Adaletin bu mu dünya?

  • Giriş : 20.11.2006 / 00:00:00

İzmir ya da Bursa'da doğan çocuk Şırnak'ta doğan çocuğa göre 20 yıl daha fazla yaşıyor"

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:



"Bölgelerarası farklılık ile töre ve namus cinayetlerinin sosyolog ile değerlendirilmesi" toplantısında konuşan Erkan, töre denilen şeyin namus ve kan davası gibi olduğunu belirterek, Diyarbakır'dan İzmir'e göç eden insanın aynı sorunu burada da yaşadığına dikkat çekti.

Bu olayların artık bir etnik kimlikten kaynaklanan bir sorun gibi algılanmaya başladığını dile getiren Erkan, "Diğer meselelerde de bu geçerlidir. Örneğin, sokak çocuğu ve kapkaç yapan çocukların çoğu Güneydoğu Anadolu Bölgesi kökenli çocuklardan oluşuyor. Açıkçası, Kürt etnik kimliğinden kaynaklanmış gibi bir durum ortaya çıkmaya başladı. Bölgenin 9 ili bulunuyor. Bunların Türkiye içerisindeki gelişmişlik düzeyine baktığımız zaman, bölgede en gelişmemiş il olan Şırnak. Bu durumda, bir çocuğun doğuştan yaşam beklentisi süresi bakımından, Bursa'da ya da İzmir'de doğan çocuk Şırnak'ta doğan çocuğa göre 20 yıl daha fazla yaşıyor. Bölgeyi batıyla karşılaştırdığın zaman birbirinden kökten ayrılıyor. Kapitalist ilişkiler geliştikçe, bu feodal olan ağalık ve aşiret sistemi ortadan kalkacaktır. Ama bu bölgede bunu gerçekleştiremiyorsunuz. Çünkü bölgede kapitalizm ilişkilerine giren fabrikayı kuran, feodal toprak beyleridir. Kendi içerisinde bir yapı ortaya çıkartıyor ve bu kişiler çoğu zaman siyaseti ve dini denetliyor." dedi.

Şanlıurfa'da yaşayanların yüzde 42'sinin aşiret üyesi olduğunu anlatan Erkan, bölgede bu yapının en yüksek olduğu oranın aşiret üyeliği oranı olduğunu vurguladı.

Bölgedeki bir aşiret üyesini Karadeniz'den biri öldürdüğü zaman ortaya kan davasının çıkmadığını ancak bölgeden biri bir aşiret üyesini vurduğu zaman ortam bir anda kan gölüne döndüğünü kaydeden Erkan, yıllar süren kan davalarının yaşandığını ve buradaki sorunun aradaki güç dengesinden kaynaklandığını belirtti.

GÜNEYDOĞU'DA YÜZDE 3 KAN DAVASI GÖRÜLÜYOR

Bölgede aşiret olgusunun devam ettiği sürece bu sorunların aşılamayacağını savunan Erkan, kan davası ve evlilik hayatıyla ilgili araştırmalardan çıkan sonuçlarla ilgili şu istatistiki bilgileri verdi: "Bölge illerindeki kan davalarının istatistiklerine bakıldığında, Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nin genelinde kan davasının görülme oranı yüzde 3.1'dir. Bölgede kan davası yüzde 5.6 ile en yüksek oranla Şanlıurfa'da görülmektedir. Bölgede evlilik yaşına bakıldığında, ülke genelinde olduğu gibi bölge nüfusunun hızlı artışında rol oynayan etkenlerden biri, evlenme yaşının düşüklüğüdür. Türkiye genelinde ilk evlenme yaşı erkeklerde 22.6, kadınlarda ise 18.9'dur.

Bölgede ise erkeklerin ilk evlenme yaşlarına bakıldığında yüzde 51.2'sinin 19-24 yaşları arasında evlendiği, buna karşılık 30.1'inin 19 yaşın altında, yüzde 18.7'sinin 25 yaşından sonra evlendiği görülmektedir. Genelde erkekler için düşük olan evlilik yaşı kadınlar için daha da düşüktür. Kadınların büyük çoğunluğu, yüzde 73.1'i 18 ve daha düşük yaşlarda evlenmektedir."

Bölgedeki evliliklerin yüzde 40'ının akraba evliliği olduğuna dikkat çeken Erkan, son yapılan çalışmalara göre aile içi şiddetin kırsal kesimden çok kentlerde daha ön plana çıkmaya başladığını ifade etti.

Şiddetin kentlerde ön plana çıkmasının en önemli nedeninin göç olduğunu söyleyen Erkan, "Türkiye'de 'gönüllü göç' diye adlandırılan bu göç grubunda ailelerin belirli bir süre içerisinde hazırlık yaparak göç etmesidir. Göç, 1990'da başlayan süreçte bölgede güvenlik nedeniyle hem devlet hem de örgüt tarafından boşaltılan insanlardır. Bu, göçün hareket nedenidir. İstatistikler, bunun en büyük örneğini gözler önüne sererken, Diyarbakır'ın köy ve mezrasından göç edenlerin oranı yüzde 56.0 iken, başka bir ilin köy ve mezrasından göç edenlerin oranı yüzde 42.0'dır." şeklinde konuştu.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious