AB'den özeleştiri dolu Türkiye yorumu!

AB'den özeleştiri dolu Türkiye yorumu!.8015
  • Giriş : 28.11.2008 / 09:05:00
  • Güncelleme : 28.11.2008 / 09:05:55

Avrupa Parlamentosu İnsan Hakları Alt Komitesi Türkiye ile ilgili çarpıcı açıklamalar yaptı.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Komite üyeleri Türkiye'nin demokrasi ve insan hakları reformlarındaki yavaşlamada Avrupa'nın izlediği tutarsız politika ve tam üyeliğin asla gerçekleşmeyeceği şeklindeki olumsuz mesajların reform sürecini zedelediğini bildirdi. Komite ayrıca Kürt sorunu, internete sansür, mültecilere muamele gibi pek çok konuda düzeltilmesi gereken yanlışlar olduğunu da ekledi.

"KÜRTÇE SEÇİM KAMPANYASINA ANLAYIŞ YOK"

Avrupa Parlamentosu İnsan Hakları Altkomisyonu üyeleri Adalet Bakanı Mehmet Ali Şahin, İçişleri Bakanı Beşir Atalay ve çeşitli sivil toplum örgütleriyle yaptıkları görüşmelerin ardından bir basın toplantısı düzenledi. Heyet Başkanı Fransız Parlamenter Helene Flautre, demokratik reformlarda Türkiye'nin genel olarak olumlu performans gösterdiğini ancak Kürt sorunu konusunda anlayamadığı bir hassasiyet olduğunu söyledi. Flautre, "Kürt kökenli adaylar seçim kampanyalarını istedikleri gibi kendi ana dillerinde yapması şok oluşturuyor. Bir insan Kürt seçmenine kendi ana dilinde hitap ettiğinde daha iyi sonuç alabilir. Bunu bırakın kabul etmeyi, anlayış bile gösterilmiyor. Bunu anlamak bizim açımızdan pek kolay değil" diyerek bu yaklaşımı insan haklarına aykırı bulduğunu kaydetti.

TBMM İnsan Hakları Komisyonu üyeleriyle yapılan toplantıda kendilerine sunulan çalışmalar ve özetlenen faaliyetlerden çok etkilendiklerini belirten Flautre, polisin uyguladığı şiddete dair hazırlanan raporda hükümete sunulan iyileştirici önemlere ilişkin tavsiyeleri örnek gösterdi. Flautre, raporların birer kopyasını edinerek, bu çalışmaları tüm güçleriyle destekleyeceğini bildirdi.

ADALET BAKANI ŞAHİN'E AB'DEN TAKDİR

Adalet Bakanı Mehmet Ali Şahin'le bugünkü toplantıya değinen Flautre, "Bir süre önce gözaltında kötü muameleden hayatını kaybeden kişinin (Engin Ceber) ölümünden dolayı resmi özür dilemesini nedeniyle takdirlerimizi ilettik" dedi. Flautre ayrıca merkezi İstanbul'da bulunan Lambda Derneği'nin mahkeme kararıyla kapatıldığını ve komisyon olarak Adalet Bakanlığı nezdinde bir takım girişimlerde bulunduklarını hatırlatarak, Yargıtay'ın bu kararı bozmasını sevinçle karşıladığını belirtti. Flautre, "Bu örgütlenme hakkının gelişmesi için fevkalade olumlu bir adımdır" değerlendirmesini yaptı.

"HRANT DİNK CİNAYETİNİN AYDINLATILMASI TÜRK ADALETİNİ İNANDIRICILIĞINI GÖSTERECEK"

Pazartesi (24 Kasım) öldürülen Ermeni asıllı yazar Hrant Dink'in ailesiyle görüştüğünü belirten Flautre, ailenin mahkeme sürecine ilişkin endişeleri olduğunu kaydetti. Flautre, Başbakanlıkta polis ve jandarmanın bu suikast konusunda işbirliği yaptıkları veya ihmalkar davrandıklarına ilişkin bir rapor bulunduğunu iddia etti. Konunun artık Türkiye'ye mal olmaktan çıktını söyleyen Flautre, "İçeride ve dışarıda herkes olayın gerçek yüzünü öğrenmek istiyor. Cinayet veya suikast günışığına çıktığında diğer suikast zincirleri de ortaya çıkacak" diyerek Rahip Santora ve Malatya yayınevi cinayetleri arasında bağlantı olduğunu ifade etti. Flautre, "Bu cinayetin aydınlatılması Türk adaletinin inandırıcılığı için de fevkalade önemli bir işaret olacaktır" dedi.
"YOUTUBE'A SANSÜR ENDİŞE VERİCİ, TÜRKİYE'NİN ŞÖHRETİNİ ZEDELENDİ"

İfade özgürlüğünün önceliğini vurgulayan Flautre, "301. maddenin iptalini istemiştik. Değiştirildiğini öğreniyor ve olumlu gelişme olarak kaydediyoruz. Ancak değişikliğin geliştiği Mayıs'tan beri 301'e konu dava açılmasına adalet bakanı kendi imzasıyla izin veriyor. Bu konuda düzeltme gerekiyor. İnternete sansür, en bilinen örneği Youtube. İfade özgürlüğü yönünde son derece endişe verici. Türkiye'nin şöhretini olumsuz etkileyen kötü bir uygulama" şeklinde konuştu.

"CEZAEVLERİ ÇOK GELİŞMİŞ AMA GÖÇMEN MİSAFİRHANELERİ KORKUNÇ DURUMDA"

İstanbul, Bakırköy'deki kadın cezaevine yaptıkları ziyareti anlatan Flautre, sosyal aktivite sahası, çocuk-aile görüş alanı gibi tüm birimlerin standartlara uygun olduğunu söyledi. "Maddi koşullar oldukça iyi. Yargıya erişim kolay. Kendi ülkem Fransa ile de kıyaslayarak söylüyorum, çünkü orada bu konuda eleştiriler var" diyen Flautre aynı memnuniyeti Kumkapı'daki yasadışı göçmenler misafirhanesinde duymadığını kaydetti. Şartların korkunç olduğunu bildiren Flautre, basının mutlaka orayı gezmesi ve yansıtması gerektiğini söyledi. "Koşullar kabul edilemez. Yatakhanelerde kapasite zaten fazla değil, ama bitki gibi insanlar doldurularak bir yılı aşkın süre kalmak zorunda. Dışarı hava almaya çıkamıyorlar. Yasadışı göçmen oldukları için uluslar arası haklardan mahrumlar. İnsanlık haysiyetine uymayan koşullarda yaşıyorlar" diyen Flautre, konuyu görüştükleri İçişleri Bakanının BM Mülteciler Komiserliğine erişim kolaylığına ilişkin söz verdiğini de ekledi.

"AB'DEN GELEN YANLIŞ MESAJLAR TÜRKİYE'DEKİ DEMOKRATİK REFORMLARI ZEDELEDİ"

Bir gazetecinin Türkiye'de reformlar neden yeterince hızlı ilerlemiyor, şeklindeki sorusu üzere Flautre, asıl sorumlunun AB'deki muhalif açıklamalar olduğunu söyledi. Flautre şunları kaydetti: "AB'ye düşen büyük sorumluluklar var. Bu hükümet müzakereler başlamadan önce büyük reformlar yapmak için çalıştı. Müzakereler başladıktan sonra üretimde düşüş oldu. Bunda Avrupa'dan gelen mesajların da önemli katkısı var. Muhtelif ülkelerden Türkiye'nin hiçbir zaman AB üyesi olamayacağı açıklamaları geldi. Türkiye'de de karşı tepki oluştu. AB'de bu şekilde yapılan açıklamalar ben de fevkalade kızgınım. Olumsuz görüşlerin Türkiye'deki demokrasi, insan hakları ve diğer alanlardaki reform sürecinin yavaşlamasında asıl sorumlu olduğunu düşünüyorum. STKlar da ümitsiz. Hükümet kendi halkına inandırıcı olmak zorunda. Bu da reformların dinamiğini zedeliyor. Bizler AB'yi Türkiyesiz düşünmeyen insanlarız."

"HÜKÜMET SAMİMİ AMA KÜRT KİMLİĞİ VE TERÖR SORUNUNU AYIRMAK GEREK"

Heyetin Başkan Yardımcısı İngiliz Parlamenter Sarah Ludford ise, bir soru üzerine, hükümetin AB hedefi ve reformlar konusunda samimi olduğunu ancak hırs eksikliği gördüğünü bildirdi. Ludford, "Bence verilen cevaplar samimiydi. Ama hep bir engel var. Yapılacak işlerde ritim değişikliği gerek. Kendilerinin getirdiği bir takım sınırlamalar var. AB'nin de Türkiye'ye karşı tutarlı bir politika izlemesi gerekir, bu reformları da kolaylaştırır" dedi. Anayasa değişikliğinin önemine değinen Ludford, "Mevcut yasalar daima terörizm tehdidine karşı hazırlanmış. Terörizmi küçümsemiyorum ama terörizm gerçeği ve Kürt gerçeği bir arada. Kürtlerin üzerindeki baskıyı kaldırmak gerek. Anayasa devleti halka karşı koruyor. Halbuki bireyi devletin istismarından koruması gerek. Kürtlerin istekleri de reform sürecine dahil edilse, çok daha ileri adım atılabilir" diye konuştu.

"YORK DÜŞESİ YANLIŞ YAPTI, REKLAM PEŞİNDE"

York Düşesinin haftalar önce bir yetimhanede kılık değiştirerek çektiği görüntüler hatırlatılınca bir başka İngiliz Parlamenter Robert Evans yanıt verdi: "Sanırım kıyafet değiştirerek bu incelemeyi yapmış. Düşkünler, yaşlılar evi, yetimhane gibi kurumlar sadece Türkiye'de değil, Avrupa içindeki pek çok ülkede de hassas yaklaşılması gereken kırılgan yerler. Biz de ziyaretlerimizi yapmadan önce gittik, gerekli yerlerden izin aldık ve hiçbir sorun yaşamadık. Türkiye gibi üye olmak isteyen ülkelere bizim yardımcı olmamız gerekir. AB üyelik sıfatını kazanmak için çaba sarfediyor. Ne yazıkki, yetimhane, bakımevi gibi koknular öncelik listesinde yer almıyor. Bence York düşesinin yaptığını prensip olarak paylaşıyorum ama yönetimini değil. Burada biraz da reklam arayışı havası sezdik. Yapacaksanız, doğru yollar, yöntemler kullanmakta fayda var."

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious

*

*


*