Adalet Bakanı Şahin 'Yargı siyasallaşıyor' iddialarına kızdı!

Adalet Bakanı Şahin 'Yargı siyasallaşıyor' iddialarına kızdı!.10447
  • Giriş : 14.12.2007 / 08:56:00

Adalet Bakanı Mehmet Ali Şahin,CHP’nin “Yargıyı siyasallaştırıyorlar” eleştirilerine sert çıktı:

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Yargıya siyaseti onlar soktu ve siyasi amaçları için kullandı. Şimdi de ‘Yargı bizim kalemiz’ diyorlar...

Adalet Bakanı Mehmet Ali Şahin, kendisine ve partisine yöneltilen "Yargıyı siyasallaştırıyorlar" ve "AK Parti ülke için tehdittir" eleştirilerine sert tepki gösterdi... Yargıya siyaseti CHP'nin soktuğunu söyleyen ve bugün de "yargı bizim kalemizdir" dediğini hatırlatan Şahin, "Asıl sorun CHP'nin 'devlet benim' anlayışıdır. Bizi 'tehdit' ve 'tehlike' olarak gösteren CHP, aslında milleti tehdit olarak görmektedir. Onlar ne kadar birinci sınıf vatandaşsa, başka partililer de o kadar ülke vatandaşıdır. CHP bu kafayla giderse ilk seçimde baraj altı kalır" dedi.

ADALET BAKANI’NIN KONUMU

Adalet Bakanlığı'nı "bağımsız yargının hizmetkarı" olarak tarif eden Şahin, sorularımıza şu cevapları verdi:

Bu tarif içinde Adalet Bakanı'nın konumu ne oluyor? Bakanın konumu da bu işi siyasi bir otorite olarak takip etmektir. Adalet Bakanı’nın, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Başkanlığı görevi vardır. Ancak, bu kurul 7 kişiden oluşur. Üçü Yargıtay'dan, ikisi Danıştay'dandır. Dolayısıyla "Adalet Bakanı, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'nda olmasın, aksi halde hakim ve savcıların mesleğe kabulünde siyasi tercihler rol oynar" iddiası doğru değildir. Kurulda bakan ve müsteşara karşı 5 yargıç var. Dolayısıyla bu tür iddialar havada kalmaktadır. Eskiden Adalet Bakanları birtakım suç ihbarları ile ilgili olarak cumhuriyet savcılarına talimat verebilirlerdi. Onu biz kaldırdık. Türkiye, yargı bağımsızlığı açısından en önde olan ülkeler içindedir.

Buna karşılık size yönelik olarak "yargıyı siyasallaştırıyor" ve "kadrolaşıyor" iddiaları çokça yöneltiliyor... Geçmişte siyasetin yargıya müdahalesi istenmiş olabilir. Ancak, siyasetle hiç uğraşmaması, siyasetle hiç ilgilenmemesi gereken yargı erki ve yargı mensupları için asıl tehlike, siyasetin yargının içinde ortaya çıkmasıdır. Yargının kendi kendine siyasallaşmasıdır. Yoksa, siyasiler dışarıdan yargının içine siyaset sokamazlar. Hakim ve savcı mülakat sistemi ile bu kapıyı daha da kapattık.

MUHALEFETTEN FARKLI GÖRÜŞ

Muhalefet ise bunun tam tersini söylüyor... 1995 yılına kadar avukatken hakim ve savcı olmak mümkündü. 5 yıl fiilen avukatlık yapmış ve 35 yaşını geçmemişseniz, sınavsız hakim ve savcı olarak atanabiliyordunuz. Biz avukatların yeniden hakim ve savcı olmalarının yolunu açtık. Ancak, önce ÖSYM'nin sınavına girecek. Bu sınavda 70'in üstünde puan alacak. Eskiden herkes mülakata çağrılıyordu. Biz, kaç kadromuz varsa, en yüksek puan alandan başlayarak, bu sayının iki katını mülakata çağıracağız. Puan belki o zaman 80'lere 90'lara çıkacak. Danıştay ve Yargıtay'dan da gelen üyelerle 7 kişilik komisyon her biri 20 puan olan 5 kritere bakarak karar verecek. ÖSYM puanının neticeye etkisi yüzde 70, mülakatın etkisi de yüzde 30 olacak.

Siz böyle diyorsunuz, ama muhalefet size sert eleştiriler yöneltip, partinizi "yargıyı siyasallaştırmakla" suçluyor...Niye bağırıyorlar?

Meydanlarda niye bağırdıklarını bir pankartla gösterdiler. Pankartta "Son kalemizi teslim etmeyeceğiz" yazılıydı. "Son kalemizi teslim etmeyeceğiz", diyenler yargıyı kaleleri gibi görenlerdir. Bu bir siyasi partidir. Bunlar, yargıyı siyasi amaçları için kullananlardır. Yargıyı siyasallaştırmak için ellerinden geleni yapanlardır. "Burası bizimdir" diyorlar. Biz de "Yargı kimsenin kalesi olamaz" diyoruz. Hiçbir siyasi partinin kalesi olmamalıdır. Sadece milletimizin kalesi olur ve olmalıdır. Hakim ve savcılarımız, birilerinin kalelerinin muhafızları olamazlar. Onlar sadece adaletin ve hukukun muhafızı olurlar. Yargıya siyaseti, hakim ve savcılarımızı meydanlara dökenler ve "Bu kaleyi terk etmeyeceğiz" diyenler sokmuşlardır. Biz torpili, kayırmacılığı, istismarı ortadan kaldırmak için bu yasal düzenlemeyi yaptık.

CHP BU KAFAYI DEĞİŞTİRMELİ

Size yönelik bir başka suçlama daha var. "Devleti ele geçirmeye çalışıyorlar" suçlaması ile ilgili olarak ne diyorsunuz? Biz her şeyi Anayasa ve yasa sınırları içerisinde yapıyoruz. Biz, Türkiye'de zorla iktidar olmadık, devrim yaparak iktidara gelmedik. Halkın oylarıyla geldik. Bu eleştirilerin altında hazımsızlık var. CHP, muhalefetteyken iktidar olma alışkanlığını terk etmelidir. CHP, hep "Ben muhalefette de olsam, Türkiye'yi yönetecek parti benim, diğerleri şeklen iktidar olurlar, gerçekte Türkiye'nin sahibi benim" demiştir. CHP bu kafayı değiştirmeli, demokrasiyi hazmetmelidir. Sorun ana muhalefet partisinin "devlet benim" anlayışından kaynaklanıyor. Bu kafayı değiştirmezse, korkarım CHP ilk genel seçimlerde yine barajın altında kalacaktır. Bu ülkede yaşamak, bu ülkenin vatandaşı olmak, bu ülkenin değerleri ile barışık olmak CHP'nin ne kadar hakkıysa, bizim de o kadar hakkımızdır. Onlar ne kadar ülkenin birinci sınıf vatandaşıysa, başka partililer de en az onlar kadar bu ülkenin vatandaşıdır. Bizim yedi göbek ecdadımız bu topraklarda büyümüş, gerekirse bu topraklar için canının vermiştir. Milletin neredeyse yarısının oy verdiği partiyi bu ülke için tehdit ve tehlike görmek aslında milleti tehlike olarak görmektir.

HAKİM VE SAVCILARLA İLGİLİ İYİLEŞTİRMELER YAPTIK

PKK'lıları dağdan indirmek için yeni bir hazırlığınız var mı? Şu andaki düzenlemelerin yeterli olduğunu düşünüyoruz.

Adalet Bakanlığı Müsteşarı'nın Samsun'a yaptığı ziyaret sırasında kırmızı halı sermesi çok tartışıldı ve Cumhuriyet Başsavcısı'nın yer değişikliği de bu olaya bağlandı... Ben bu olayla ilgili hiç konuşmadım ve konuşmak da istemiyorum. Başsavcı dilekçe vermiş, eşi Ankara'daymış, buraya gelmek istemiş.

Adalet Bakanı olarak nasıl bir yargı hedefliyorsunuz?

Bizim vatandaşımızın adliyeye giderken kafasında adalet, hak ve hukuktan başka düşüncesi yoktur. Hakim ve savcılarımız önlerine gelen uyuşmazlıkları çok kısa sürede çözerek adalet gecikiyor yakarışını ortadan kaldıracak performansı ortaya koymalıdır. Bu konuda bakanlığıma da önemli görevler düştüğünü biliyorum. Adliyelerimiz için çok ciddi yatırımlar yaptık, daha da yapacağız. Biz hükümet olarak hakim ve savcılarımızla ilgili bir iyileştirme de yaptık.

BİLİRKİŞİ SALTANATI VARSA BU YARGI İÇİN GÖLGEDİR

Diğer adliye personeli bir iyileştirme bekliyor... Adliyedeki mübaşirden, yazı işleri personeline kadar çalışan bütün personelle ilgili de bir iyileştirme yapmak istiyoruz. Ancak, onlar 657'ye tabiler ve 2 milyon 400 bin daha 657'ye tabi personelimiz var. Adalet personeli olan 70 bin kişiyi ayırarak bir iyileştirme yapmamız herhalde doğru olmaz. O nedenle tüm kamu personeli ile ilgili bir iyileştirme yapma çalışmamız var.

Vatandaşta adliyelerdeki bilirkişi uygulamalarına yönelik çok şikayet var. Türkiye'de maalesef bir bilirkişi sektörü oluştu. Bilirkişilikle ilgili uygulamaların yeniden gözden geçirilmesine ihtiyaç olduğunu düşünüyorum. Bilirkişilik meslek haline geldi. Bilirkişilikle geçinenler var. Hatta bu konuda yasal düzenleme için Kanunlar Genel Müdürlüğü’müzden "Acaba Türkiye'de bir bilirkişi saltanatı olgusu var mı?" sorusuyla ilgili bir inceleme istedik. Gerçekten böyle bir saltanat varsa, bu yargımız için bir gölgedir. Bu gölgeyi kaldırmak için yasal düzenleme icap ediyorsa onu da yapmak zorundayız.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious