'AB'de 2014 hedefinden şaşmamak gerek'

'AB'de 2014 hedefinden şaşmamak gerek'.27683
  • Giriş : 23.06.2008 / 21:22:00

İktisadi Kalkınma Vakfı (İKV) Yönetim Kurulu Başkanı Haluk Kabaalioğlu, Avrupa Birliği'ne tam üyelik konusunda Türkiye'ye bir hedef tarih verilmeyeceği söylenmekteyse de 2014 hedefinden şaşmamak gerektiğini belirtti.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


İKV'nin 46. Olağan Genel Kurul Toplantısında konuşan Kabaalioğlu, 22 Temmuz seçim sonuçlarının alındığı akşam, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın yaptığı konuşmanın, yeni döneme büyük umutlarla girilmesine yol açtığını ifade ederek, 1 yıldan kısa bir sürede fevkalade ciddi siyasi sorunlarla karşılaşılmasının oldukça düşündürücü olduğunu söyledi.

"AB reform sürecinde ciddi ve kapsamlı çalışmalar yapılması gerekirken, önemli bir ilerleme sağlanamaması üzücüdür" diyen Kabaalioğlu, gerek müzakerelerin teknik boyutunda gerekse yasal ve idari reformlar konusunda 2007'nin kayıp yıl olduğunu, 2008'in AB yılı olarak ilan edilmesine rağmen somut adımlar atılamadığını kaydetti.

Kabaalioğlu, müzakerelere başlama kararı alınmasından sonra hükümetin yavaş davrandığını, bir başmüzakereci atamasının yapılmasının dahi aylar sonra gerçekleşebildiğini savunarak, siyasi açıdan zorlu meseleler nedeniyle yavaş ilerleyen müzakere sürecinin teknik boyutunda açılan başlık sayısının 8 olduğunu hatırlattı.

Bugün 10 başlık daha açılabilecek düzeyde olmakla beraber Sarkozy'nin Fransa Cumhurbaşkanı seçilmesinden sonra bazı devletlerin süreci yavaşlatmak için müzakerelerde frene bastıklarının görüldüğünü aktaran Kabaalioğlu, "Fransa'nın bazı başlıkların tam üyeliği öngörmesi nedeniyle açılmamasını istemesi kabul edilemez. Ülkemizdeki politik sorunlara karşılık AB'de de Türkiye'nin tam üyelik perspektifine yönelik bir siyasi irade eksikliği kendini her konuda açığa vurmaktadır" dedi.

-"EURO 2008'DE YENDİĞİMİZ HIRVATİSTAN, MÜZAKERELERDE 20-8 ÖNDE"-

Türkiye-AB ilişkilerinde geçtiğimiz dönem değerlendirilirken, AB'nin siyasi irade eksikliği ve Türkiye'ye yönelik çeşitli tavırlarından dolayı eleştirildiğini belirten Kabaalioğlu, şöyle devam etti:

"Ancak biraz durup kendimize de bakmalıyız. Daha önce çeşitli vesilelerle dile getirdiğimiz gibi Türkiye'de son bir yıl içinde reformları hayata geçirme konusunda bir yavaşlama söz konusudur. Ülkemizle aynı dönemde müzakerelere başlayan Hırvatistan, müzakere sürecinde 20 başlık açmış durumdadır. Avrupa şampiyonasında yendiğimiz Hırvatistan, katılma müzakerelerinde hızla ilerlemektedir. Skor 20-8 olmuştur. Hırvatistan'ın 2010 veya 2011'de üye olabileceği belirtilirken, Türkiye'ye bir hedef tarih verilmeyeceği söylenmekteyse de, 2014 hedefinden şaşmamak gerekir. Bazılarının 2020'lere uzayan vadeleri telaffuz etmeleri sakıncalıdır."

Kabaalioğlu, müzakere sürecinin hızlandırılması amacıyla siyasi, sosyal ve ekonomik alanda gerçekleştirilmesi gereken birçok reform bulunduğunu, Türkiye'nin dünyada yaşanmakta olan uluslararası ekonomik sorunlardan etkilenmemesinin mümkün olmadığını vurgulayarak, "Böylesi bir dönemde Türkiye'nin enerjisini, başta yapısal reformlar olmak üzere AB üyelik sürecindeki önceliklerine yönlendirmesi gerekmektedir" dedi.

Kabaalioğlu, vakıf üyelerine İKV'nin faaliyetleri hakkında da bilgi verdi.

-"AB ÜLKELERİNİN OLUMSUZ TAVIRLARI..."-

Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkanı Oğuz Satıcı da, katılım müzakerelerinde arzu edilen noktanın çok uzağında bulunulduğunu söyledi.

Satıcı, "Bazı AB ülkelerinin üyeliğimiz konusundaki olumsuz tutumlarının, yakalanan ivmenin azalmasında önemli rol oynadığına şüphe yok" diyerek, son 3 yılda reform sürecinin ve uyum çalışmalarının yavaşlamasının sorumluluğunun tek başına AB'ye yüklenemeyeceği görüşünü dile getirdi.

Bugüne kadar ilerleyen sürecin kendilerini tatmin etmediğini ifade eden Satıcı, şöyle konuştu:

"Bazı AB liderlerinin hiçbir hukuki dayanağı olmayan, kısa vadeli, popülist mesajlarından etkilenip rotamızı sorgulamak, Türkiye'nin değil, AB içinde Türkiye'yi istemeyenlerin çıkarınadır. Bizim yapmamız gereken, sürecin sonuna gelindiğinde iktidarda olup olmayacaklarını dahi bilmediğimiz bu siyasetçilerin söylemlerine odaklanıp vakit kaybetmek yerine, kendi yapacaklarımıza yani katedeceğimiz mesafeye odaklanmaktır."

Satıcı, Türkiye'de tüm tarafların sürecin önemini kavramak zorunda olduğuna değinerek, demokratik, laik, müreffeh, özgüveni tam, küresel gelişmelere seyirci kalan değil şekil veren bir Türkiye isteniyorsa, AB üyeliğine hep birlikte sahip çıkılması ve sürecin takipçisi olunması gerektiğini vurguladı.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious