Aday açıklansın

  • Giriş : 30.03.2007 / 00:00:00

DYP Genel Başkanı Ağar: Adayınız kimse buyurun söyleyin

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Mehmet Ağar: Adayınız kimse buyurun söyleyin ki biz de fikrimizi ona göre söyleyelim.

DYP Genel Başkanı Mehmet Ağar, Türkiye'nin, cumhurbaşkanlığına kimin aday olacağını merak ettiğini belirterek, ''Burası utanılacak, milletten çekinilecek bir makam değildir. Adayınız kimse buyurun söyleyin ki biz de fikrimizi ona göre söyleyelim'' dedi.

Mehmet Ağar, Genç Yönetici ve İşadamları Derneği'nin (GYİAD) düzenlediği toplantıda yaptığı konuşmada, siyaset ve siyasetin finansmanının şeffaflaştırılması ve siyasal dokunulmazlıkların sınırlandırılması gerektiğini dile getirdi.

2002 seçimlerinin verdiği temel mesajlardan birinin siyasette yeniden yapılanma olduğunu, bunda 4.5 yılın sonunda en ufak bir ilerleme kaydedilemediğini savunan Ağar, bir mesajın da ekonominin yeniden yapılanması ve gelir adaletinin sağlanması olduğunu söyledi.

Bu konuda kimi başarılar elde edildiğini, ancak önemli sorunların da bulunduğunu anlatan Ağar, ''Burada ortaya çıkan tablo, ağırlıklı olarak sıcak para dediğimiz dış finansmana yüksek faiz ödemek suretiyle Türkiye'nin geleceğini ipotek altına alan ve sürekli yüksek borçlanmayla yola devam edilen bir ekonomi vardır. Borç tablosuna baktığımızda 250 milyar dolarla alınan iç ve dış borç toplamına 180 milyar dolar daha eklenmek suretiyle, sene sonuna kadar sabredilirse, bir 20 milyar dolar daha koyabilirsek, 80 yılda bütün hükümetlerin yaptığı borç kadar bir borcu da bu hükümet yapmış olacaktır'' diye konuştu.

Bu borcun karşılığında, orta ve uzun vadede geri dönüşü mümkün olan yatırımların da realize edilemediğini, Türkiye'nin 5 sente muhtaç olduğu dönemlerde ortaya konan tesislerin özelleştirmeyle borç ödeme aracı durumuna getirilmesi suretiyle sağlıklı bir ekonomi temelinden giderek uzaklaşıldığını ileri süren Ağar, ''Varolan büyümenin 2006'nın son çeyreğinde yüzde 3'lere doğru küçüldüğünü görüyoruz, büyümenin bünyesel analizi yapıldığında, ağırlıklı olarak ithalata dayalı bir büyüme olduğu, üretim ve yatırımda zafiyetin giderilemediği, döviz-borsa-faiz üçgenindeki ekonominin daha ağırlıklı olarak öne çıktığı görülmektedir'' dedi.

Ağar, Türkiye'nin bunları aşabilecek güçte olduğunu belirterek, bunun için bütünlüklü bir vergi, sosyal güvenlik ve kamu yönetimi reformunun yaşama geçirilmesi gerektiğini söyledi.

-''TÜRKİYE BUNLARI AŞAR''-

Türkiye'nin, tüm olumsuzluklara karşın sıkıntılarını aşabilecek güçte olduğunu belirten Ağar, konuşmasını şöyle sürdürdü:

''Türkiye'nin 2 temel meselesi vardır; biri, toplumsal iç çatışma alanlarının tamamını ortadan kaldırmak mecburiyetidir. Türkiye, bununla birlikte küresel dünyanın siyaset merkezinde varolan bir Türkiye olacaktır. Türkiye, etrafına da refah, istikrar ve güvenlik ihraç eden, o önderlik rolüyle bölgesel liderlik gücü içinde AB perspektifini, ilişkilerini muhafaza etmek suretiyle yeni baştan düşük faizli uzun vadeli yüksek bir dış kredi, dış sermaye imkanını bulabilme kabiliyetini artırmalıdır.

Türkiye, bu süreç içinde ortaya koyacağı yeni bir sanayileşme stratejisi, yeniden belki düşünmesi gereken yabancı sermaye stratejisi, üretime, yatırıma ağırlık veren, revize edilmiş yeni bir makro ekonomi programıyla, dışa açık bir ekonomiyle dışarıdan gelecek şok dalgalarına karşı daha kendisini tahkim etmiş bir yapıyı ortaya koymalıdır.''

Türkiye'nin, G-8 ülkeleriyle mukayese içinde olması gerektiğini ifade eden Ağar, ''Türkiye, iyi yönetimlerle birlikte dünyanın ilk 10'u içine girecektir. Türkiye, G-9 ve G-10 olmanın hedefi içinde olacaktır. Türkiye için AB üyeliği bir sadaka, bahşiş filan değil, Türkiye'nin hakkı olan bir statüdür'' diye konuştu.

-CUMHURBAŞKANLIĞI SORUSU-

Soruları da yanıtlayan Ağar, cumhurbaşkanlığı seçimi konusunda CHP Genel Başkanı Deniz Baykal'ın Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'a karşı güçlü bir muhalefet yaptığına işaret eden bir katılımcının, ''Erdoğan'ın Cumhurbaşkanı olmasını istiyor musunuz?'' sorusu üzerine, ''Bizim meseleye bakışımızdaki temel zeminimiz, demokrasi, hukuk, meşruiyet ve siyasetin teamülleridir. Cumhurbaşkanlığı, devletin en üst makamıdır. Bunun tek bir tarifi vardır, Cumhurbaşkanı eşittir güven. Toplumun büyük çoğunluğunun güveni ve mutabakatının üzerinde olduğu kişidir. Dolayısıyla cumhurbaşkanlığı, bir uzlaşma alanı içinde halledilmesi lazım gelen meseledir'' diye konuştu.

''Ana muhalefet partisinin üslubu benim üslubum olamaz'' diyen Ağar, bu üsluptan bir uzlaşma ve uzlaşmaya çağrı çıkmadığını dile getirdi.

Bu üslubun iktidar partisinin de çok işine geldiğini savunan Ağar, ''İktidar partisi, kendisini iktidar yapanlara yönelik hiçbir şey üretmeden, sadece CHP'nin bu üslubundan istifade zıtlaşma ve kutuplaşmaya dayalı olarak oy oranlarını muhafaza ediyor. Birtakım kesimler iktidar partisinden çözülme konusunda gayret ve niyet sahibiyken, CHP'nin meseleyi değerler çatışmasına taşıyan üslubu bunun önünde engel teşkil ettiği için bu üslup iktidar partisinin çok işine geliyor'' dedi.

-''ADAY, SON ANA KADAR SAKLANIYOR''-

Ağar, ancak cumhurbaşkanlığı konusunun diğer konulardan farklı olduğunun kavranması gerektiğini vurgulayarak, şunları kaydetti:

''Bir yerlerde söyledim, biz Türkiye'ye gizli örgüt lideri falan seçmiyoruz, AK Parti'ye başkan da seçmiyoruz. AK Parti'de isimlerle ilgili anketler yapılıyor, bunun da doğru bir tarafı yok. Eğer o konuda bir hevesiniz varsa Türkiye'ye yönelik bir anket yaparsınız ve Türkiye, kimin aday olacağını da merak ediyor. Benim, bir kişi üzerinde bir fikir söylemem şu anda mümkün değil. Aday yok çünkü ortada. Olmayan bir aday üzerinden hangi fikri söyleyeyim ben. Bu, bir nevi peşinen oy belirlemesi olur. Ortada bir aday yok ki evet mi hayır mı dediğimi söyleyeyim. Aday son ana kadar saklanıyor. Ne zamana kadar? Muhtemelen 26 Nisan gece saat 24.00'e kadar saklanacağı anlaşılmaktadır. Burası utanılacak bir makam değildir. Milletten çekinilecek bir makam da değildir. Adayınız kimse buyurun söyleyin ki biz de fikrimizi ona göre söyleyelim veya gidip millete soralım. Kiminiz, neyiniz, adayınız varsa buyurun çıkın.''

Siyaset anlayışlarının belirleyici gücünün ulus olduğunu, bunun dışında hiçbir gücün siyaseti belirleme alanına müdahalesinin uygun olmadığını düşündüklerini vurgulayan Ağar, ''Cumhurbaşkanlığı seçiminde birilerinin yanlış yaptığına ilişkin bir kanaat var ise bu yanlışlığı millet düzeltir. Bundan da kimsenin şüphesi olmasın. Ama herşeye rağmen bu süreçte siyasi basiretin, sağduyunun hakim olması suretiyle, bir büyük güven makamı olan Cumhurbaşkanlığının uzlaşmayla nihayetlendirileceğini düşünmek istiyorum'' diye konuştu.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious