Abdüllatif Şener bugün seçim olsa kime oy verirdi?

Abdüllatif Şener bugün seçim olsa kime oy verirdi?.15699
  • Giriş : 13.05.2008 / 03:12:00
  • Güncelleme : 12.05.2008 / 23:53:53

Katıldığı bir canlı yayında Abdüllatif Şener, bugün seçim olsa hangi partiye oy vereceğini açıkladı.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Haber Türk'te yayınlanan Basın Kulübü'ne son günlerde gündemden düşmeyen isim olan Abdüllatif Şener konuk oldu. Hakkında 'yeni bir siyasi oluşumun içerisine girdiği' konuşulan Şener, gazetecilerin sorularını cevapladı. Şener'e Refah Partisi'nin kapatılma döneminde hakkında çıkan söylentiler de soruldu. Refah Partisi'nin kapatılmasıyla ilgili Sayın Erbakan'a 'ben partimizin kapatılmayacağına dair bilgiler aldım. Endişeye gerek yok' dediği iddia edilen siyasetçi kendini savundu.

"BÖYLE BİRŞEY SÖYLEMEDİM"

Abdüllatif Şener: "Doğru değil. Farklı birşey söylemek önemli değil. Böyle birşey söylemedim. Bu konu Anayasa Mahkemesi'nde görüşülen bir konudur. Böyle bir konuyla alakalı bilgi sahibi olabilmem mümkün değil. Ne Refah Partisi sırasında ne de Fazilet Partisi davası sırasında davanın sonucu nasıl biteceğine dair bir fikir benden çıkmadı. Böyle birşey bir yerde yayınlanmışsa bile benimle alakalı değil. Refah Partisi davasında partideki vekillerdekiler kapatma olayına ihtimal vermedi. Ben davanın basıl neticeleneceğine dair fazla kaygılı değilim. Aman bu dava kabul edilecek gibi bir umut taşımıyordum. Yargı konuyu almış, bir karar verecek bakarız sonrasına diye düşünüyordum. Bir davanın açılacağını bildiği için 22 Temmuz'da aday olmadı dendi. Eğer AKP hakkında dava açılması kapatma kararı ihtimali vekil olan için riskse Refah Partisi'ne kapatma davası açıldığında vekildim. Seçimlerde aday oldum. Bunu böyle bir yaklaşımla değerlendirmek doğru olmaz. Bugün seçim olsa, mensubu olduğum partiye oyumu veririm. Siyaset anlayışının yenilenmesi gerektiğini yine vurguluyorum."
"ABDÜLLATİF ŞENER BİR VAKADIR"

Abdüllatif Şener hakkında AKP'den ihraç edilecek mi söylemlerini de cevapladı: "Böyle bir süreç yok. Parti yönetiminde böyle bir algılama da yok. AKP gerçeğini inkar edemem ama AKP de kendisini inkar edemez. Herkesten fazla enerjisi, çabası olan isim olarak görüldüm. Gece mesaileri sonucunda AKP kuruldu. Benim partide atılma konumu tartışırlarsa kendilerini inkar etmiş olurlar. "AKP Abdüllatif Şener'i, Abdüllatif Şener de AKP'yi bir kenara koyamaz"

"YENİ BİR OLUŞUM İÇİNDE DEĞİLİM"

Yazgülü Aldoğan: Herkesin farklı bir alternatif aradığı siyasi dönemece geldik. Siz de net birşey söyleyemiyorsunuz. Papatya falı açmaya devam edecek miyiz?

Yeni bir siyaset tarzı oluşturmak için çabalarının devam edeceğini vurgulayan siyasetçi "Bireysel bir portre çiziyoruz. Siyasette alternatif bir tarzın ortaya çıkmasını düşünüyorum. Seçmenin siyaset algılamasında siyasetçilerin siyaset yapış tarzında bir değişimin olrtaya çıkması gerektiğini düşünüyorum. Bu açıdan alternatifi anlatmaya çalışıyorum" dedi.

"BİRİLERİ BİRŞEYLER BEKLİYOR"

Abdüllatif Şener: Tutarlı birşeyler söylediğimi düşünüyorum. Söylediklerim son aylara özgü değil. 22 Temmuz'dan sonrasına ait olmadığını düşünüyorum. O günden bugüne kadar siyasetin nasıl olması gerektiğiyle ilgili şeyleri ısrarlı bir biçimde tek bir çizgi halinde bugüne dek getirdiğimi düşünüyorum. Ama bugünlerin sorusu bu değil. Ülkenin ihtiyacı olan bir siyaset tarzından söz ettikçe herkes 'bir organizasyon içine girdiniz mi? Yanınızdakiler kim olacak?' diyorlar. Henüz bir organizasyon ortada yok. Bir kısım siyasilerle birlikte bir çalışmalar içinde olduğun söyleniyor. Basında geçen isimlerin hiçbiriyle görüşmüş değilim. Ama artık demek ki birileri birşeyler bekliyor. Buna istinaden 'neredesiniz' diyorlar. Bir siyaset kültürünün yenilenmesi gerektiğini söylüyorum. Yeni siyaset tarzının oluşturulması için çaba harcıyorum. Bu çabalarım devam edecektir."

"DÜRÜST İSİMLER OY ALAMIYOR"

Şener, son dönemde siyasi duyarlılıkta azalma olduğunu söyleyerek şöyle konuştu: "Yolsuzluklara karşı duyarsızlığı yeniden duyarlı hale getirmeye çalışıyorum. Partilerden öte önemli olan bu ülke. Bu ülkede yaşayan her bireyimizin bu ülkenin geleceğinden önemli. Kurumlar bir ülkede etkinse o ülke gelişiyor. Bir ülkenin gelişmesi kurumlarına bağlıdır. Amerikan gelişmişliği 18. yüzyıldan itibaren buna bağlar. Kurumlara bağlar. Bu açıdan siyaset de basın da bir kurumdur. Tüm kurumsal yapıların etkin ve işlevsel olması için siyasetinde etkin olması gerek. 91'den bugüne kadar baktığımda kamu malı siyasetçiye verilen bir emanettir. Bütçede hangi gelirlerin nereye harcanacağı Herkesin cebindeki paranın 3'te 1'ine karar veren siyasilerin vereceği halde bu durum zayıfladı. Son yıllarda temel konuya karşı duyarlılık zayıfladı. Siyasi duyarlılıkta zayıflama var. Aday profillerine bakıyorsunuz dürüst isimler oy alamıyor. Çok tartışılmış, kamuoyunda bir takım görüntülerle algılanmaya başlamış isimlerin bulunduğu listelerde oy patlaması oluyor. O adaylar neden orada var? Bu düzeltilmesi gereken birşey değil mi? Bu siyasi düzenimizde değiştirilmesi gereken bir durumdur. Asıl temel dinamiklerin ne olduğunu hatırlatmaya çalışıyorum. Yolsuzluklara karşı duyarsızlığı yeniden duyarlı hale getirmeye çalışıyorum. Küresel rekabette rekabet avantajlarınızı arttırırsanız başarılı olursunuz. Burada kolay yolla para kazanıp gösterdiğinizde insanlar neden rekabete girsinler ki?"

AKTİF SİYASETE NEDEN ARA VERDİ?

Özay Şendir: AKP içinde Abdüllatif Şener gücü pasifize edildi diye mi çıktınız partiden? 15 yıllık siyasetçiyim bir ev alamadım sözünüz mü etkili oldu partiyi bırakmanızda? Bütün bu geleceği gördünüz ihtimali mi aktif siyasete ara verdiniz diye. Aktif siyasete neden ara verdiniz?

Abdüllatif Şener: Keşke sade bir cevabı olsaydı ve ben de tek bir cümleyle özetleseydim. Sadeleştirmeye alışmışız. Kolay düşünmeye alışmışız. Olayları değerlendirirken bireyin bir takım hesaplarıyla bağlantılı olarak karar vermiş olduğunu düşünüyoruz. Uzun uzun anlatmak zorunda kalıyorum. Net bir cümleyle anlatılacak bir konu değil bu. 58 ve 59. dönemlerdeki bakanlık döneminde Özelleştirme Yüksek Kurulu'nu bıraktım. Hükümet içinde bulundum ve bazılarıyla aynı görüşü paylaşmadığımı söyledim. Ama bunlar tekrar aday olmamayı gerektirmez.

Aslına görüşlerim AKP'ye uygundur. AKP'de parti mensuplarının farklı düşüncelerini ve yaklaşımlarını ifade etme hakkı bulunduğu parti programında. Herkes aynı şeyi tekrarladığında parti üretkenliğini kaybeder. Mensupların farklı düşünceleri varsa bunları özgürce ifade edebilmeleri konusu vardı. Ülke adına sorumluluğunuz var orada. Bu yapı bizim partide varolsun diye düşünülmüştü. Bende de farklı düğşünceler olduç. Ama bunun için parti içinde bir sorun olmamıştır. Başbakan da bu düşüncelerimi bir sorun olarak önüme koymamıştır.

"ALTERNATİF DEĞİLİM" "

Kendisinin bir kişiye alternatif olmadığını söyleyen Şener, AKP'li olmayanların da kendisine ilgisi olduğunu ifade etti. Abdüllatif Şener şunları söyledi: Bir kişiye alternatif olduğumu söylemedim. Türkiye'de alternatife ihtiyaç var. Bu toplumda da siyasetin içinde de var. Bunu sürekli hatırlattığımı söylüyorlar. Siyasette değiştirilmesi gereken bireye dayalı bir kültür değil kurumsal bir kültürün de oluşması gerekiyor. Anket yapalım insanlar parti isimlerini bilmiyorlar. Belki de bilmemelerinin sebebi biziz. Ama herkes bir partiyi anlatmak için lidere bağlı tanımlamalar yapıyor. Halbuki siyasetin sağlıklı çalışması için kurumsallaşması gerekir. Partilerin kurumsal kurgular yapması gerekir. Siz derseniz ki siz alternatif misiniz? Bu beni tanımlamaz."

Özay Şendir: CHP'nin çıkışı Cumhurbaşkanı adayı olacaksa Abdüllatif Şener olsun dendi. AKP'ye oy vermeyenlerin sevdiği AKP'li sizsiniz. AKP'yle problemi olanlar "Abdüllatif Bey çıksın, birşeyler yapsın" diyor.

"ADAYIM DEMEDİM"

"Cumhurbaşkanlığı sürecinde çok değerlendirmeler yaptım. Hatta seçime uzun süre kala gazetenin birinde Baykal'a istinaden 'Şener olursa düşünürüz' ifadesi yer aldı. Ben de 'aday değilim' dedim. Başka bir yerde de Cumhurbaşkanlığı'na adayım demedim. AKP'li olmayanların da bana ilgisinin varolduğunu biliyorum. Böyle bir görüntüyle aday olarak çıkmak tereddütleri ortaya çıkartabilir. Bakış tarzımı zarara uğratabilir. Kurumlar ve bireyler birbirine güvensiz. Türkiye'nin temel sorunu budur. Sistemin çözüm üretme yeteneğinin geliştirmesi gerek. Bu yetenek yok."

"AKP LAİKLİĞİ TEHLİKEYE ATMAZ"

"AKP yüzde 47 ile iktidara geldi. Şimdi oy oranı düştü deniyor ama bakıyoruz ki yüzde 41 olmuş. Kamuoyunun bakışında bir eksiklik yok. Kamuoyu icraate bakıyor ve oyunu veriyor. Demokrasilerde sandık önemlidir. Ama demokrasi sadece sandık sonucu değildir. Siyasi partileri sınırlayan bir hukuk zemini vardır. Sandık dışı unsurlarıyla laiklik tanımlanmalıdır. AKP'nin laiklik karşıtı olarak nitelendirilmesini doğru bulmuyorum. AKP fazla oyla geliyor diye Türkiye'nin laik düzeninin tehlikeye gireceği konusuna göre görüşümü sorarsanız."

"EKONOMİ TEHLİKE SİNYALLERİ VERİYOR"

Türk ekonomisinde olumsuza gidiş mi var? Önümüzdeki dönemde ekonomik tedbirler alınmasına mı inanıyorsunuz? şeklindeki bir soruya ise Şener "Göstergelerin bozulduğuna inanıyorum. Geçen 5 yılın en önemli ekonomik göstergesinden biri büyüme oranları ikincisi de enflasyon oranlarıdır. 35 yıl aradan sonra enflasyonun tek rakamlı olduğu dönem de son 4-5 yıldır. Son aylara baktığımızda bu iki göstergede de bozulmalar var. Yüzde 1,5 büyüyorsanız bu dibe vurmak demektir. Enflasyonda da patlama var. Bu da önemli bir patlama. Yıllık hedefin üzerinde çıkmıştır son iki ayda. ÜFE itibariyle enflasyon oranı yüzde 4,5 çıktı. Enflasyonu yüzde 4 hedeflerken 1 ayda o hedefi kapatıyorsanız, enflasyonda da öngörüler bozulmuş anlamına gelebilir. Bu kırılmalar ekonominin iyiye gitmediğini göstermektedir. Temel göstergelerden biri de ekonominin rekabet gücüyle ilgilidir. İthalat miktarı artıyor, dış ticaret açığı artıyor. Buna bağlı olarak da ülkenin katma değeri de azalıyor. Ekonomi açısından tehlike sinyalidir bu. Ekonomide bozulma kapatma davası öncesinde başladı" diyerek cevap verdi.

"EŞİMİN BAŞINI ÖRTMESİ BENİ MEMNUN ETTİ

 "Zaman zaman değişiklikler farklı anlaşılmalar ortaya çıkarılabiliyor. Kimseyi zorla benim irademe tabi kılarak belli bir kıyafeti benimsemeye zorlamadım. Eşim benim yüzümden örtünmedi. Eşim lisedeyken başı açıktı. Ben istediğim için değil kendi istediği için başını örtmüştür. Ben ona kıyafetiyle ilgili bir baskı yapmadım. Yoksa istemediğim halde örtündü anlamında birşey söylemedim. Evlilikle ilgili şunu söyledim. Hayata bakşınıızda paralellik varsa, anlayabiliyorsanız, duyarlılıklarınız karşılıklıysa istiyorsa örter, istiyorsa örtmez başını. Bu ikisi benim açımdan sorun olmaz. O gün de böyle düşünüyorum bugün de böyle. Başını örtmesi beni memnun etmiştir ama doğallıkla söylüyorum ama benin en küçük bir etkim olmamıştır.

Nişanlılık döneminde başı örtülü değildi. Kıyafetim nasıl olacak dedi, modayı takip etmem, bir bayanın nasıl giyinmesi gerektiğini bilmem dedim. Başımı örtmek istiyorum dedi. Sen nasıl istersen onu tercih edersin dedim. Başı örtülü olmayan çok arkadaşı vardır. O gün bunu tercih etmiş. Ben de bunu yanlış bir tercih olarak görmedim. Karışmadım. Karışsam doğru da olmazdı. Bir insan birşeyi kendisi için yaparsa doğrudur."

"MYK'YA KATILACAĞIM"

"Dava süreci devam ederken davanın uygulanacağı kanunlarda Anayasa'da değişiklik yapılmasını doğru bulmuyorum. Dava süreci devam ederken davanın uygulanacağı kanunlarda Anayasa'da özellikle yapılacak bir değişikliğin doğru olmayacağı kanaatindeyim. Bu ayki MKYK'ya katılacağım. Başbakan süreci izleyecekti. Komisyonlarda Anayasa değişikliğine ihtiyaç duyulmuyor."

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious