Ebabiller gelecek mi Allah’ım?
***
Nal sesleri, böğürmeler, haykırmalar, feryatlar, toz duman… Bir yanımda atlar, bir yanımda filler… Satranç tahtasında köşeye sıkışmış bir piyon gibi yaşıyorum hayatı. Küçük, yalnız; ama dimdik, yerinde … Sakın başın eğilmesin şahım! Yaşıyorum; çünkü senin sevgin, seni sevenlerin tümünün sana duyduğu sevgiden daha yücedir. Sakın başın eğilmesin şahım! Senin kalbin en geniş, en güzel coğrafyadır ve kalplerimiz yalnız senin coğrafyanda özgürdür. Sakın başın eğilmesin şahım! Yalnız senin ikliminde nefes alan kalplerimizde pişmanlık asla yer bulamayacak kendine.
***
Nal sesleri, böğürmeler, haykırmalar, feryatlar, toz duman… Bir yanımda atlar, bir yanımda filler… Satranç tahtasında köşeye sıkışmış bir piyon gibi yaşıyorum hayatı. Küçük, yalnız; ama dimdik, yerinde … Söyleyin şahınıza sakın sevinmesin. Melekler, baharda papatya toplayan kızlar gibi arkadaşlarımın ruhlarını topluyor. Şimdi onları hangi uçurumdan atarsanız atın öldüremezsiniz; çünkü sizin yaylarınızdan çıkan oklar, onlara kanat olmuştur.
***
Nal sesleri, böğürmeler, haykırmalar, feryatlar, toz duman… Bir yanımda atlar, bir yanımda filler… Satranç tahtasında köşeye sıkışmış bir piyon gibi yaşıyorum hayatı. Ama söyleyin şahınıza sevinmesin! Çocuklar sizin upuzun şarkılarınızı değil; bizim kısa ama özlü şarkılarımızı ezberleyecek. Söyleyin şahınıza! Onun tüm şarkılarından daha anlamlı, daha derindir benim şahımın sessizliği…
***
Nal sesleri, böğürmeler, haykırmalar, feryatlar, toz duman… Bir yanımda atlar, bir yanımda filler… Satranç tahtasında köşeye sıkışmış bir piyon gibi yaşıyorum hayatı. Ama bu aslan kükremeleri, bu yılan tıslamaları da neyin nesi? Bu nasıl savaşmak böyle! Ama olsun! Ne pişmanım ne de korkuyorum siyah olmaktan. Bir gün kimselere söylemediğiniz adınızla çağrılacaksınız meydana. Damaklarınıza yapışan dilleriniz, yüreğinizden kopan pişmanlığı dillendiremeyecek. Yıllardır topladığınız ganimetleri o gün bir çırpıda dağıtmaya çalışacaksınız; ama kimse sizin ganimetlerinize tenezzül bile etmeyecek. Kendiniz bile… Ateş size kollarını açtığında Kevser’in şırıltısını duyacaksınız. İşte bu sizi ateşten daha çok yaralayacak. Bir yanımda atlar, bir yanımda filler… Ama bu aslan kükremeleri, bu yılan tıslamaları da neyin nesi? Bu nasıl savaşmak böyle!
Allah’ım ne zaman gelecek Ebabiller?...