Abdullah Gül: “AB yolu asfalt yol değil”

  • Giriş : 03.11.2006 / 00:00:00

Bakan Gül, hükümetin bölücü terörü bitirmekte kararlı olduğuna dikkat çekti.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Gül, "Avrupa Birliği yolu asfalt yol değildir. En ufak sorunda hemen 'Tren kazasıdır', 'Çarpışmadır', ondan sonra 'Trenler devrilecektir' demek yerine yapılabilecek şeyleri gayet ciddi bir sorumluluk içinde ele alıp bunları aşmaya çalışmak gerekir. Zaten diplomasi de bunun için vardır" dedi.
Bazı temel atma ve açılışlarla, Sanayi Odası'nın ödül töreni için Sanayi ve Ticaret Bakanı Ali Coşkun ile Kayseri'ye gelen Bakan Abdullah Gül, havaalanında gazetecilerin güncel konulara ilişkin sorularını yanıtladı. Gül, 'hükümetin AB yolunda tren kazası geçirip geçirmediği' şeklindeki soruyu yanıtlarken, kendilerinin hiçbir zaman böyle bir tren kazası tabiri kullanmadıklarını açıkladı.

'Bir tren kazası olursa herkes yaralanır. Karşılıklı yara alır. Bunları hiçbir zaman alternatif olarak düşünmemek gerekir' diyen Bakan Gül şunları söyledi: "Türkiye üzerine düşeni yapmakta çok kararlıdır. Bu işin iki önemli ayağı vardır. Birinci ayağı siyasi reform sürecini devam ettirmek, diğeri de AB müktesebatını Türkiye'ye uygulamaktır. Türkiye çok kararlı çalışmalar yapıyor. Avrupa'da Türkiye'ye reformları yavaşlattı diye serzenişler duyduğumuz zaman TBMM olağanüstü toplanmış kanunlar çıkartıyor. 9. Reform paketi şu an TBMM'de bu çerçeve içinde birçok kanunlar çıktı. BM ve Avrupa Konseyi'nin birçok konvansiyonları bunlar meclis tarafından onaylandı. Meclis böyle gece gündüz çalışırken hükümetimizin bu konudaki kararlılığını ortaya koyarken kimsenin tereddüt etmemesi gerekir. Tabiî ki bu yolda zorluklar ve sıkıntılar vardır. Bunu ta başında söyledik herkese. Bu bir asfalt yol değil. Tabi bunları hep görüşerek, tartışarak mekik diplomasileri yapılarak çözülecek işlerdir. İşte bu son günlerde sizlerin de şahit olduğu gelişmeleri bu çerçeve içinde almak gerekir. "

Bakan Gül, AB müzakereleri çerçevesinde Kıbrıs'ın pazarlık konusu yapılmasını değerlendirirken de şöyle konuştu: "Kıbrıs AB'nin bir parçası ve meselesi değildir. Çünki onun çözümü BM'de olacaktır. Kapsamlı bir çözümdür. AB müzakereleri çerçevesi içinde gümrük birliği ile ilgili bazı konuların uygulanması var. Bu konularda zaten karşılıklı görüşmelerle tahmin ediyorum ki çözümlenecektir. Tutarlı ve mantıklı olması herkesin tutarlı, mantıklı olmasıdır. Bu konuda zaten bizim söylediğimiz sözler şudur: Kıbrıs'ın bir bölümü ambargolar, kısıtlamalar altında sürerken diğer bölümünde sanki hiçbir şey yokmuş serbest ticaret içerisinde olmak zaten mümkün değil. AB de bunun farkında olduğu için bunu aşmak için Fin Dışişleri bakanı, Fin dönem başkanı çalışmalar yapmaktadır. Her ne kadar Helsinki'de bir organizasyon yapmak için Fin Dışişleri Bakanı bazı çalışmalarda bulundu ve bundan bir netice alınmadıysa da çalışmalarını yine de çözüm için devam ettiriyorlar. KKTC Cumhurbaşkanı, Finlandiya Dışişleri Bakanı ile yine görüşmelerde bulunacak. Ki biz de sonrasında Helsinki'ye yine gidebiliriz. Veya onlar mekik diplomasisi yapabilirler. Ziyaret edebilirler. Hemen 'kazadır, çarpışmadır, ondan sonra trenler devrilecektir' demek yerine yapılabilecek şeyleri gayet ciddi bir sorumluluk içinde ele alıp bunları aşmaya çalışmak gerekir. Zaten diplomasi de bunun için vardır. Şu anda yapılan da budur. Bizim için ne kadar doğru ise AB için de doğru olan budur. Her iki taraf da iyi niyet içinde çalışmaya devam etmektedir."

Bakan Abdullah Gül, bölücü terör ve PKK'nın kökünün kazınması konusundaki çalışmaların ne aşamada olduğunun sorulması üzerine şöyle dedi: "Bölücü terör hükümetimizin birinci maddesidir. Terörle mücadele eden kurumlarımızın birinci önceliği budur. Çok boyutlu mücadele edilmektedir. Terör örgütünü nasıl bertaraf edeceğiz, halkımızı kazanacağız bunun çalışmaları devam ediyor. Bu sabır ve kararlılık isteyen bir iştir. Yıllardır bu bela ile uğraşıyoruz. Türkiye kararlıdır ve bu işin üstesinden gelecektir."

Bakan Gül, son yağışlarla meydana gelen sel baskınları ve doğal afetlere ilişkin soruya da şu karşılığı verdi: "Sel baskınları üzücü bir olaydır. Bu olaylar bizleri ciddi şekilde düşündürmektedir. Belediye başkanlarımızın düşünmesi gerekir. Bundan ders çıkartılması gerekir. Bölgenin belediye başkanları günlük hizmetler konusunda daha çok çalışmalıdır. Bunun sorumluluğunu hepimiz almalıyız. Bu olay hepimizi çok sarstı. Oradaki yaralar mutlaka sarılacaktır. Oradaki vatandaşı kaderleri ile baş başa bırakmayacağız. Bu tip afetlerimize karşı hazırlıklı hareket etmemiz lazım."

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious