Anasayfa
Şikayetim Var
ÇOK OKUNANLAR
ÇOK İZLENENLER
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Cengiz-SIMSEK
Cengiz ŞİMŞEK
Ülkemi de Severim, Namaz da Kılarım
30 Haziran 2008 Pazartesi

Bugün hepimiz için bir dönüm noktası olsun… Belki bugüne kadar dile getirdiklerimizi, küfrederken kime ve neden küfrettiğimizi, birilerine lanet okurken hangi sebeple lanet okuduğumuzu biraz düşünmek gerek. Aslında şu konuda bir karar vermelisiniz: “kötü kim ve ne yapar?” Size muhalif olması, onun kötü olduğunu gösterir mi? Toplumun büyük bir kesimi, sırf siz bu kişiyle uyuşmuyorsunuz diye ona lanet mi okumalı?

 

Alışageldiğimiz tutum ve davranışlarımız dikkate alındığında bütün bu sorulara toptan “evet” demek gerekiyor. Neden mi? Bu zamana kadar hep böyle yaptık da ondan… Sizden ricam, ifadelerimi birilerini desteklemek ya da kendi içimdekilere toplum vicdanında kabul görmesini sağlamak niyetinde olduğum şeklinde anlamamanız.

 

Son günlerde tartışılan konular arasında AKP’nin yargılanma süreci, Cumhurbaşkanının Gülen Okulları denen yurt dışında faaliyet yürüten eğitim kurumlarına sempati duyması nedeniyle suçlanması (Bu okulların açılması için Dışişleri ve Milli Eğitim Bankalıklarının izinleri var.), Gülen’in her fırsatta ısrarla mahkeme üstüne mahkeme edilmesi ve illegal bir şekilde onun yurt dışında kalmasının sağlanması… Hakan Şükür’ün namazı… Bunları biraz düşünelim derim… 

 

Kanunen bir suçunuz tespit edilmiş olmayıp, sadece size isnat edilen bir suç olsa ve siz her defasında hakkınızda açılan davalardan beraat etseniz, kamuoyunda ve medya organlarında çıkan haberler yalan olsa… Fakat yine de birileri sizi istemese… Ne bileyim tipinizi beğenmese, konuşmanızı, geldiğiniz bölgeyi, bitirmiş olduğunuz bir eğitim kurumunu, ha şunu da ekleyeyim; yaptığınız işi beğenmese… Dünya size dar gelir mi? Ya da kendinizi kendi vatanınızda itilmiş kakılmış hisseder misiniz? Bence Fethullah Gülen’in durumu da bu. Cem Karaca, Nazım Hikmet vb. Bunlar kendi vatanlarını dar ettiklerimizden bir kaçı… Bugün içinde yaşadığımız Türkiye siyasetinin, Türk demokrasisinin (ne demekse bu) uygulanış biçimi bu. Süleyman Demirel’in “Arabistan’a gitsinler” mantığının izdüşümleri. Sen kimsin? Sen kimsin ki birileri senin siyasi anlayışına, devlet anlayışına ve hayat anlayışına ters düşüyor diye “sen git, ben bu topraklarda yaşayacağım” diyorsun. Senin babanın sülbü altından, birilerinin ki demirden mi yoksa?

 

Eski bir olay ama bu bir başlangıç, bir patlama anıydı. Türk Siyasetinin Bing-bangı… Artçı sarsıntıları diğer siyasetçilerde, edebiyatçılarda, sanatçılarda ve en son halkta görüldü… Birileriyle bir arada görünmeme, birilerinin işlerini yapmama, birilerinin hastasını tedavi etmeme, birilerine şarkı söylememe, birilerinin oynadığı futbolu seyretmeme vs yemini etti halk… Ne korkunç… Bu her hani bir ülkenin malını boykot etmek gibi bir şey… Türklere hakaret etti diye bir ara Alman bir ara da Fransız, bir ara da İtalyan mallarını halk boykot etmiştik… Burada “onlar ve biz” diyebiliyorsunuz çünkü devleti ayrı, kanunu ayrı her şeyi ayrı adamın… Hakan Şükür’ü ve diğer bazı futbolcularımızı itelediğimiz uçurum bu işte… Laiklik deyip ardına saklanarak başkalarının yaşam biçimine sarkıntılık züppeliği… Aynen böyle demek lazım “sana ne lan, benim yaşam tarzımdan… seni geren bir durum mu var? Evine geldim de sofrana mı tükürdüm?” Bu tipler ancak züppe dilinden anlıyorlar. Çünkü kendi evimde bana nasıl yaşamam gerektiğini öğretmeye kalkışıyorlar. Bu ülke, bu hastana, bu okul, bu futbol sahası, bu sokaklar hepsi bizim… Birlikte yaşadığım kişilere saldırı, rahatsızlık ve dahi onların kullanım alanlarını daraltma gibi bir lükse girmiyorsam, doğru yoldayım demektir ve bu ölçüde istediğim gibi yaşarım, aklıma yatan siyasetçiye de oy veririm. AKP’ci olmam, CHP’ci olmam bana küfretmeni gerektirmez ki… Vatandaş isterse namazını da kılar, topunu da oynar. Topu kaleye atacakken, o anda oturup duaya dalmıyorsa bu adamın namazı seni neden geriyor anlamıyorum. Bu konu sadece inançlı olmak konusu ile ilgili bir şey değil… Mesele insanın kişilik hakları zarar görüyor olması. Namazlı bir futbolcunun oyun oynamasına ya da başı örtülü bir hastanın başı örtük bir şekilde tedavi görmek istemesine karşı çıkan bu zihniyet eşcinsel haklarını savunma yürüyüşlerine katılıyorlar. Beni üzen kişilerin tavırları değil, devletimin yetkili organlarının bu konuya önem vermemeleri. Yahu neden ilginizi çekmez ki? Toplum bölündü, herkes bir yerlere sığınıyor. Kimi bodruma kapatıyor kendini, kimi ABD’ye gidiyor. Aramızda bu sebeplerden dolayı ADD’ye de sığınan var mı bilmiyorum. Aynı bölünme daha evvel de birkaç defa yazdığım gibi sanat ve edebiyatta da var. Fazıl Say’dan Tarık Akan’a ve yanına çekmeye çalıştığı Kadir İnanır’a kadar… En son da dün duyduk, bir edebiyatçı abla sırf edebi kişiliği için çağrıldığı yerde siyasete küfretmiş… Ha, diyeceksiniz ki çok mu etmiş… yok canım … ODTÜ Rektörünün “bilimdeki geri sıralar neden bizimdir” bunu tartışmak yerine üniversitelerdeki irticayı gündem yapmasının yanında sinek ısırığı kadar…

 

Bu bahsettiklerime konu teşkil eden bir gazetenin tıfıl köşe yazarı Oray Eğin… Yan sayfadan köşe komşusu ve kıdemli gazeteci Serdar Turgut’tan ya ders almıyor ya da Serdar Turgut yan yatıp çamura battı… Konuya ilişkin olarak Serdar ağabey diyor ki “Şimdi bırakalım ‘dönecek mi?’ tartışmalarını... Davayı kazanmış, beraat etmiş bir vatandaş ne isterse, ne zaman isterse yapar bunu. Herkes kabul etsin artık. Yoksa adalete güven sarsılır. Bizlere düşen bunu tartışmak değil, Gülen’e düşünsel olarak kendimizi hazırlamaktır. Burada bizler derken tabii ki tarikattan olmayanları, hatta dindar bile olmayanları kastediyorum. Ülkemizde büyük bir diyaloğa ihtiyaç var. Özgürlükçü sol gelenekten gelenler hayli zaman önce sosyalistlerle dindarlar arasında özgün bir düşünce alışverişi olmasını ve yeni bir düşünce çerçevesi oluşturulmasını savunmuşlardı.” (26.06.2008)

 

Serdar Turgut’un penis yazıları yüzünden birileri ya kulağını çekti ya da ağabeyde ciddi değişimler var… Ben hayra yoruyor “değişiyor” demek istiyorum. Komşusu Oray kardeşe gelince, yanı başındaki tecrübeli gazeteci itidal ve diyalog, birlikte yaşama nefeslerken, o hala eski telden çalıyor, okur kitlesi kapma peşinde popülist takılıyor… Oray kardeş zaman zaman Gülen’e küfrediyormuş, birileri de (Oray kardeşe göre bunlar Fethullahçılar) mail yağmuruna tutmuşlar ve ağızlarına aldıkları küfürler hiç yenilir yutulur cinsten değilmiş. Gülen’e seslenip “ya bir bak hocam etrafına, müritlerin küfürbaz. Bunlarla tarikat işi olmaz” diyor. Binlerce kişiden gelen maillerle ilgili hepsi de aynı tezgahtan çıkmışlar gibiymiş ve hepsi de Oray kardeşin yazılarını okumamışlar ama Gülen’e saldırıyı bırakması için küfrediyorlarmış. Oray kardeş “burada ciddi bir tezgah var” uyarısı yapıyor… Kalkıp da bir gazetenin ana sayfasında yazıları anons edilecek kadar önemli(!) bir gazeteciye(!) “nereden biliyorsun bu binlerce kişinin Gülen taraftarı olduklarını, sen mail İP araştırması mı yaptırdın?” ya da “sen bu binlerceyi şahsen tanıyor musun ki, Gülen taraftarı oldukları konusunda eseflenip ‘şşş Hocaaa, yakışmıyor ama haa’ üslubunda, Gülen’i müritlerini kontrol etmeye çağırıyorsun?” demeyeceğim… Bu benim tecrübesiz DELİKANLI talebelerime benziyor… Takınca bir konuya ısrarla onu söyleyen, asla ikna edilemeyen tiplerden… Usta gazeteci kendine gelen binlerce maillerin sahipleri konusunda böyle ulu orta konuşmaz. Sizden özür diliyorum okurlarım, gülmek istiyorum… bir dakika…. nasıldı şu gülme işareti .. hah JJJJJ…..  Manşetten haaaa.. öyle ara sayfalardan değil…

 

Bir de uzun süre mail alıyorum ama gerçekten babası mı, değil mi bilmiyorum. Şu İzmir’de oğlu polis tarafından vurularak öldürülen Mehmet Tursun için bir iki cümlecik sarf edeyim de yazıyı bitireyim… Amcam (tabi eğer bu Mehmet Tursun o Mehmet Tursun mu bilmiyorum… Yemin billah edip Cep numarasını da vermiş: 0533 440 45 79. Yoksa biz de Oray kardeş gibi karanlığa küfrederiz de maaazallah… Tü tü tüüüüü, Allah düşman başına vermesin…). Benim “askere dokunmayın, ülkenin emniyet güçleri bizim için var” üslubundaki yazılarımdan rahatsız olmuş. Bana gönderdiği yazıda, savunduğum güçlerin oğluna ne yaptıklarından, hakkını ararken davalı duruma nasıl düştüğünden, TSK’ya ve devlete küfrettiği için hakkında 301’den dava açıldığından bahsediyor ve ekliyor, “ben nasıl bu kişilere saygı duyayım?” Oğlun ölmüş dayı tabiî ki sevemezsin ama sen de “acım var” diye küfretmişsin. Hangi sebeplerden dolayı suçlandığını yazmışsın bana… Okudum… bence senin tek sıkıntın, haklıyken üslup bilmezlikten dolayı kendini haksız konuma düşürmüşsün. Ne deyim Allah kurtarsın…

YAZARIN ÖNCEKİ YAZILARI
ÜYE GİRİŞİ
RÖPORTAJ
YAZARLAR
VİDEO HABER
ANKET
Merakla beklenen KEY ödemelerinde beklediğiniz parayı aldınız mı?
Hakettiğimi Aldım
Beklediğimden Az Aldım
Ne Kadar Aldığıma Bakmadım
Hiç Alamadım
HABER BÜLTENİ