ABD'ye karşı kafa tutmak

  • Giriş : 11.10.2006 / 00:00:00

Uyarılara ve tehdide kulak asmayarak, yaptığı son nükleer denemeyle dünya gündemine oturan Kuzey Kore, bir yandan açlıkla mücadele ederken, diğer yandan ABD'ye kafa tutuyor.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Kuzey Kore, dışa kapalı ve içe dönük bir siyaset izliyor. En büyük destekçisi ise Kore Savaşı'nda müttefiki ve komşusu Çin. Pekin yönetimi, Kuzey Kore (Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti (KDHC))'nin nükleer denemesinin, Çin-KDHC ilişkilerini kuşkusuz olumsuz etkilediğini, ancak Çin'in bu ülkeye karşı olan politikasının değişmeyeceğini belirtiyor. Çin, bu ülkenin ''kaderini etkileyecek her türlü hareketin'' karşısında olacağını bildiriyor. Çok karmaşık olan Kore Yarımadası sorunu, bölge ve dünya barışını tehdit eder pozisyonunu eskiden olduğu gibi korumaya devam ediyor.

BUGÜNE KADAR NASIL GELİNDİ?

Kore, 1905'teki Rus-Japon Savaşı'nda Çin'e karşı güç kurmak isteyen Japonya tarafından istilaya uğradı ve 5 yıl sonra Japonya resmi olarak tüm Kore yarımadasını istila etti. Bunu takip eden 2. Dünya Savaşı'nda 1945 yılında Japonya'nın teslimiyetinden sonra Kore toprakları Amerika ile Sovyetler Birliği arasındaki anlaşmazlığa sahne oldu.Bu iki süper güç, Kore toprakları üzerinde kendilerine bağımlı yerli hükümetler kurduktan sonra 1948-1949 yıllarında askerlerini çekti. Böylece 1948'de Sovyet yanlısı Kuzey Kore ile Amerikan yanlısı Güney Kore kurulmuş oldu. 1950 yılında Kuzey Koreliler, Güney Kore'ye hücum ederek işgale başladı ve Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi, bunun üzerine üye devletleri saldırıyı püskürtmek üzere yardıma çağırdı. Bunun üzerine aralarında Türkiye'nin de bulunduğu ülkeler Güney'e asker gönderdi. Ancak aradan birkaç ay geçmeden Çin askeri birliklerinin Birleşmiş Milletler kuvvetlerine karşı savaşa girdiği görüldü. Kore savaşı 1953 yılında yapılan anlaşma ile ateşkes ilan edildi. Kuzey ve Güney Kore arasındaki savaş sonunda Kore'nin bölünmüşlüğü korunmuş ve bugüne kadar gelen birçok sorun miras kalmıştır. Bu savaşta yaklaşık 2 milyon kişinin de hayatına mal olmuştu.Bu tarihten sonra Güney Kore her bakımdan hızla gelişmesine karşın, Kuzey Kore geride kalmış ve kendini ''savunma psikolojisi'' içinde ekonomiden ziyade askeri alanda yatırım yapaya itmiş.

DENEMELERDEKİ HEDEF TAVİZ KOPARMAK MI?

1998'de Japonya semalarında gerçekleştirilen füze denemesi, 2003'te ülkenin Nükleer Silahların Yayılımının Önlenmesi Anlaşması'ndan çekilmesi ve 2005'te nükleer güce sahip olduğunu açıklaması, Kuzey Kore lideri Kim Jong-il'in fakir ve diplomatik açıdan yalnız bırakılmış ülkesinin elini güçlendirmek amacıyla giriştiği provokasyonlar olarak yorumlanmıştı. Dünya medyası da Kuzey Kore'nin söz konusu üç girişimin her birinde taviz kopardığı ve geçen pazartesi yaptığı nükleer deneme hareketiyle Pyongyang'ın taviz koparmalara devam edeceği şeklinde algılandı. Kuzey Kore'nin daha önce aldığı tavizlerin, 2000 yılında dönemin ABD Dışişleri Bakanı Madeleine Albright'ın ziyareti, 2003'te altılı görüşmeler ve geçen sene Washington'un, Pyongyang'da rejim değişikliğini hedeflemediğini açıklaması olmuştu. Son taviz ise Kuzey Kore'ye her türlü yaptırımı ve ''gerekirse askeri müdahaleyi reva gören'' ABD Dışişleri Bakanı Condolezza Rice'ın ''Pyongyang'a saldırmayacağız'' açıklaması oldu.

KAFA TUTMA ÜLKEYE PAHALIYA MAL OLDU

Komünizm ile yönetilen 23 milyonluk Kuzey Kore'nin en büyük gurur kaynağı, yarım asırdır ABD'ye kafa tutması. 90'lı yıllardan beri düzenli olarak plütonyum stoklayan Kuzey Kore'nin bir yetkilisi, bugün ABD'nin ülkesine karşı katı tutumunu sürmesi halinde, hedefini belirtmediği nükleer başlıklı füze fırlatma tehdidinde bulundu ve yaptırımlara rest çekerek, ABD'den görüşmelere dönmek yazılı garanti istedi. Kuzey Kore'nin şu anda 50 kilograma kadar plütonyum stoku bulunuyor. Bu miktarın başka denemeler yapmaya yetecek bir miktar olduğu belirtilirken, Güney Koreli yetkililer, Kuzey Kore'nin bir ya da iki atom bombası ürettiğini ileri sürüyor. Nükleer silah denemesiyle tüm dünyanın dikkatlerini üzerine toplayan Kuzey Kore dünyaya en kapalı toplumlardan biri.

Kuzey Kore'nin ABD'ye kafa tutması ülkeye çok pahalıya mal olmuş. İzolasyon ve silahlanmaya harcadığı paradan dolayı ekonomi tam bir harabeye dönmüş. 1990'lardaki kıtlıktan bu yana, ülkenin kırsal bölgelerindeki milyonlarca insan gıda yardımı ile ayakta duruyor.

Kuzey Kore'nin ekonomisinde eskiye oranla biraz gelişme var. 2002 verilerine göre gayri safi milli hasılası 22.26 milyar dolarken, 2005 tahminlerine göre ise 40 milyar doları buldu. Kişi başına düşen milli gelir ise 1750 dolar. İhracatını Çin (Yüzde 45.6), Güney Kore (Yüzde 20.2) ve Japonya (Yüzde 12.9)'dan gerçekleştiren Kuzey Kore, 2004 yılında 1.275 milyar dolar ihracat ile 2.819 milyar dolar Çin (Yüzde 32.9) Tayland (Yüzde 10.7 ve Japonya (Yüzde 4.8) ithalat yaptı. Bu rakamlardan da Kuzey Kore'nin ekonomik ve siyasi destekçisinin Çin olduğu anlaşılıyor. Kuzey Kore ekonomik gelişmede model olarak Çin'i alıyor. İki ülke arasındaki üst düzey ziyaretler gittikçe sıklaşırken, Ekim 2005'te Çin Cumhurbaşkanı Hu Jintao'nun Pyongyang ziyareti burada eşine az rastlan bir sevinç gösterisine sahne olmuştu.

HER YIL 3 MİLYON KİŞİ AÇLIK TEHDİDİNDE

120 bin 540 kilometre kare yüz ölçüme sahip bu ülkeye en fazla gıda yardımı yapan ülke ise aynı dil ve ırka sahip ancak demokrasiyle yönetilen ve dünyanın en büyük 10 ekonomisi Güney Kore. Kuzey Kore'ye tüm dünyadan 2004 rakamlarına göre Dünya Gıda Örgütü kanalıyla 118 milyon dolar değerinde 350 bin metrik ton gıda yardımı yapıldı. Bu örgüt Kuzey Kore'de önce altı milyon kişiye yiyecek sağlarken, şimdilerde ise çeşitli zorluklardan dolayı bu rakam iki milyona düştü. Bu örgüte göre Kuzey Kore'deki gençlerin yüzde 37'si yeterli beslenemiyor. Özellikle kış aylarında her yıl yaklaşık 3 milyon kişinin açlık tehdidiyle karşı karşıya olduğu belirtiliyor. Ancak ülkede asker olanlar hayatlarını iyi olarak sürdürüyor. Öte yandan Pyongyang yönetimi yabancı yayınları alabilecek radyo ve televizyonlara yasak getirmiş. Halk sadece devlete bağlı basın yayın organlarından haberleri izleyebiliyor.

''Ancak ve ancak nükleer silahlarla kendini koruyabileceğini'' düşünen Kuzey Kore'yi bu amacından vazgeçirmek için başta Çin olmak üzere Ağustos 2003'te Pekin'de ABD, Japonya, Rusya, Güney Kore ve Kuzey Kore arasında ''altılı görüşmeler'' olarak adlandırılan çok uluslu görüşmeler yapıldı. Son olarak 9-11 Kasım 2005 günlerinde Pekin'de gerçekleşen beşinci turunun birinci aşama görüşmeleri de ABD ile Kuzey Kore arasındaki anlaşmazlıkla sonuçlandı ve görüşmeler askıya alındı.

Tüm dünya şimdi başta Kuzey Kore'yi ''şer ekseni'' olarak niteleyen ve bu ülkeye saldırmayacağını açıklayan ABD ve Pasifik'teki müttefiki Japonya ile bu ülkeye nasıl bir yanıt verilmesi gerektiğini; Pyongyang'a müdahaleye karşı olan Güney Kore ve Çin'e rağmen düşünüyor.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious