AB Raporu'na göre Türkiye 2008'de uyudu

AB Raporu'na göre Türkiye 2008'de uyudu.6215
  • Giriş : 06.11.2008 / 16:50:00

AB Raporu’na göre 2008’de hükümet demokraside uyudu, asker yine siyaset yaptı. Jandarma sivilleştirilemedi, askerî harcamalar hâlâ denetlenemiyor.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


AB İlerleme Raporu'na göre 2008'de hükümet demokraside uyudu, asker yine siyaset yaptı. Jandarma sivilleştirilemedi, askerî harcamalar hâlâ denetlenemiyor, medyaya akreditasyon sürüyor... (Taraf ortaya çıkarmıştı) Asker bazı STK ve işadamlarını “AB'den fon alıyor” diye fişledi. Bu suç mudur?.. Cumhurbaşkanının demokratikleşme istek ve arzusu hükümette yok. Sivil anayasa girişimi rafa kaldırıldı... Raporda Ergenekon davası, Engin Çeber'in ölümü, Deniz Feneri davası, medyaya baskı da eleştirildi

AB üyelik süreci kapsamında Türkiye'nin son bir yılını değerlendiren İlerleme Raporu'nda iktidar partisi tarafından 1982 anayasasını Türkiye'de temel hakları uluslararası standartlara uyumlu hale getirecek şekilde değiştirmek konusunda bugüne dek somut bir adım atılmadı deniliyor. Rapor'da TSK'nın sivil siyaset üstündeki etkisi de eleştiriliyor.

HÜKÜMET ELEŞTİRİLDİ

• Raporda, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün “siyasi aktörler ve sivil toplumla ilgili uzlaştırıcı bir rol oynama çabaları, AB'yle ilgili reformların hızlandırılması çağrılarını sürdürmesi ve dış politikada aktif bir rol oynayarak dış ziyaretleri sıklaştırması” övülüyor. Fakat Rapor hükümeti AB'ne katılım sürecinde taahhüt ettiği politik reformları gerçekleştirme konusunda yeterince çaba göstermemekle eleştirdi. Bunun yanında raporda, “diğer siyasi partiler arasındaki diyalog eksikliği ve kendi aralarında ortak bir ruh oluşturulmaması siyasi kurumların düzgün işlemesi üzerinde negatif etki yaratıyor” yorumu yapıldı.

KAPATMA DAVASI

• İlerleme Raporu'nda, “AKP ve DTP'nin kapatılması istemiyle açılan davalar, siyasi partilerle ilgili mevcut yasaların siyasi aktörlere, ifade özgürlüğü ve örgütlenme özgürlüğünde devlet müdahalesine karşı yeterli koruma sunmadığını göstermektedir” deniliyor.

TSK'YA ELEŞTİRİ

• Raporda “asker üzerindeki politik kontrol ancak Kuzey Irak'a yapılan askeri operasyonlara onay verilmesi bağlamında uygulamaya geçirilebildi” yorumu yapılıyor. Fakat, askerin informal ve formal mekanizmalar üzerindeki politik gücünün hala devam ettiği belirtiliyor. “TSK'nın resmi ve gayrı resmi kanalları kullanarak önemli siyasi etki icra ettiği” tespiti yapılan belgede bu kapsamda üst düzey komutanların “Kıbrıs, Güneydoğu, laiklik ve siyasi partiler gibi yetkilerini aşan iç ve dış politika konularında görüş bildirdiği” ifade ediliyor.
İlerleme raporunda, Türk askeri gücünün İç Güvenlik Kanunu ve Milli Güvenlik Konseyi Kanunu'nda hiç bir değişiklik yapılmadığı belirtilerek, böyle bir sistemin, tanımlanmış rol ve görevlerinin ulusal güvenlik politikalarının belirlenmesi üzerinde büyük bir manevra alanı sağladığı yorumu yapılıyor.
Raporda ayrıca Jandarma üzerinde sivil denetim için hiçbir ilerleme kaydedilmediği belirtiliyor. Güvenlik, toplum düzeni ve yardımcı birimleri üzerine yazılan 1997 EMASYA gizli protokolünün henüz değişmediği belirtilen raporda, bu protokolle sivil otoritenin talebi olmadan iç güvenlik sorunlarında ordunun askeri operasyon gerçekleştirebileceği ifade ediliyor.

İFADE ÖZGÜRLÜĞÜ

• Raporda hükümet ve TSK kastedilerek, “Üst düzey yetkililer, özellikle terörle mücadeleyle ilgili haberlerin ardından basını şiddetle eleştiren açıklamalar yaptı” tespiti yapılıyor. TSK'nın “Hâlâ bazı gazeteci ve medya kuruluşlarının resepsiyonlara ve brifinglere katılmasına izin vermediği” belirtilen raporda, “basın özgürlüğüne tam saygı gösterilmesi” isteniyor. Türkiye'de son dönemde internet sitelerinin sıklıkla ve orantısız şekilde yasaklanmasını “sorunlu” bulan AB raporu, YouTube'un da birçok kez yasaklandığını gündeme getiriyor.

301. MADDE

• İlerleme Raporu'nda, Türk Ceza Kanunu'nun 301'inci maddesinde yapılan değişikliğin bazı olumlu sonuçlar doğursa da “metnin büyük ölçüde korunduğu ve dava açılmasında Adalet Bakanı'na tanınan yetkiyle siyasallaşma ihtimaline kapı aralandığı” eleştirisi yapılıyor. Raporda, 1 Mayıs gösterilerinde ve Nevruz kutlamalarında güvenlik güçleri orantısız güç kullanmakla ya da şiddete başvurmakla suçlanıyor.

ERGENEKON SORUŞTURMASI

• Belgede “Ergenekon” davasında soruşturma süreciyle ilgili şu bilgiler veriliyor: “Ergenekon adlı yapılanmaya yönelik başlatılan soruşturma sürecinde, savunma hakkının yeterince güvence altına alınmadığı ve iddianamesiz tutukluluk süresinin uzunluğu konularında yargı, medya ve siyasi kaynaklardan eleştiriler yapıldı. Davanın benzersiz ölçekte ilk duruşması, planlandığı gibi 20 Ekim'de yapıldı.”

DENİZ FENERİ DAVASI

• İlerleme Raporu'nda, Deniz Feneri davasında Frankfurt Mahkemesi'nin kararına atıf yapılarak Ankara savcılığının soruşturma başlattığı ve Alman makamlarından gerekli belgelerin istenmesi için Adalet Bakanlığı'na başvuruda bulunduğu belirtiliyor. Türkiye'de yolsuzluğun “yaygınlığını koruduğu” tespiti yapılan raporda, son bir yılda yolsuzlukla mücadelede “sınırlı ilerleme sağlandığı” ifade ediliyor.

İŞKENCE

• Metris Cezaevi'nde bir hükümlünün işkence nedeniyle hayatını kaybetmesi üzerine Adalet Bakanı Mehmet Ali Şahin'in kamuoyundan özür dilediği hatırlatılan raporda, olayın sorumluları hakkında hızla idari yaptırımlara gidilmesi övgü alsa da güvenlik güçlerinin insan hakları ihlali iddialarının yeterince hızlı, tarafsız ve bağımsız soruşturulamadığı belirtiliyor.

GENELKURMAY'IN STK ANDICI DA VAR

• Rapor'da Taraf'ın 7 Nisan 2008 tarihinde yayımladığı “Koç'u da andıçladılar” başlıklı TSK içinde hazırlanan, AB ve diğer yabancı kuruluşlardan mali destek alan STK'ların fişlendiği bir andıç belgesinden de söz ediliyor. Genelkurmay Başkanlığı Bilgi Destek Daire Başkanlığı'nın 2006 yılı mart ayında yayımladığı Andıç belgesinde Türkiye'deki sivil toplum örgütlerinin faaliyetlerinin tek tek sıralanarak Cumhurbaşkanı Gül'den Rahmi Koç'a, Sabancı ailesinden Eczacıbaşı'lara TÜSİAD'dan TESEV'e kadar kamuoyunca bilinen birçok isim ve derneğin fişlendiği ortaya çıkmıştı. Andıçta yer alan kişi ve kurumlar “Türkiye'yi bölmek isteyen ABD ve AB'nin projelerini Türkiye'de yürütmek için birçok fondan yardım almakla” suçlanıyordu. AB raporunda bu andıcın Genelkurmay tarafından da yalanlanmadığı açıkça belirtiliyor.

OLLI REHN: ANAYASA REFORMU ŞART

• AB Komisyonu'nun genişlemeden sorumlu üyesi Olli Rehn, Brüksel'de düzenlediği basın toplantısında 2008 AB İlerleme Raporu'nu açıkladı. Olli Rehn, basın toplantısında 2008 Türkiye İlerleme Raporu'nun yanı sıra AB Genişleme Stratejisi belgesini de açıkladı.
Olli Rehn, Türkiye'nin reformlara hız vermesi gerektiğini vurgulayarak “2008 yılı Türkiye açısından önemli gerilimlerin yaşandığı bir yıl oldu. Anayasa Mahkemesi'nin açtığı dava, anayasal reformların gerekliliğini ortaya koydu. Vakıflar Yasası ve 301. maddede yapılan değişikliğin de uygun şekilde uygulanması lazım” dedi.

2009 ÖNEMLİ

• Olli Rehn, Türkiye'nin 2009'u “reform yılı” yapma şansı olduğuna dikkat çekerek, “Bundan sonra Kıbrıs'ın birleşmesi konusunda kapsamlı çözüm çabalarına Türkiye'nin desteğini beklemeye devam edeceğiz. Her iki tarafın da kabul edeceği bir uzlaşma sağlanması gerekiyor. İki tarafın AB üyesi olarak bu koşulları yerine getirmesi son derece önemli” diye konuştu.
Rehn, AB'nin genişleme stratejisiyle ilgili olarak da şunları söyledi: “Güneydoğu Avrupa'daki genişleme politikalarında 2008 yılına baktığımız zaman, çok önemli bir yıl oldu. Türkiye'de bildiğiniz gibi son derece önemli bir siyasi anayasal kriz söz konusuydu. Avrupa yolunda ilerleyerek 2009'da bu gelişmeleri kaydetmenin temelleri atıldı. 2009 somut ilerlemelerin sağlanabileceği bir yıl olabilir.” Rehn, “Özellikle alt yapı projelerine destek verilmesi söz konusu. Genişlemenin mali kriz döneminde bir sorun değil, çözüm olduğunu düşünüyoruz. Mali kriz bir fırsat olabilir. Son dönemde Kafkasya'da yaşanan olaylarla, genişlemenin stratejik önemini ve Türkiye'nin bu alanda oynadığı rolü gördük” dedi.

DIŞİŞLERİ: AB'NİN DE GÖREVLERİ VAR

• Dışişleri Bakanlığından AB Türkiye İlerleme Raporu'yla ilgili yapılan yazılı açıklamada şunlar kaydedildi: “Raporda yer verilen ve olumsuz olarak değerlendirilebilecek hususlar, amacı üzerinde durulması gereken ve çalışmaların odaklanması beklenen alanların tespiti olarak yorumlanmalıdır. Rapordaki görüşlere katılmadığımız alanlarda mutad olduğu üzere Komisyona görüş ve düzeltmelerimiz iletilecektir.”
Açıklamada, daha sonra şunlar belirtildi: “Ülkemiz AB sürecinde yükümlülüklerini yerine getirmeye devam edecektir. Ancak AB'nin de üzerine düşen görevler vardır. Birliğin, genişleme sürecinde kısa vadeli bir bakış açısıyla değil, temel kuruluş felsefesine, yani barış ve istikrara odaklanarak global bir güç durumuna kavuşabilmek düşüncesiyle hareket etmesi önem taşımaktadır.”

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious

*

*


*