AB müzakereleri romantik bir aldatmaca

AB müzakereleri romantik bir aldatmaca.9815
  • Giriş : 19.06.2009 / 15:45:00

Rusya Federasyonu'ndan Sergey Markov, ''Avrupa Birliği, kapılarını, Ruslara ve Türklere açmak istemiyor.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) tarafından düzenlenen ''Dünyadaki Değişimler Işığında Avrasya Nereye Gidiyor?'' konulu panelde konuşan Markov, dünyanın diğer bölgelerindeki ülkelerin artık son derece net, etkili işbirliği ve kalkınma stratejileri oluştururken, Avrasya ülkelerinin böyle bir işbirliği geliştiremediğini kaydetti.

Markov, ''300 milyon kişiden az pazarlar, mutlak bir şekilde gerileyecektir ve etkili kalkınma imkanları yoktur. Bu yüzden Rusya'nın ve Avrasya bölgesindeki diğer ülkelerin tek başına kalkınma ve gelişme fikrinden vazgeçmesi gerekiyor'' diye konuştu.

Avrasya ülkeleri arasında ortak bir ticaret alanı, ortak pazar birliği, gümrük birliği oluşturulabileceğini ve ticari ilişkilerde bölge ülkelerinin para birimlerinin kullanılabileceğini söyleyen Markov, ''Bu pazar, tüm bölge ülkelerinin gelişmesine yardımcı olabilir. Bölgesel bir işbirliğinin temelleri daha gelişmiş ekonomileri ve daha güçlü siyasetleri olan Rusya, Türkiye, Kazakistan tarafından atılabilir diye düşünüyorum'' dedi.

Enerji alanında taşımanın yanı sıra üretim konusunda da ortak projeler geliştirilebileceğine işaret eden Markov, ortak bir enerji alanından sonraki adımın da bölge ülkeleri arasında yüksek teknoloji alanında işbirliği olabileceğini söyledi.

Markov, oluşturulacak bir Avrasya birliğinin, AB, ABD ya da batı karşıtı bir özellik taşımayacağını vurgulayarak, ''Bu yüzden Türkiye, anahtar bir rol oynayabilir. Daimi aday rolünü bırakarak, Rusya'nın stratejik partneri olurken, aynı zamanda AB'nin ve ABD'nin de stratejik partneri olmaya devam edebilir'' diye konuştu.

-''AB ÜYELİĞİ ROMANTİK BİR STRATEJİ''-

Zenginliği, istikrarı, etkili siyasi ve ekonomik yapıları ile son derece güçlü bir çekim alanı olan AB'nin, yüksek ve fakir bir nüfusa sahip Avrasya bölgesindeki ülkelere ihtiyaç duymadığını kaydeden Markov, sözlerini şöyle sürdürdü:

''AB, kapılarını, milyonlarca zengin olmayan Rus, Türk ve Ukraynalıya açmak istemiyor. Bu kapılar bizim için kapalıdır. Bizim AB ile işbirliğimizin gelişmesi gerekiyor. AB'dekine benzer kurumlar oluşturarak kendimiz gelişmemiz gerekiyor. Bence AB ile tam üyelik görüşmeleri yapmak ki Türkiye hükümeti yapıyor, gerçekçi bir strateji değil, idealist ve romantik bir stratejidir. Türkiye'nin AB'ye tam üyelik fikrinden vazgeçmesi gerekiyor. Bu, siyasi nedenlerle mümkün değildir. Fransa, Almanya gibi büyük ülkeler tarafından bloke edilecektir.''

-''TARİHİ ÖNYARGILAR VE DIŞ MÜDAHALELER''-

Avrasya'da kurulacak bir ekonomik birlikte yer alacak ülkelerin, AB'nin doğusunda yer alması, AB ile işbirliği yapmak istemesi ancak, AB'ye üye olma şansı bulunmaması ve benzer bir gelişmişlik seviyesinde olması gerektiğini söyleyen Markov, Rusya, Türkiye, Kazakistan Ukrayna gibi ülkelerin bu kriterlere uyduklarını dile getirdi.

Markov, böyle bir birliğin önündeki engellere ilişkin olarak ise bazı tarihi önyargılara, diğer ülkelerin bölgeye müdahalelerine işaret etti. Özellikle ABD'nin bölgeye yönelik politikalarına değinen Markov, ABD'lileri ''doğal emperyalistler'' olarak tanımlayarak, onlarla iş yaparken, çıkarlarını çok net bir şekilde savunmaları gerektiğini söyledi.

Markov, ''Türkiye ve Rusya arasında son günlerdeki gümrük sorunları şunu yansıtmaktadır: Ekonomik ilişkilerimiz, siyasi yapılarımızdan çok daha güçlüdür. O kadar gelişmiş bir ekonomik işbirliğimiz var ki, varolan çerçeve dar geliyor. Bizim yeni kurumsal çerçeveleri kurmamız gerekiyor'' şeklinde konuştu.

-TÜRKİYE'NİN AB ÜYELİĞİ...-

Eski ABD Temsilciler Meclis Üyesi Stephen J. Solarz da, ilk defa, Türkiye'nin Kıbrıs'a müdahalesinin ardından 1975 yılında Türkiye, Yunanistan ve Kıbrıs'a geldiğini belirterek, bu ziyaretinin ardından ABD'nin Türkiye'ye uyguladığı silah ambargosunun büyük bir hata olduğu ve Türkiye'nin Kıbrıs'a müdahalesinin haklı olduğu kararına vardığını anlattı.

Türkiye ve ABD'nin Kosova, Irak, Afganistan ve Orta Doğu'da önemli ortak çıkarları bulunduğuna işaret eden Solarz, Türkiye'nin AB üyesi olmasının da iki ülkenin ortaklaştığı noktalardan biri olduğunu ifade etti.

Solarz, ''Türkiye'nin AB üyeliği ihtimalinin olmadığı, bu sürece devam etmeye değmeyeceği gibi bir yaklaşıma inanmıyorum. Türkiye'nin AB müktesebatına uyum sağlaması süreci en iyi şartlar altında 10 yıl sürebilir. Önümüzdeki 10 yıl içinde, Türkiye'nin üyeliğine olumlu bakmayanların görüşlerinin değiştirilmesi için pek çok şey yapılabilir'' değerlendirmesinde bulundu.

Kıbrıs sorununun çözülmesi söz konusu olduğu takdirde Türkiye'nin AB'ye girişi konusunda çok ümit vadedici bir durumun ortaya çıkabileceğini kaydeden Solarz, Türkiye'de reform sürecinin yavaşlamış olmasının, Fransa ve Almanya gibi ülkelerdeki olumsuz yaklaşımla bağlantılı olabileceğini ancak, böyle olumsuz bir yaklaşımla mücadele etmenin en iyi yolunun, Türkiye'nin AB sürecine inandığını göstermek ve gerekli reformları yapmaya devam etmek olduğunu kaydetti.

-''PİYASALAR, SİYASİ KARARLARLA YARATILIR''-

Risk Strateji Danışmanı William Engdahl ise yaşanmakta olan global ekonomik krizin ardından yeni bir dönemin oluşacağına işaret ederek, Avrasya'nın bu durumda iki seçeneği bulunduğunu, mevcut statükoyu devam ettirerek kararlarını mevcut sistemi desteklemeye yönlendirebileceğini söyledi.

Bu durumda önümüzdeki birkaç yıl için kendilerini dolara bağlamış olacaklarını ve doların geleceğine ilişkin belirsizlikler bulunduğunu ifade eden Engdahl, ikinci bir yolun ise Avrasya bölgesinde yeni bir refah bölgesi ve yeni bir ekonomik piyasa yaratmak olacağını kaydetti.

Engdahl, ''Piyasalar, doğal yollarla değil, siyasi kararlarla oluşur. Günümüzdeki çoğu piyasa da bölgeseldir ve karar vericiler tarafından yaratılmıştır'' dedi.

-''DEMOKRASİYİ KORUYAMAZSAK, BARIŞ VE GÜVENLİĞİ SAĞLAYAMAYIZ''-

Türk Avrasya İş Konseyleri Koordinatör Başkanı Tuğrul Erkin de, özellikle enerji güvenliği sorununun önem kazandığı son yıllarda petrol ve doğal gaz rezervlerinin yüzde 70'ine sahip bölgenin öneminin arttığını belirtti.

Erkin, 400 milyon kişinin yaşadığı, toplam milli geliri 1,6 trilyon dolar, dış ticaret hacmi 1,2 trilyon dolar olan Avrasya'nın dünyadaki rolünün önümüzdeki dönemde daha da artacağının tahmin edildiğini kaydederek, 2050 yılında dünya toplam mili gelirinin yüzde 60'ının bu bölgede üretileceğinin ve dünya nüfusunun 3'te 2'sinin bu bölgede yaşayacağının öngörüldüğünü belirtti.

''Orta Asya'ya sahip olan Avrasya'ya, Avrasya'ya sahip olan dünyaya hükmeder'' sözünün doğrulandığını ve dünyadaki önemli aktörlerin bölgeye yönelik politikalarında yaşanan ilgi ve canlanmanın bunun kanıtı olduğunu dile getiren Erkin, bu ilginin müdahaleci bir kimliğe dönüşmemesi gerektiğini vurguladı.

Erkin, gelir dağılımındaki eşitsizliğin artmasının, sınıflar arasında gerilimin büyümesine ve bunun da demokrasinin tahribine neden olduğunu belirterek, ''Avrasya bölgesinde demokrasiyi koruyamazsak barış ve güvenliği sağlamayayız'' dedi.

Bölge ülkelerinin çeşitli sebeplerden dolayı ekonomilerinin modernizasyonu alanında çok mesafe alamadıklarına dikkati çeken Erkin, ülkelerin krizden tek başına çıkmalarının çok zor olduğunu, ortak sorunların çözümü için işbirliğinin geliştirilmesi ve bölgesel entegrasyon yönünde somut adımlar atılması gerektiğini anlattı.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious

*

*


*