Anasayfa
Şikayetim Var
ÇOK OKUNANLAR
ÇOK İZLENENLER
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Tutuklu-Pasalarin-ziyareti-bir-rezalettir
06 Eylül 2008 / 20:16
'Tutuklu Paşaların ziyareti bir rezalettir'
Gazeteci- yazar Türköne Eruygur ve Tolon'un TSK adına ziyaret edilmesinin ne anlama geldiğini açıkladı.
Gazi Üniversitesi öğretim üyesi gazeteci- yazar Prof. Dr. Mümtaz'er Türköne, Ergenekon soruşturması kapsamında tutuklanarak Kandıra F Tipi Cezaevi'ne gönderilen emekli paşalar Şener Eruygur ve Hurşit Tolon'un Türk Silahlı Kuvvetler (TSK) adına resmi ziyaret edilmesini 'rezalet' olarak değerlendirdi.

Bursa'da muhasebecilerle biraraya gelen Türköne; "Bir kere mermi namludan çıktı. Kimsenin geri dönecek hali yok. Ortaya dökülen şeyleri kimse kapatamaz. Korkunç bir rezalet. Bu ziyaretin muhtemel karşılığı, bu iki paşayla ilgili ek iddianamenin açıklanması olabilir" dedi.

Bir grup mali müşavirin oluşturduğu Muradiye Toplantıları Divan Başkanlığı tarafından Ördekli Kültür Merkezi'nde düzenlenen, "Türkiye'de Modernleşme, Din ve Siyaset" konulu konferansta konuşan Mümtaz'er Türköne ilginç açıklamalarda bulundu. Konferansı Türköne'nin Milletvekili eşi Özlem Türköne ile Busa Milletvekili Canan Candemir Çelik de izledi. Tarih boyunca her toplumda yönetme işini bir seçkin azınlığın yürüttüğünü ifade eden Mümtaz'er Türköne, demokrasinin seçkinleri değiştirme fırsatı verdiğini kaydetti.

Türköne; "'Türkiye'de laiklikle ilgili yapılan tartışmaların tamamı, aslında bir seçkin değişimi tartışması. Türkiye, seçkinlerini değiştiriyor ve değişen seçkinler, yerlerini yenilerine bırakan seçkinlerin direnciyle karşılaşıyorlar. Eski seçkinler, ayrıcalıklarını terk etmek istemiyor ve bunu savunmak için bazı araçlar geliştiriyorlar. Laiklik, zamanını tamamlamış seçkinlerin ortaya çıkan yeni seçkinlere karşı direnişinin, onlara yönetme hakkını devretmek istememelerinin bir fikri olarak karşımıza çıkıyor. Bu çerçevede Türkiye'de laikliği din-siyaset ilişkisi veya bir anayasal prensip olarak temellendirip açıklamay kalktığınız zaman hiçbir yere varamıyorsunuz. Türkiye, seçkinlerini değiştiriyor ve artık zamanını tüketmiş olan seçkinler, bu direnişi laiklik vasıtasıyla yürütüyorlar. Anayasa, aslında azınlığın çoğunluğa karşı korunması için geliştirilmiş bir sözleşmedir. Çoğunluk, özellikle kendi inançlarını, yönetme hakkını da aldığı zaman, azınlığa dayatmaya kalkabilir. Azınlığı bundan korumak için devleti inançlar, dinler konusunda tarafsız hale getirmek ve Anayasa tarafından bunu teminat altına almak lazım. Devlet dini inançlar konusunda tarafsız olursa, devletin egemenlik hakkını kullanan çoğunluk da o zaman azınlığa karşı daha Anayasal sınırlar içinde herhangi baskı oluşturacak fırsat imkanı araçlardan mahrum kalacak. Laikliğin temel esprisi bu, başka bi anlamı yok. Bugün yönetme hakkını devralan seçkinler, aslında tam almış değiller, direniyor. Neyle direniyor, silahla direniyor, silahlı bir gücü var, silahla direniyor, üniversitelerde direniyor, seçkin olma özelliğinin en yoğun olduğu yerler, yine seçkin bağımsız özerk bir ayrıcağıla yapıya sahip yargıda dineniyor. Bunların hepsi azınlık. Azınlığı korumak için geliştirilmiş olan laiklik prensibi, bu sefer yöneten azınlığın yönetme ayrıcağılını koruyan bir prensibe dönüşüyor. Türkiye'deki kavganın konusu da bu başka birşey değil.'' dedi.

Prof. Dr. Mümtaz'er Türköne, Ergenekon soruşturması kapsamında tutuklanarak Kocaeli F Tipi Yüksek Güvenlikli Cezaevi'ne konulan emekli orgeneraller Şener Eruygur ile Hurşit Tolon'un, TSK adına ziyaret edilmesini de 'korkunç bir rezalet' olarak yor umladı.

Türköne; "Ortaya dökülen şeyleri kimse kapatamaz, korkunç bir rezalet. Bu ziyaretin muhtemel karşılığı bu iki paşayla ilgili ek iddianamenin açıklanması olabilir. Bir hukuk süreci yürüyor Türkiye'de. Tıpkı önceki genelkurmay başkanının şemdinliyle ilgili; 'iyi çocuklar' lafı gibi bu ziyarette çakılacak beynimize. Ortaya dökülen bunca rezaletten, bunca cinayetten, bunca suistimalden sonra herhalde hesabını soracağız. Türkiye'nin tartıştığı sorun, yargıda devam eden davanın konusu, devlet içinde, özellikle TSK bünyesinde, aldıkları eğitim vasıtasıyla kazandıkları becerileri, asker sıfatıyla bir zamanlar üstlendikleri görevlerdeki etkilerini kurdukları ilişkileri suç işlemek üzere kullanan insanlar yargılanıyor. TSK'nın burada ciddi anlamda özeleştiri yapması gerekiyor. Türkiye böyle bir şeyi yaşarken siz bir şekilde mesleki dayanışma, silah arkadaşlığı gibi duygularla hareket ettiğiniz zaman kurumsal itibarını zedelersiniz. Türkiye'de ordunun manevi şahsiyetine hakaret suç. Ordunun itibarını zayıflatmaya çalışmak Anayasal bir suç. Bu suçu şimdi kim işliyor. Bu soruyu sormak lazım'' diye konuştu.
Bu habere toplam (10) yorum eklenmiştir.
türk türkoğlu
07 Eylül 2008 Pazar 22:44
yorum
ağzı olan konuşuyor neden hıcayı hemen suçlama polikasına başvuruyorsunuz bencede hoca haklı haksız olsa dahi keskin ibarelerle su...
Mehmet AKPINAR
06 Eylül 2008 Cumartesi 23:36
Yanar döner
Bu yanar döner hoca ne demek istiyor,mahkeme mahkümmü etmişki,sizin biat ettiklerinizin hepsi dokunulmazlık altındalar bir kalksa ...
Yılmaz Yılmaz
06 Eylül 2008 Cumartesi 22:54
EŞİTİP TOZUTTUN BE TUFEYLİ
Sen Deniz Feneri'nden bahset, sen Şaban Dili'den bahset,sen Başbakanın gemiciğinden,ATV'den,Unakıtandan vs vs bahset Yeni SEÇKİNCİ...
ÜYE GİRİŞİ
RÖPORTAJ
YAZARLAR
VİDEO HABER
ANKET
Yerel seçimlerde hangi partiyi destekleyeceksiniz?
Adalet Ve Kalkınma Partisi
Anavatan Partisi
Büyük Birlik Partisi
Cumhuriyet Halk Partisi
Demokrat Parti
Demokratik Sol Parti
Demokratik Toplum Partisi
Milliyetçi Hareket Partisi
Saadet Partisi
Diğer
HABER BÜLTENİ