ABD'nin ibresi hâlâ AKP'den yana

  • Giriş : 05.02.2007 / 00:00:00

ABD Dışişleri'nin Avrupa ve Avrasya'dan sorumlu müsteşar yardımcısı Matthew Bryza, geçen hafta bir grup gazeteciyle sohbetinde, Türkiye'deki siyasi ortama ilişkin soruları da yanıtladı.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


"ABD'ye ve Avrupa'ya karşı havanın ve tutumların keskinleştiğini gözlemliyor muyuz? Evet, tabii gözlemliyoruz ve bu da kaygı verici" diyen Bryza, buna karşın Türkiye'deki kabaran milliyetçi dalganın kendilerini çok da kaygılandırmadığını, zira en güçlü partinin hâlâ 'şovenizmi değil, Türk milliyetçiliğinin olumlu bir şeklini' temsil eden AKP olduğunu söyledi.
Şu sözler Bryza'nın:
"Tabii, daha önce Bozkurtlarla, sağ partilerle ve şiddetle nelerin yaşandığını hatırlıyoruz. Bunun bilincindeyiz. Belki naifiz, belki resmin bütününü görmüyoruz, ama Türkiye'de henüz o düzeyde bir toplumsal gerilim görmüyorum.
Hâlâ en popüler partinin AK Parti olduğunu görüyoruz... MHP ise şiddet uygulayan bir parti değil. Evet, sağ uçta ve gücünü artırıyor, ama şu anda gücü, hiçbir şekilde Ak Parti'nin gücüne yakın değil."
Daha sonra, Türkiye'de siyasi yelpazenin tek ortak konseptinin "milliyetçilik" olduğuna dikkat çeken Bryza, şöyle dedi:
"Bence Ak Parti'nin seçimleri kazanması, Türk milliyetçiliğinin, Türkiye'nin geleneklerini kucaklayan pozitif şeklinin yansımasıydı. Türk toplumunun esas gelenekleri İslam ve demokrasidir. Mükemmel. Ak Parti'nin seçilmesini biz böyle yorumlamak isteriz."
***
Hrant Dink cinayetini hazırlayan ve cinayet sonrasında da her gün yeni bir tezahürünü yaşadığımız karanlık ortamı; bu ortamın, ülkenin en başarılı edebiyatçılarını polis korumasında yaşamaya zorladığını; bu ortamın, ülkenin dışişleri bakanını "dost" saydığı Dink'in cenazesine katılmaktan caydırdığını; ve bu ortamı elbirliğiyle köpürten devlet, siyaset ve medya temsilcilerinin mesaiyi hâlâ kesintisiz sürdürdüğünü düşününce, Bryza'nın sözleri gerçekten de bir yönüyle "naif."
Bir yandan, Bryza'nın çizdiği "İslam ve demokrasiyi kucaklamış pozitif milliyetçilik" sınırlarını zorlayan şoven unsurlar, 301 savunucuları, "vatan haini" avcıları AKP'nin içinde de var.
Ayrıca, AKP'nin "Kurban olam ayına yıldızına" afişleriyle doruğa çıkan milliyetçi popülizmi, MKYK üyesi Ayşe Böhürler tarafından, "Biz daha fazla demokrasi ve özgürlükler için buradayız, ama siz son söylemlerinizde daha çok milliyetçiliğe kaçıyorsunuz" diye sorgulanınca, Başbakan Erdoğan'ın "Bu kullandığınız ifadeler çok çirkin" karşılığını verdiğini unutmadık.
Ama öte yandan da, AKP ile MHP arasında giderek dozu yükselen kavgaya bakabilir; Bryza'nın yukarıdaki sözlerini, bu sözlerden bir gün sonra Başbakan'ın, MHP'yi hedef alarak yaptığı,
"Bunlar ırkçı, ayrımcı, kafatasçı. ... Biz 'ya sev ya terk et' demiyoruz. Biz bu milletin evlatları birbirini sevsin dedik, diyoruz. Irkçılığı reddediyoruz. Biz, Türkiye Cumhuriyeti'ne vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkesi kucaklıyoruz" açıklaması ışığında düşünebiliriz.
Bu sözler, Erdoğan'ın,'Milliyetçilikse, onun da şahını biz yaparız' iddialı oy avcılığının hata olduğunu ve Türkiye'de ırkçı söylemin popülerleşmesinin tehlikesini anladığının mı göstergesi, yoksa öfkesinin bir anlık dışavurumundan mı ibaret, bilmiyorum.
Ama AKP yetkililerinin son iki yıldır ABD'li yetkililerle hemen her temaslarında, "Milliyetçiliği biz değil, MHP ve CHP kabartıyor. Amerikan düşmanlığını onlar ve medya besliyor. ABD'nin Irak'ta yaptıkları ve PKK'ya karşı önlem almaması da, bu milliyetçi tepkiyi körüklüyor" dediğini biliyorum.
Bryza'nın yorumunu, birçok başka ABD yetkilisinden işittiğim özel değerlendirmelerle birleştirerek, AKP'nin bu mesajına, Washington'da büyük ölçüde hak verildiğini söyleyebilirim. Hem de, Bush yönetiminin kulağına, AKP için "Bunlar İslamofaşist, bunlar yalancı" diye sürekli fısıldayan ABD'lilerin (ve bazı Türklerin) varlığına rağmen.
***
Türkiye, cumhurbaşkanlığı ve genel seçim sathı mailine girerken, Washington'ın ibresi hâlâ AKP'den yana.
Bu durum, hem AB yanlısı tutumu ve hayata geçirdiği reformlar, hem de "demokrat ve Müslüman" kimliğinin verdiği küresel mesaj nedeniyle, AKP'nin, mevcutlar arasında 'tercihe şayan' görüldüğüyle açıklanabilir.
Ya da, "mevcutlar arasında" ibaresinin altını çizebilir, ABD'nin, MHP ve CHP'nin siyasi çizgisinden çok daha fazla çekindiğini kayda geçirebilir ve siyasi alternatifsizlik ortamında, AKP'yi 'ehveni şer' saydığını söyleyebiliriz.
Bunun, Washington'ın Çankaya senaryolarına bakışını nasıl etkilediği konusu ise bir başka yazıya...

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious