Anasayfa
Şikayetim Var
ÇOK OKUNANLAR
ÇOK İZLENENLER
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Nevval-SEVINDI
Nevval SEVİNDİ
Kaynanalar
06 Mayıs 2008 Salı

İtalya’da evlilikler, kaynanalar nedeniyle çatırdıyormuş. 10 evlilikten 3’ü kaynana eziyeti yüzünden yıkılıyor.


Eures adlı araştırma enstitüsünün yaptığı araştırmaya göre, her dört dakikada bir boşanma vakası yaşanıyor İtalya’da. 2000 yılına kıyasla 2002’de yüzde 45 artan boşanma vakaları sonucu boşanan çift sayısı 50 bin 828 olmuş. Genç yaşta evlenme, para konusunda geçimsizlik ve yetersizlik, yeni biriyle tanışma başlıca ayrılık nedenleri sayılıyor. Kaynana eziyetinin boşanma nedeni olarak yer alması İtalyan erkeklerinin annelerine aşırı bağlı olmasıyla açıklanıyor. Akdeniz kültürüne has bu özellik ülkemizde de bol bol bulunduğu için başımıza gelenlerin bize özgü bir hastalık olmadığını anlıyoruz. Psikolog diyor ki: “Oğullarının düğününde ağlayan İtalyan analarının gözyaşları sevinçten değil, oğullarının başka bir kadını seçmesinden dolayı yaşadıkları keder ve kıskançlıktan kaynaklanıyor.”

Kaynanaları iki gruba ayıran psikologa göre, birinci gruptakiler yaşlanmayı içine sindiremeyen ve gelinlerini “rakip” olarak görenler, ikinci gruptakiler ise “saçımı sizin için süpürge ettim” edebiyatıyla “haydi bakalım yaptıklarımın karşılığını ödeyin” diyenler.

Türkiye’de kaynana-gelin kavgaları televizyonları süslediği kadar gerçek hayatta birçok drama da neden olmakta. Dinlediğim birçok öyküde gelinlerin eşleriyle yalnız kalmasına, birlikte gezmelerine, çocuklarını sevmelerine, mutlu olmalarına izin verilmediği.

 

Kayınvalide kendi mutsuzluklarının unutulmamasını, acısının geline fatura edilmesini talep eder durumda. Duygusal açıdan ezilmiş, sevilmemiş veya çocukluğunda hırpalanmış kadınlar, içlerindeki büyük lokmayı oğulları evlenince püskürtüyor dışarıya. Bir kadının yirmi yıllık evlilikten sonra bile kayınvalidesinin onu kocasına “o kadın” diye şikâyet ettiğini gözyaşları içinde anlatmasını dinlemiştim. Oğlu zengin ve okumuş olmasına rağmen annesine hayır diyemiyordu ve annesini de hiç sevmediğini söylüyordu karısına. Ondan sadece korkuyordu.

Evlenme hazırlığındaki başka bir genç çiftten kayınvalide, karşı apartmanda oturmalarını ve her akşam ona yemeğe gelmelerini istiyordu. Bu talebi karşılanmazsa sürekli kavga çıkarıyordu. Oğlu da kavga gürültü olmasın diye annesinin her dediğini yapıyordu. Bu sefer eve dönünce kıyamet kopuyordu. Ya da annesi üzülmesin diye boşandığını söylemeyen ve karısıyla numaradan gidip gelmeye devam edenler tanıdım.

Erkekler, iki arada bir derede kalarak daha ağır duygusal fatura ödüyorlar elbette. Ancak burada sorunun kaynağı da erkek. Bu bağımlı erkek modeli, sınır koymayı veya çizmeyi bilemediği için iki kadını devamlı çarpıştırmakta. Sınırları belirlenmemiş ilişkiden dolayı sınır ihlali karısını da, annesini de sürekli rahatsız bir konumda tutuyor. Erkek burada “benim için mücadele ediyorlar” gibi bir paye de kendine çıkarıyor. Az gurur, çok ego şişirmesi sonucu hiç değiştirmiyor. Ömür törpüsü haline gelen hayatlar bir cehennem deliği halinde yaşanıyor. Dışarıda “ne mutlular” aman da aman, içeride kan revan...

Yenilerde 30–40 yaşına kadar annesi ile oturan modeller de arttı. İtalya’da bu erkeklere “mammoni” deniyor. Bu erkekler evlenince eşlerinden de annelerinden gördükleri ilgiyi istiyor. Aslında anne-eş istiyor kendine. Eş olamayacak kadar bağımlı olduğundan anne-eş denebilecek annesinin bir modelini talep ediyor. Ona kızmayacak, her konuda serbest bırakacak ve hiç sorumluluğu olmayacak. Ne yaparsa anne-eş onu öpüp “zararı yok canım” diyecek. O da annesinin şımarık oğlu olmaya devam edecek. Bir de aile, çocuk gibi zevkleri de edinerek hayatı renklenecek. Hiçbir erkek evde kalmadığına göre bu çok görülen bir vaka elbette. “Koca olsun da çamurdan olsun” diyenlerle şımarık ve sorumsuzlara her zaman ev bulunuyor. Gerçi artık boşanmanın yasak olduğu İtalya yok. Çocuk doğuran kadınlar da yok. İtalya, on çocuklu ailelerden bugün Avrupa ortalamasındaki eksi değerleri yakalamış bir ülke.

İtalya yaşlanıyor. Avrupa yaşlanıyor. Kadınlar ne koca, ne kaynana derdi çekmek istemiyor. Tek başlarına yaşıyorlar. Bu, herkesi mutsuz eden yeni bir yaşam biçimi getiriyor.

‘Evlilik öldü, aile gereksiz’ diyenler şimdi Avrupa’da pişman. Bu konuda herkes birbirini suçluyor. Sevgi ortadan kalkınca geriye bağırmak kalıyor.

YAZARIN ÖNCEKİ YAZILARI
ÜYE GİRİŞİ
RÖPORTAJ
YAZARLAR
VİDEO HABER
ANKET
Yazarlar yazıyor, muhabirler haber yapıyor... Peki sizce AK Parti kapatılır mı?
Kapatılmaz
Kapatılır
Yorumum Yok
HABER BÜLTENİ