Abdullah Gül, basınla alaklı açıklamalar yaptı

  • Giriş : 22.02.2006 / 00:00:00

Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül, basın içinde yabancı diplomatların ve yabancı servislerin manipülasyonlarına açık olan kişilerin olduğunu belirtti.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Dışişleri Bakanı Gül, Samanyolu Televizyonu'nda yayınlanan ve Hidayet Karaca ile Ahmet Böken'in sunduğu Özel Gündem programına katıldı. Karaca ve Böken'in sorularını yanıtlayan Bakan Gül, Hamas'ın Türkiye ziyaretini de değerlendirdi. Basın yoluyla; seçilen Hamas'a mesajlar gönderdiklerini belirten Gül, "Aslında bunları bütün dünya da bekliyordu. Söylediğimiz şu; yeni realite var, yeni bir gerçek var. Artık sizin yeni bir Hamas olmanız gerekir. Yeni bir sorumluluğunuz var. Filistin halkının tamamen sorumluluğunu üstünüze aldınız. Bundan sonra attığınız adımlar çok daha dikkatli takip edilecek. İlk vereceğiniz intibalar, ilk vereceğiniz izlenimler, ilk atacağınız adımlar çok önemli. Yanlış adımlar atarsanız onların esiri haline gelirsiniz. Yanlış sokağa girerseriz o sokaktan çıkamazsınız." diye konuştu.

Çok dikkatli hareket edilmesi gerektiğini bildikleri için mesajları gayet dikkatli ve açık şekilde verdiklerine işaret eden Gül, "Siz demokratik bir şekilde, usulle seçildiniz. Bundan sonra demokratik devam etmeniz diye uyardık. Tabi bunlar çok yankı yaptı. Arap dünyasında Filistin'de yankı yaptı." şeklinde konuştu.


BASINDA İSTİHBARAT ÖRGÜTLERİNİN MANİPÜLASYONLARINA ALET OLANLAR VAR


Basında bazı yabancı diplomatların manipülasyonuna gelenlerin olduğuna işaret eden Gül şöyle konuştu: "Bizim kendi basın dünyamıza baktığımızda yabancı diplomatların, yabancı servislerin manipülasyonlarına ne kadar açık olduğunu görüyorum. Burada herhangi bir kesimi, herhangi bir gazeteyi kastetmiyorum. Herkesi tenzih ederim ama bunu çok açıkça görüyorum. Bazen bir bakıyorum hiç ummadığınız gazetelerde de çıkıyor bu, hiç ummadığınız televizyonlarda da görüyorsunuz. Bir başlık, hemen görüyorum nereden yönlendirilmiş. Açılıp sorulsa mesela bizlere, arkadaşlara halbuki tüm bilgileri vereceklerdir. Nedense böyle bir şey var devamlı. Bizi suçlama, kendi hükumetini suçlama, devamlı. Tabiki eleştirilere açık olacağız. Şüphesiz ki eleştirilerden hep ders alacağız."

Hamas'ın ziyareti ile ilgili kendilerine yapılan eleştirilerin aslında çekememezlikten kaynaklandığını ifade eden Bakan Gül, "Nedense hele bunları bize yakıştıramayanlar ve hazmedemeyenler var açıkçası. Neden kendilerinin yapamadıkları işleri nasıl olur da AK Parti yapabilir. Nasıl olurda Türkiye AB'ye AK Parti iktidarında girer. Nasıl olurda Kıbras'ta çıkmaz sokakta AK Parti iktidarı Türkiye'yi çıkartır. Dünyada bu konumla getirir." şeklinde konuştu.

Konunun ciddi bir mesele olduğunu, şaka olmadığını söyleyen Gül şöyle devam etti: "O bakımdan gerçekten ciddi çevreler gayet temkinli şekilde işin neticesini tabi daha çok değerlendiriyorlar. Şaka değil ki bu, ben meselesi değil ki, magazin meselesi değil. Türkiye'de bir program yapılmış burada bir prestij meselesi değil ki bu. Burada kan ve gözyaşı var. Kan ve gözyaşı kimin olursa olsun, Filistinlinin olsun İsraillinin olsun durması lazım."

İsrail'in Hamas'ın Türkiye ziyaretinden rahatsız olması ve PKK benzetmesini nasıl değerlendirdiklerinin sorulması üzerine Gül, şunları söyledi: "PKK-Hamas benzetmesi üzdü değil, çok öfkelendirdi. Niye üzecek. Öfkelendirdi. Türkiye kendi toprakları üzerinde işgalci mi? Yani böyle bir şey var mı? Burdada bir şey söyleyeyim. Bu benzetme tamamen siyasi, yakında seçimler var, ona dayalı yapılan birşeydir. Gerekirse tabii ki giderim, niye gitmeyecekmişim. İran'a da giderim şüphesiz ki, yeterki katkımız olsun. Yeter ki faydası olacağına inanalım. Faydası olacağına inandığımız herşeyi yaparız. Çünkü buradaki kriz büyürse, bu krizin en çok zararını görecek olan Türkiye'dir. Irak tecrübemiz var biliyorsunuz. Ekonomik olarak, siyasi olarak, güvenlik açısından o kadar çok zarar gördük ki hala onları toparlamaya çalışıyoruz. Dolayısıyla biz istemeyiz gerçekten, komşumuzda problem çıkmasını istemeyiz. Oradaki sıkıntı muhakkak buralarda hissedilir. Onun için onların probleminin çözümüne eğer bizim faydamız söz konusu olacağına inanırsak oraya da gideriz, başka yere de gideriz şüphesiz ki."


BÖLGEDE KAN VE GÖZYAŞI VAR


Amaçlarının ziyaretten bir prestij çıkartmak ya da buradan herhangi bir şekilde nemalanmak olmadığını vurgulayan Bakan Gül, "Önemli olan akan kan ve gözyaşının durmasına katkı sağlayabilir miyiz, sağlayamaz mıyız, önemli olan buydu. Ben o açıdan bu görüşmelerin önemli olduğuna inanıyorum. Konuşulan konular çok önemli konulardı ve vaktinde direk açık net mesajlardı" dedi.


KARİKATÜR KRİZİ GLOBAL PROVAKASYONLAR MI?


Karikatür krizinin global bir provakasyon olup olmadığının sorulması üzerine Gül, "Valla onu bilemem ama neticesini biliyorum. Aslında hasta ruhlu insanların yaptığı insanların yaptığı işler bunlar. Bunu da açıkça söyleyeyim size. Bunlar asla tahmin edilebilecek şeyler değil, bu tip saygısızlıklar. Ama neticeler de ortada. Bugünkü dünyada yaptığı hareketin neticelerini düşünebilmeli. Bunların neticeleri nereye gider diye bunu ölçebilmeli. Bugünkü dünya, herkese sorumluluk yüklüyor. Burada hemen basın hürriyeti ile ifade hürriyetini karıştırmamak gerekir. Basın hürriyeti şüphesiz ki sonuna kadar savunulacak bir şeydir. Basın hürriyetini savunmak değil, güçlendirmek sağlamlaştırmak herşeyi desteklemek gerekir." diye konuştu.

Basın hürriyetinin saygısızlık yapmak, hakaret etmek olmadığını, bunların birbirlerinin ayrı şeyler olmadığını dile getiren Bakan Gül, "Şimdi esas önemli nokta bu. Bazen konuştuğumzda insanlar şunu söylüyor. Bunu anlamak istemeyenler işte (Ama basın hürriyeti) diyor. Basın hürriyeti ile inanca saygıyı birbirine zıt zannediyor. Zıt değil bunlar aslında, birbirini tamamlayıcı şeylerdir. Bu anlamda şüphesiz ki sessiz kalacak hali yok Müslümanların ama tepkilerini en iyi şekilde vermelerini gerekir. Yakma yıkma, öldürme bunlar haklıyken haksız duruma düşmektir. Bunu çok söyledim açık açık. Bir büyükelçiliğin yakılması mesela, bu bayrak yakmalar falan bunlar da çok çirkin şeyler. Çünkü o da senin bayrağını yarın yakar.Yani bunlar olmayacak şeylerdir, olmaması gereken şeylerdir." dedi.

Bu konuda, bazı ülkelerde yasal bazı tedbirler olduğuna dikkat çeken Gül, bu tür olaylardan hep ders almak gerektiğini söyledi. Gül, nasıl anti-semitizm çok aleni bir suç ise son yıllarda giderek tehlikeli bir hal almaya başlayan islam-fobia denilen, İslam düşmanlığının da önünün kesilebilmesi için bazı hukuki tedbirlerin alınması gerektiğinin altını çizdi. Gül, "Bu konuda İslam Konferansı Teşkilatı Genel Sekreteri Prof. Ekmeleddin İhsanoğlu çok yoğun bir çalışma içerisinde. Biz de çok yardımcı oluyoruz. Bütün Avrupa hukukunu, Avrupa İnsan Hakları sözleşmelerini, Birleşmiş Milletler Sözleşmelerini, bütün bunlar üzerinde Bakanlığımız, Dışişleri Bakanlığı olarak çalışmalar yaptık ve bütün bunları İslam Konferansı teşkilatına gönderdik." dedi.

Türkiye olarak Hz. Muhammed'e yapılan bir saygısızlığa tahümmül etmenin mümkün olmadığını belirten Gül, bununla ilgili bütün tepkileri gayet açık bir şekilde ortaya koyarken diğer taraftan da Müslümanlar haklıyken haksız duruma düşmemeleri için de gerekli uyarıları yaptıklarını kaydetti.

ERKEN SEÇİM VE CUMHURBAŞKANLIĞI SEÇİMİ TARTIŞMALARI

Muhalefet partileri tarafından sürekli dile getirilen erken seçim tartışmalarına ve Cumhurbaşkanlığı seçimleri tartışmalarına nasıl baktıkları yönündeki soruya ise Gül, "Daha önce erken seçimler niye yapılmış? Türkiye çıkmaza girdiği için krizler içerisine girdiği için yapılmış. Geçen seçim bizim kazandığımız seçim, erken seçimdi niye yapıldı? Türkiye yönetilemez hale geldi de onun için yapıldı. Yani Türkiye'yi taşıyamaz hale geldi de hükümet onun için yapıldı. Herşey kötüleştiği için yapıldı. Şimdi tam tersi Türkiye hızını almış gidiyor. O bakımdan onların hiçbiri örnek değil. Seçim, günü geldiğinde yapılacak şüphesiz ki. Cumhurbaşkanı, Anayasamıza göre Meclis tarafından seçiliyor. Cumhurbaşkanı seçiminin zamanı ve kuralı belli. CHP'nin ne dediği belli değil. Halk yapsın deseniz onu istemiyor. Meclis yapsın deseniz onu bugünkü Meclis yapmayacakmış da öbür Meclis yapacakmış. CHP, mümkün olsa şu seçimi ne halk, ne meclis yapsın. Seçimi üst kurullar filan konsey oluştursun, onlar yapsın diyecek neredeyse. Dili varmıyor ama söylemek istiyor." diye yanıtladı.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious