Abdurrahman Dilipak daha fazla seyirci kalamadı!

Abdurrahman Dilipak daha fazla seyirci kalamadı!.13914
  • Giriş : 14.08.2007 / 10:38:00

Tuğba Özay'ın tutuklanması olayına Abdurrahman Dilipak da daha fazla seyirci kalamadı.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Abdurrahman Dilipak/Vakit

Tuğba Özay

Özay’la ilgili bir haberin başlığı şöyle idi: “Tuğba Özay kurban mı suçlu mu?”
Her ikisi de aynı anda mümkün değil mi?
CHP'li idi ama bir zamanlar Ülkücü bir sevgilisi vardı. Kürşat Yılmaz onun evinde yakalanmıştı. Kürşat Yılmaz 12 Eylül öncesinde Ülkücü Gençler Derneği üyesi olan bir isim.

Tesettür defilelerinde de boy gösteriyordu. Şapka ve tesettürü bir araya getirmek istemesi onun bulduğu bir çözüm mü idi, yoksa medyatik olma çabasının, sansasyon yapma gayretlerinin, gündemde kalmanın, ya da sadece para kazanma hırsının bir aracı mı idi bilmiyorum.. “Tuğba Özay alışılmış manken kalıplarının dışında bir kültür ve düşünce yapısına sahipti. Ancak böyle birisinin nasıl olup da karanlık ilişkilere girebileceği sorusu yanıt arıyor?” diyordu onu tanıyanlar..

“Babası solcu bir şair ve ders kitapları yazarı, annesi öğretmen, kendisi de Haliç Üniversitesi'nde öğrenci. Sporcu”
Bu alemi bilen bir yazar, “Mankenlerin, bazı şarkıcıların mafyayla ilişkileri hep bilinen ve alışılmış hadiselerdir. ABD'de Frank Sinatra'nın, ABD mafyasıyla ilişkileri üzerine yazılanları hep biliriz. Birçok sanatçının da benzer öyküleri vardır” diyor. Bir bakıma benim Media, Mafia, Sermaye, Siyaset ve Bürokrasi arasında karanlık ve kanlı bir ilişki olduğu iddiamı doğruluyor. Öyle anlaşılıyor ki, benim bu kalıba bir de “Sanat”ı eklemem gerekiyor.. Son olayı bir yazar şöyle açıklıyor: “Tuğba Özay, haberlere göre Büyükoğlu'ndan ayrılmak istiyor ama ayrılamıyor, çünkü tehdit alıyor. Bu durumda ne yapıyor, yine mafyaya başvuruyor ve kendisini korumalarını istiyor. Belli ki artık Tuğba Özay da bu dünyanın insanlarının bir parçası haline gelmiş. O dünyanın yöntemleriyle yaşamını sürdürmeye çalışıyor. Gerektiğinde kendisi de o yöntemlerle kendisini savunmaya yöneliyor. Uzaktan görebildiğimiz kadarıyla bu dünya asıl olarak erkek bir dünya. Bu dünyada kadınların işi daha zor. Çünkü onlar mafya dünyasının küçük bebekleri muamelesi görüyorlar. Gerektiğinde dövülen, tehdit edilen, gerektiğinde yataklarının bir parçası haline gelen bebekler. Dünyanın her yerinde mafya ve onların bebekleri vardır. Bunun çok da yadırganacak bir tarafı yok. Kapitalist dünya böyle bir dünya. Yasadışı olanla yasal olan arasındaki sınır çok incedir. Oradan oraya geçişler olur. Mafya siyasete de girer, sanatçıların yaşamına da... Hele Türkiye gibi, kapitalizmin iyice vahşileştiği ülkelerde bu tür yasadışılıklar, kural dışılıklar, daha bir karmaşık hale gelir.”

Kürşat Yılmaz ile işadamı Korkmaz Yiğit, manken Tuğba Özay ve Abidin Cevher Özden, bazı eski MHP’liler, gazeteci Taki Doğan sanık olarak yer alırken, 23 müşteki arasında eski futbolcu, borsacı Mecnur Çolak, Yurtbank'ın eski sahibi işadamı Ali Avni Balkaner, Kemal Gülman, gazeteci Zafer Mutlu ve Asena (Onur Çakmak) da bulunuyor. Bu olaya adı karışan 42 kişi hakkında 2 ile 307 yıl arasında hapis istenmişti bir ara. O günlerde gazetelerde Tuğba Özay adı şu başlıklarla duyuldu: “Tuğba Özay'ın ifadesi alındı! Tuğba Özay'a da 4 saat havuz cezası!, Tuğba Özay BBC belgeselinde, Tuğba Özay: ‘Bana hızlı Tubiş derler!’, Endüstri Holding'de mafya ve manken parmağı!, Manken Tuğba Özay serbest bırakıldı, Kürşat Yılmaz ve Tuğba Özay gözaltına alındı!, Tuğba Özay 3 ay hapis cezasına çarptırıldı, Kürşat Yılmaz'la gözaltına alınan Tuğba Özay böyle saklandı!” Yani Özay bu alemin pek de yabancısı değildi..
Hadi biraz ironi yapalım. İyiki varlar. Hani bu manken kızlar, Sauna çeteleri olmasa biz mesela Kırmızı kitaptan, ülkenin derin gerçeklerinden pek de haberimiz olmayacak..

Yine medianın tanıklığına başvuralım: “CHP'li manken diye bilinen Tuğba Özay açılışlar, festivaller, tanıtımlar, TV programları derken neredeyse her gün ayrı bir şehirde. Bazen aynı gün 2-3 şehirde birden oluyor. Diğer meslektaşlarına göre daha çok karşımıza çıkıyor ekranlarda. 10 Şubat’ta 28'ine giren Özay, 12 yıldır çalışıyor. Yerli yabancı tüm klasikleri devirdiğini, çocukluğunda günde iki kitap birden bitirdiğini anlatıyor. İç ve dış politikayı yakından takip ediyor. Karikatür krizinde Danimarka Başbakanı’nı eleştiriyor. Birkaç kişinin provokasyonuyla olayların bu kadar büyümüş olmasına üzülüyor. İnsanları çok sevdiğini ve siyaset yapmayı da bu yüzden çok istediğini söylüyor. Ülkücü Kürşat Yılmaz ile olan birlikteliğinin ise çelişki olduğunu kabul ediyor; ancak aşkın önüne geçilemediğini vurguluyor. BBC televizyonunun hayatını anlattığı Tuğba Özay, düşüncelerini Aksiyon'la paylaşıyor ve gerçek aşkının işi olduğunu söylüyor.. ‘Elimden geldiğince düzgün, tutarlı, dürüst bir hayat yaşamaya çalışıyorum’ diyor. Belediyelerin düzenlediği programlara katıldığında ‘Biz seni mertliğinle, dobralığınla, politik yönünle çok seviyoruz. Seni milletvekili olarak görmek istiyoruz veya belediye başkanı olmalısınız’ diyorlarmış kendine. Politikaya ilgi duyuyor. ‘Kendimi geliştirmeye çalışıyorum ve politik arenada da kendimi göstermek istiyorum. Halkıma, vatanıma, dünyaya faydalı olmak istiyorum’ ” diyor ama işte geldiği nokta burası.

Duyumların o yönde ki, Mafia, Media, Sermaye ve Siyaset dünyası, belli istihbarat örgütleri bu kızları, uyuşturucu, beyaz kadın, ya da life stile misyonerliği için tepe tepe kullanıyor. İşleri bitince iplerini çekiyorlar.. Ellerindeki paraları da alıyorlar çoğunun.. Tehdit ve şantaj için özel partiler, buluşmalar ayarlıyorlar.. Belki önceleri işin bu yönünü düşünemiyorlar ama, oynanan oyunun farkına vardıklarında ise bazı şeyler için çok geç olduğunu fark ediyorlar.. Bu kısır döngü böyle devam edip gidiyor..
Hem bu sistemin bir parçası durumundalar, hem de kurban oluyorlar..
Aslında bazı işleri yaptıkları için değil, kural dışı hareket ettikleri, kontrolden çıktıkları zaman cezalandırılıyorlar.. Öbür türlü çok daha vahim sonuçları olan işleri yaparken korunuyorlar. Onlar da bundan cesaret alarak bazı işler yapmaya kalkıyorlar ve o zaman da sistem tarafından cezalandırılıyorlar.
Erkekler için de bu böyle.. Bazan böyle yargının önüne atılırlar, bazan medianın önüne atılırlar. Ya da işleri bittiğinde alkol komasına girer, falan..
O şen kahkahaların, mutluluk gülücüklerinin arkasında derin bir kaygı, korku vardır. Kalabalıklar arasındaki bu şen şakrak kadınlar aslında yalnızdır.. Dostları yoktur. Çoğunun zamanla psikolojik sorunları ortaya çıkar. İntihara teşebbüs edenleri çoğunluktadır.. Basın ve para babaları, siyaset baronları bedenlerini sömürür..

Dinden soyutlanmış seküler bir hayatın öteki yüzü böyle. Tv ekranları, gazetelerin kapak kızlarının mutlu, zengin ve şuh görüntüleri, yeni kurbanlar için oltaya takılmış yem gibidir aslında..
Bu da bu alemin derin gerçeği.

Bakalım bu “akıllı kız” hapiste iken, biraz düşünüp, gerçeği anlayıp konuşacak mı?

Keşke anılarını yazsa.. Keşke mahkemede gerçeği söylese.. Ama avukatları, dostları (!), yakın çevresi buna izin verir mi, bilmiyorum.
Keşke bu kızın başına gelenler, ötekiler (mankenler, birtakım artistler, eğlence dünyasının taş bebekleri) için ibret dersi olsa.
Selâm ve dua ile..

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious