarını kalkanları altına alarak “Hepimiz Hrant’ın katiliyiz” diye bağırıyorlar.

 

Yani yukarıda değindiğimiz gibi daire olmuş ateş ediyorlar…

Küçük bir anekdotla bu konuyu kapatalım.

 

Hakkında 96.697 yıl hapis istemiyle dava açılan Ali Sami Yen Stadı’nın müteahhidi Kemal Uzan ve eşrafının gözaltına alındığı operasyonu sanırım hatırlarsınız.

 

Şimdi Google’da bir arama yapın bakalım operasyonlar, gözaltılar sırasında Kemal Uzan’ın yaşını yazan bir köşe yazarı bulabilecek misiniz?

 

***

 

Galatasaray’ın 33. Başkanı Adnan Polat seçildi. Hayırlı uğurlu olsun.

Sayın Polat hem seçim sürecinde hem de seçim konuşmasında ayakları yere çok sağlam projelerden bahsetti umuyoruz başarılı olur.

 

Eminim pek çoğunuz (En koyu Galatasaraylı’nız bile) Ali Sami Yen Stadı’nın müteahhidini ve dahi stadı yaptıran/ kiralayan başkanı bilmiyordunuz.

 

Tabiî ki bilenlere hangi takım taraftarı olursa olsun saygı duyuyoruz.

Bilmeyenlere de müteahhidi yukarıda yazdım, başkan ise Selahattin Beyazıt.

 

Ancak sanırım Galatasaraylı olsun olmasın hemen her futbol sever aşağıda vereceğim iki takım kadrosunu çok iyi biliyor ve o kadroları kuran başkanları da çok iyi hatırlıyordur.

 

Zoran Simoviç

Cüneyt Tanman

Erhan Önal

Yusuf Altıntaş

İsmail Demiriz

Semih Yuvakuran

Bülent Korkmaz

Cevat Prekazi

Uğur Tütüneker

Arif Kocabıyık

Savaş Demiral

Tugay Kerimoğlu

Muhammet Altıntaş

Tanju Çolak

Savaş Koç

Mirsad Kovaceviç, İlyas Tüfekçi.

Ve,

Claudio Taffarel

Bülent Korkmaz

Gheorghe Popescu

Hakan Ünsal

Capone Oliveria

Fatih Akyel

Vedat İnceefe

Gheorghe Hagi

Emre Belözoğlu

Suat Kaya

Tugay Kerimoğlu

Ergün Pembe

Sergen Yalçın

Hasan Şaş

Ümit Davala

Okan Buruk

Arif Erdem

Mandingo Marcio

Hakan Şükür

 

Belki iki kıyaslama arasında 30 yıl fark var ancak hemen herkes 1989 yılındaki kadronun başındaki hocayı hatırlayacakken, 94 yılında takımı şampiyon yapan hocayı hatırlamayacaktır. (Rainer desem gerisin hatırladınız mı? Hayır, Safting yanlış cevap zaten onun ön adı da Reinhard) .

 

Hem zaman dediğiniz su gibi akıp geçiyor, bakın UEFA kupasının üzerinden 8 yıl geçti gitti bile…

 

Sayın Başkan, anlatabildim mi?

YAZARIN ÖNCEKİ YAZILARI
ÜYE GİRİŞİ
RÖPORTAJ
YAZARLAR
VİDEO HABER
ANKET
Eurovision 2008 şarkı yarışmasında Mor ve Ötesi'nin 'Deli' şarkısı başarılı olur mu?
Evet Başarılı Olur
Hayır Olamaz
Fikrim Yok
HABER BÜLTENİ