A.R.O.G'un bütçesi ve havuz problemi

A.R.O.G'un bütçesi ve havuz problemi.10756
  • Giriş : 01.12.2008 / 09:42:00

Dokuz milyonun bir milyon doları filmin pazarlama bütçesi. Hiç de küçümsenecek gibi değil. Bu rakamın geri dönüşünü o korktuğumuz havuz problemlerindeki gibi soralım:

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:

Beşik Modelleri

Bir pazarlama bütçesi, film daha vizyona çıkmadan önce saatte bilmem ne kadar hızla iletişim çalışması yapmaktadır. Bu çalışmanın içerisinde internet sitesi, bilgisayar oyunu, kitabı ve diğer iletişim ürünleri de vardır.

Diğer yandan Türk Telekom reklamlarından kardeşi Avea'ya transfer ettiğimiz Cem Yılmaz, filmin sponsorunu ve numara taşınabilirliğini anlattığı reklamlarla yine aynı hızla havuza bilmem ne kadar ton dikkat toplamaktadır.

Hal böyle olunca filmin gişesi ne kadar sürede gelmiş geçmiş tüm rekorları kırar? Filmin tanıtımı ilk kez Euro 2008'de Milli Takım'a moral vermek üzere çekilen kısa filmle yapılmıştı.

İzleyenler hatırlar, daha o günlerden A.R.O.G'u konuşmaya başlamış, beklentiye sokulmuştuk bile. İlk çıkıştan itibaren tanıtım çalışmaları çok başarılı olan film, taş devrinde geçiyor.

Nokia ve Adidas ürün yerleştirmiş, G.O.R.A'nın geçen yıl sponsoru olan Avea ile aynı gruptan TTNet ve Türk Telekom da ana sponsorluklarını almış. Tarihin ilk çağlarında geçen filmde bu teknoloji markalarının nasıl konumlandırıldığını çok merak ediyorum.

Çekim tekniği, üç boyutlu stantları, 560 hazır kopyası ve 9 ayrı ülkede 4 ayrı dilde hazırlanması da Türkiye'de bir ilk. Şimdi bu kadar ipucundan sonra havuz sorumuza tekrar dönersek: Cem Yılmaz'lı A.R.O.G gelir havuzunun ne kadar sürede, ne kadar dolacağını ve hatta taşacağını tahmin edebilir misiniz?

Benim adım Kamil, öğretmen Kamil!

Anadolu'da Türkçemizi kullanış biçimine ilişkin değişik ağızlar var. Yabancılar pek anlamasa da bizler nereli olursak olalım vurgusundan, söyleme biçiminden, söylerken bedeninin duruşundan anlamlandırırız söyleneni. İstanbul'un göç alan semtlerinden birinde henüz palazlanmaya başlayan bir delikanlıya yol soruyordum.

İlerideki yolu göstererek, "Aha, şurdan anrı gidersin." dedi. Uzun söze gerek yoktu, anlamıştım. Dilimizde içinde şaka barındıran isimlerimiz de var. Bu isimler de her nedense 'Niyazi olmak', 'Şabanlaşmak' gibi pek çok anlamı içinde barındırıyor. İsimlerin anlamlandırılmasında ya bir olayın ya da Şaban'da olduğu gibi bir filmin etkisi var.

Son dönemlerde akıllı, uslu ve de olgun anlamına gelen 'Kamil' ismi için de böyle bir tehlike olduğunu düşünüyor adı 'Kamil' olan okurlarımız. Ufo reklamında başarısız taklit denemeleri yapan ve saf teknisyen rolünü oynayan oyuncunun adı da 'Kamil'. Eğer öğretmenseniz ve öğrencileriniz de size reklamdaki gibi 'Kamilll' diye bağırırsa ne hissedersiniz?

Soyadını burada vermeyeceğim Kamil öğretmenimin geçmiş Öğretmenler Günü'nü kutluyor, öğrencilerinin tüm 'Kamil'leri aynı kefeye koyup bu tür reklamlardan etkilenmemesini diliyorum.

Ben de ata binmek istiyorum

Şu naçar kaldığımız kriz günlerinde dörtnala giden atlar ne kadar da ruhumu okşuyor. Çok normal. Türk milletinin üç vazgeçilmezi at-avrat-silah olunca, binemesek de izlemek rahatlatıyor insanı.

Son günlerde ikisi de finans kökenli iki kuruluşun reklamlarından Eureka Sigorta ile Türkiye Finans Katılım Bankası reklamlarından söz etmek istiyorum. Gücü, öncülüğü ve korkusuzluğu simgeleyen atlarla dörtnala giden bu iki marka, atın simgeledikleri üzerinden kurumsal algısını yönetiyor.

Doğru zamanlama, doğru ürünler ve doğru mesaj üçlemesi bir yana, reklamlar beni yakaladı. Peki, alıcısını yakalayabildi mi?

Kampanya sonrasında kurumlardan sonuçları rica ediyoruz lütfen. Önümüzdeki hafta ihalesi tamamlanan 3G ihalesi, reklamları ve bu ihalenin sonuçlarının interaktif mecraya ne kadar iş potansiyeli oluşturacağı hakkında umumi istek üzerine yazacağım.

Küresel markalar için küryerel olmak ne demek?

Cevabını kendimce vereyim; dünyanın her tarafında üretecek, satacaksınız ama iletişim yaparken de satış yaparken de bulunduğunuz ülkenin kültür ve değerlerini göz ardı etmeyeceksiniz. Aslında buna çok dikkat eden şirketlerden birisi de Coca Cola'dır. Eskişehir'den okurumuz Fatih Güner'in Cappy reklamlarına ilişkin ilginç bir yorumu var.

Diyor ki, "Cappy'in reklamlarında kullanılan ifadeler, tabiat ana merkezli Pagan kültürleri çağrıştırıyor." İtiraf etmeliyim ki, reklamı ilk kez izlediğimde doğa çekimlerinin ne kadar başarılı olduğunu ve ağaç-meyve ilişkisi üzerinden mesajın ne kadar doğrudan verdiğini düşünmüştüm. Aklıma, Fatih Güner söyleyene kadar da Paganizm çağrışımı gelmemişti.

Demek ki başkalarının aklına gelebiliyor. Markalar farklı ülkelere çekilmiş filmlerini bir başka ülkede kullanırken gerçekten çok dikkat etmeli!

Neredeyse şehir efsanesi olacaklardı

Eh artık eni konu havalar soğudu. Çikolata ve çikolata kaplı ürünler ile çikolata türevi mamuller reklam atağında. Son günlerde epeydir sesi çıkmayan, pek çokları yokken hepimizin ilk tercihi olan iki marka Tadelle ve Sarelle atakta.

Tadelle, marka bilinirliğini artırmaya, daha doğrusu hatırlatmaya yönelik kalpli kampanyasıyla göz doldururken, Sarelle de fındığın gözünden üretim sürecini anlatarak doğrudan satışa yönelik reklamlar yapıyor.

Her iki marka da reklamlarında hikayemsi anlatımı seçmiş. Haksız da değiller! Öyle uzun bir süreden beri iletişim yapmıyorlar ki, neredeyse bilenlerin bilmeyenlerine anlattıkları bir efsane olarak hatırlanacaklardı.

Özellikle hızlı tüketim ürünleri pazarında tüketicilerle iletişimi kesmek, darağacına gönüllü gitmekle eş değer tutulurken, bu uzun ayrılığın elbette bir gerekçesi vardır.

Varsın geç olsun biz yine de kendilerine, atı alan rakip markaların Üsküdar'ı geçtiği, bu zor ve bol rakipli pazara hoş geldiniz diyelim.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious

*

*


*