AB'nin etkisi

  • Giriş : 10.01.2007 / 00:00:00

AB ilişkileri geriledikçe, Irak ve Ortadoğu öne çıkıyor

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Konuşmasındaki en sivri unsur, Türkiye'nin Kerkük'te Kürtler tarafından kalkışılacak bir oldubittiye 'seyirci kalmayacağı' oldu. Bu sözü 1- Türkiye'nin başbakanı söylediği için, 2- Meclis çatısı altında söylediği için ciddiye almak gerekiyor.

Buna benzer hafızalardaki son örnek, 1 Ekim 1998'deki Meclis açılışında dönemin Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel'in PKK lideri Abdullah Öcalan nedeniyle Suriye'yi apaçık tehdit etmesidir.
'Seyirci kalmayız' sözü bir dizi gelişmenin ardından söylendiği için de ciddiye alınmalı. Bu gelişmeleri kısaca sıralamakta yarar var:

1- Türkiye'nin Terörle Uluslararası Mücadele Özel Temsilcisi Edip Başer, 11 Aralık'ta görüştüğü ABD'li Özel Temsilci Joseph Ralston'a, Türkiye'nin gerekirse Irak'taki PKK varlığına askeri operasyon düzenleyebileceğini, bu kararı ABD ve Irak hükümetleri ile Irak Kürtlerinin PKK'yı dağıtmasının önleyebileceğini söyledi.

2- Terörle Mücadele Yüksek Kurulu 18 Aralıkta Dışişleri Bakanı Abdullah Gül başkanlığında toplanarak Irak'taki durum, PKK ve ABD ile gelinen noktayı değerlendirdi.

3- Aynı konular 28 Aralık'taki Milli Güvenlik Kurulu toplantısında ele alındı. MGK bildirisinde Irak'ta etnik ve mehzep çatışmalarından duyulan endişe dile getirildi.

4- Irak'ın devrik devlet başkanı Saddam Hüseyin, Irak'ta Kurban Bayramı'nın birinci günü olarak kutlanan 30 Aralık sabahı idam edildi.

5- Başbakan Erdoğan 3 Ocak'ta Lübnan seyahatinde Türkiye'nin özel temsilcilik mekanizmasından memnun olmadığını açıkladı. Gül bunu destekledi.

6- ABD Senatosu'nun, 2008'de Cumhuriyetçilerin başkan adayı olması beklenen etkili ismi John McCain, Irak'taki gruplarla görüşmesi ardından, Kerkük'te Kürtlerin yıl sonunda yapılmasını istediği referandumun ertelenmesinin iyi olacağını, yoksa etnik ve mezhepsel çatışmaların artabileceğini söyledi.

7- Milli İstihbarat Teşkilatı Müsteşarı Emre Taner, 5 Ocak'taki açıklamasında bölgede harita ve rejim değişiklikleriyle sonuçlanabilecek değişikliklere göre, ön alıcı siyaset izlenmesi gerektiğini vurguladı.

8- Erdoğan, 8 Ocak akşamı, sözlerinin Başer'i ve temsilcilik mekanizmasını değil, ABD'yi hedef aldığı açıklamasında bulundu.

9- Erdoğan, Türkiye'nin Kerkük'te olanlara seyirci kalmayacağını ve Irak'taki PKK varlığını kabul etmeyeceğini TBMM'deki parti grubunda söyledi.
Buradan yola çıkıp Türkiye'nin cüssesiyle Irak'a gireceğini söylemek, şu aşamada ne kadar mümkün?
Gerçi Türk Silahlı Kuvvetleri temmuz sonundan eylül başına dek sınırlı sınırötesi operasyonlar yaptı Irak içlerine. Bunlar, eylül ayında ABD'nin Ralston'ı Ankara'ya göndermesiyle son buldu. Ancak mevcut koşullarda, özellikle de Saddam Hüseyin'in idamı sonrasında, ABD Başkanı Georg Bush'un yeni politikasını belli edeceği sırada kalkışılacak bir harekâtın getirecekleri nedir? Böyle bir harekâta ABD'nin yanıt vermesi Türkiye kadar ABD'yi de çok zor durumda bırakmayacak mı?
Belki bu sorulara yanıt aramak için vakit erken.
Ancak görünen bir şey var: Ankara'nın gündeminde AB ile ilişkiler geriye düştükçe, Irak, PKK ve Ortadoğu ile ilişkiler öne çıkıyor ve izlenen siyaset eski 'kırmızı çizgi' hattına dönüyor, sertleşiyor.
Başbakan'ın 'dış politika konuşacağım' demesi ve AB'den yalnızca Irak'ın daha öne çıkması bağlamında söz etmesi bunu yeterince göstermiyor mu? Üstelik bunu söylerken Ankara'da 2006-2013 AB siyasetinin belirleneceği bir toplantının hazırlıkları son aşamada bulunuyordu. Bugün Gül başkanlığındaki toplantıya Başmüzakereci Ali Babacan ve bütün bakanlıkların müzteşarları katılacak. Ancak bu toplantıya, Gül'ün daha önce dediği gibi, Türkiye'nin AB uyumu için gerekli yasal uyum çalışmalarına devam etme kararı dışında fazla beklentiyle yaklaşmamak gerekiyor.
Türkiye'nin Irak siyasetini Kerkük ve PKK sorunlarına bağlı olarak sertleştirmesi, Filistin'de ve Lübnan'daki çatışmalara müdahil olmaya başlaması, ABD'yi mutlu edecek mi? Türkiye ile zaten Ermeni krizi yaşaması muhtemel ABD yönetimi bu sertleşmeden hoşnut olmayacak. Peki AB hoşnut olacak mı? Türkiye, umutlarının ertelendiği bir aşamada bu önemli stratejik ve siyasi konuları AB ile görüşecek, paylaşacak mı? Orası da belli değil. Gerçekten belirsiz bir dönemin eşiğindeyiz.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious