Acının resmi: Mavi emzikli bebek

  • Giriş : 08.08.2006 / 00:00:00

Sivil kayıpların arttığı Lübnan’da vicdanları kanatan manzaraların ortak noktasında hayatının baharını görmeden dünyayı terk eden minikler var.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Güvenli olduğu gerekçesiyle yerleştiğimiz bir Ermeni ailenin evinde hem de. İlk kiraladığımız evin 200 metre yakınındaki 6 katlı bir binanın füze saldırısıyla tamamen harabeye dönmesinden sonra karar veriyoruz daha güvenli bir yere taşınmaya.

Madam Laila yıllar önce Lübnan’a yerleşmiş bir Ermeni ailenin en küçük kızı. Her ne kadar Osmanlı devletine kızgın olsa da bizim için akşamları yorgunluğun üzerine patates kızartması ve salata hazırlıyor. “Laila teyze, anneminki gibi olmuş!” deyince “Faddal faddal, buyurun, buyurun” diyor gülerek. Biz de bu davete icabet ederek yemeğe oturuyoruz.

Evin holünü paylaştığımız 5 kişiden 3’ü İspanyol, biri Kuzey Koreli, diğeri ise Kanadalı. Akşamları, Lübnan’da şahit olduğumuz manzaradan yola çıkarak İsrail’in saldırılarını konuşuyoruz. Bombalar aralıksız Bazukiye, Kana, Aytarun’u ve Sur’a yakın noktaları vuruyor. Her bomba sesinde yerimizden kalkıp birbirimize bakıyor ve mesafeyi tahmin etmeye çalışıyoruz. Aklıma birden, 2. Kana katliamı olarak tarihe geçen, 57 kişinin öldüğü ve benim son anda tanık olduğum katliam geliyor. Enkazın altından çıkan, mavi emziği hâlâ boynunda olan yaklaşık 1,5 yaşındaki bebek tüm dünyaya ders olmalı diyorum.

İspanyol gazeteci Monica’ya bakıyorum bazen. Bomba sesleriyle zıplamaktan kendini alamıyor. Korktun mu deyince, “Bu kadar uzakta olmasına rağmen korktum, kim bilir oradaki küçük çocuklar nasıl korkuyorlardır.” diye cevap veriyor. Sonra gözlerinden yaşlar akıyor.

İsrail, günlerdir kendilerince güvenli bir bölge oluşturabilmek için Lübnan’ın güneyini bombalıyor. 48 saatlik hava saldırısı sona erdiğinde riski göze alıp güneye doğru iniyoruz. Şoförümüz Muhammed amcaya sağa sola bakma, direkt devam et diyorum. Sağımızda solumuzda İsrail savaş gemisinden fırlatılan bombalar patlıyor. BM ve Kızılhaç’ın seyirci kaldığı katliamda yerel kurtarma ekipleri saldırılar nedeniyle kapanmış yolları açarak mahsur kalmış insanlara ulaşmaya çalışıyor. Aldığımız son bilgilere göre Aytarun denilen köyde yaklaşık 200 kadın ve çocuk sığınaklarda kendilerine uzanacak bir yardım elini bekliyor. BM ofisinin bulunduğu Sur şehrinden 35-40 uzaklıkta olmasına rağmen 21 gündür buradaki insanlara ulaşılamıyor.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious