Adaylığı Kanaltürk de yorumladı!

  • Giriş : 25.04.2007 / 00:00:00

Adaylığa bir yorum da 'Televizyonum CHP'nin emrinde'dir diyen Tuncay Özkan'nın televizyonu Kanaltürk'ten geldi.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, 14 Nisan Ankara mitinginin tartışmasız bir şekilde ortaya koyduğu toplumsal tepkiyi yumuşutmak için, çok istemesine karşın cumhurbaşkanlığı için aday olmadı. Ancak, herhangi bir uzlaşma arayışına da girmeden tek başına ve dayatmacı bir yaklaşımla AKP'nin, sadece AKP'nin oylarıyla Cumhurbaşkanı seçilecek bir ismi, Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Abdullah Gül'ü aday gösterdi.

Gül, düşük profilli bir aday değildir. AKP'nin Erdoğan'la birlikte iki liderinden biridir. AKP'nin kurduğu 58'inci hükümetin başbakanıdır. Refah Partisi hükümetlerinin bakanıdır. 1970'li yılların islamcı gençlik örgütleri Milli Türk Talebe Birliği ve Akıncı Gençlik Derneği kökenlidir. Necip Fazıl Kısakürek ekolüne bağlı bir islamcı geçmişe sahiptir. Eşi türbanlıdır ve türbnıyla üniversiteye giremediği için Avrupa İnsan Hakları Mahemesi'ne Türkiye hakkında/aleyhinde dava açmıştır.

Erdoğan, deyim uygunsa kendi ikizini Çankaya için aday göstermiştir. Başka bir anlatımla Gül, farklı bir üsluba sahip olsa da yol arkadaşı Erdoğan'la aynı zihniyete sahiptir. Dünya Bankası ve Suudi Arap Bankası'nda çalışan Gül, Amerikan finans çevreleriyle yakın ilişkilere sahiptir.

Erdoğan'ın aday olması halinde, Türk siyasal yaşamında bir kırılma tehlikesi sezen uluslararası finans çevrelerinin uyarıları da, Gül'ün aday olarak belirlenmesinde etkili olmuştur.

Şunu açakça belirtmek gerekir ki, Erdoğan'ın aday olmaması örtülü 'sivil darbe' sürecini kesintiye uğratmamıştır. Tam tersine, AKP ve Erdoğan bütün iktidarı istemeye devam etmekte, Çankaya'yı fethetme sürecini işletmektedir. Bu konuda ABD'nin desteğini de aldıkları anlaşılmaktadır.

Gül, tam bir teslimiyetçidir. Avrupa Birliği'nin bütün isteklerine 'evet' diyen, elindeki kozları masaya sürmeye cesaret edemeyen, ulusal çıkarları savunamayan, Batı'nın desteğinde Türkiye'yi bir "ılımlı islam" ülkesi haline getirme stratejisini inatla sürdüren politikacıdır. Kıbrıs'ta verilen bütün tavizlerin sorumlularından biridir. Başarısız bir dışişleri bakanıdır.

Türkiye büyük bir tehditle karşı karşıyadır. Cumhurbaşkanlığı, hükümet, Meclis, yerel yönetimler ve yüksek yargı aynı siyasal çizginin tekeline geçmek üzeredir.

Medya ekonomik ve siyasi zor kullanılarak ele geçirilmiş, kamuoyu ise sindirilmeye çalışılmaktadır.

Ekonomiden sorumlu Devlet Bakanı Ali Babacan'a, Gül'ün adaylığı konusunda ne düşündüğü sorulduğunda, "Vatana, millete ve İslam dünyasına hayırlı olsun" demiştir. Türkiye ne zamandan beri, "İslam dünyasına hayırlı olacak" bir Cumhurbaşkanı seçmektedir?

Çankaya, Recep Tayyip Erdoğan'la aynı zihniyete sahip bir kişiye teslim edilmek istenmektedir. Çarpık seçim sistemi sonucu, toplam seçmen sayısının yüzde 25'inin oylarıyla Meclis'in yüzde 65'ini eline geçiren AKP, totaliter bir anlayışla topluma meydan okumaktadır. Bu yapısıyla Meclis, temsilde adaletten uzak ve maşruiyeti tartışmaladır. Bütün bu nedenlerle, tıpkı Erdoğan'a olduğu gibi Gül'ün de cumhurbaşkanlığına karşı çıkılmalıdır.

Bunun için önümüzde bir fırsat vardır; İstanbul Çağlayan meydanında 29 Nisan günü yapılacak mitinge bütün demokrasi güçlerinin en geniş katılımını sağlamak, bu ülkenin yurtseverlerinin görevi olmalıdır.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious