Ağar, Mahir Çayan ile futbol oynamış

  • Giriş : 09.12.2006 / 00:00:00

DYP lideri Mehmet Ağar, Yasadışı sol örgüt liderlerinden Mahir Çayan ve terör örgütü lideri Abdullah Öcalan ile maç yaptığı sorusuna cevap verdi;

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


"Benim üniversiteden mezuniyetimde o daha üniversiteye girmemişti. O biraz yanlış olmuş. Benim üniversiteye girişim 1968. Bugün Referans Gazetesi’nde var...

Mahir Çayan’la ilgili olanı doğru, öbürü yanlıştır. Ben millet için siyaset yapıyorum, kimseye görüş beğendirmeye çalışmıyorum. Bizim savunduğumuz Türkiye’nin birliği ve bütünlüğüdür."

Ağar ile Mahir Çayan'ın Futbol maçı

Mehmet Ağar ve Mahir Çayan çok iyi Futbol oynarlarmış. Her ikisi de kendi takımının 10 numarasını giyermiş. Hatta Cengiz Çandar'a göre Öcalan da Ağar'a karşı oynamış olabilir?

Renkli bir tarihe sahip olan Mekteb-i Mülkiye 147 yaşında. Mülkiye'nin en ilgi çekici yönü siyasi tarihidir. Öyle ki, zıt kutuplarda yer alan Mehmet Ağar ile Mahir Çayan, kantinde minyatür kale maç yaparlarmış. Cengiz Çandar. "Çayan'ın bacağı kırılmasa belki de Beşiktaş'a transfer olacaktı. Belki Ağar , Öcalan ile de maç yapmıştır" diyor...

“Başka bir aşk istemez, aşkınla çarpar kalbimiz...
Ey vatan göz yaşların dinsin, yetiştik çünkü biz...”

Her Mülkiyeli için çok şey ifade eder bu sözler. Mülkiye’ye giren her öğrencinin öğrendiği ilk şey, okullarının tarihteki belirleyici yeridir çünkü. Siyasi hayatımıza damgasını vuran isimleri yetiştiren Mülkiye'nin renkli tarihini belki de en güzel, Türk solunun ünlü isimlerinden Mahir Çayan ile emniyet müdür iken sol örgütlere karşı operasyonları ile yıldızı parlayan Mehmet Ağar'ın yaptığı minyatür kale maçlar simgeliyor.

Türk siyasi ve iktisadi hayatına yön veren yüzlerce insanı yetiştirmenin haklı gururunu yaşayan Mekteb-i Mülkiye, 147. yıldönümünü kutluyor. Ekonomi, yargı, yasama, yerel yönetimler kısaca devlet denildiğinde akla gelen tüm alanlardaki karar vericileri yetiştirmiş Mülkiye, İttihat Terakki’den beri Türkiye tarihine damgasını vurmuş birçok parti ve örgütün de doğduğu yerdir. Dolayısıyla Mülkiye denildiğinde, paradoks gibi görünse de aslında birbirinden asla koparılamayacak iki farklı tarih anlatılır hep. Birisi kuruluş amacına uygun olan bürokrasi tarihi, diğeri ise herkesin hayatının bir parçasına değen, ilgisini çeken renkli siyasi tarihi. Devlet Bakanı Abdüllatif Şener’in geçtiğimiz aylarda CNN Türk’te “Her Mülkiyeli biraz komünisttir” sözleriyle özetlediği gibi, Mülkiye ve siyaset denildiğinde akla sol düşüncenin ağırlığı gelir.

'Mahir Çayan'ı annesi bana emanet etmişti'

Türkiye solunun önemli isimlerinden Mahir Çayan mesela; İsrail Başkonsolosu Efraim Elrom'u kaçırarak öldüren Türkiye Halk Kurtuluş Partisi Cephesi’ni (THKPC) Mülkiye kantinin de kurmuştu. Sınıf arkadaşlarının arasında o dönem lakabı “Pala” olan İçişleri Bakanı Abdülkadir Aksu, “Mahiri annesi bana emanet etmişti” diyen Hasan Celal Güzel de vardı. "Çayan Ankara’ya ilk geldiğinde, annesi beni gördü, 'Oğlum sen çok akça pakça bir çocuksun, Mahirimi sana emanet edeyim, o çok utangaçtır' dedi" diye anlatıyor, o günleri. Çayan iki ay Güzel'in odasında kalmış.

Mülkiye'nin düşünce iklimi, 1970'lerin ortalarına kadar son derece demokratiktir aslında. Solun ağırlığı olmasına rağmen her fikirden insan rahat biçimde kendini ifade edebiliyordu. Okulun bu renkliliğini o dönemin aktörleri bugün gülümseyerek hatırlıyorlar. DYP Genel Başkanı Mehmet Ağar, Savaş Ay'a 2003 yılında verdiği bir mülakatta henüz birinci sınıfta iken Mahir Çayan ile Mülkiye Yurdu ve Mülkiye kantininde masaları çevirip minyatür kale Futbol maçları yaptığını anlatmıştı, mesela. Bu maçların nasıl geçtiğini sorduğumuz Çayan'ın o dönemki en yakın arkadaşlarından Gazeteci Cengiz Çandar ise, "Ağar bizden çok küçüktü" diyor ve ekliyor: "Birinci sınıftaydı. Asıl ilginç tablo, Mehmet Ağar'la Abdullah Öcalan'ın aynı sınıfta, aynı sıralarda eğitim görmesiydi. Hatta Ahmet Tan da vardı ve Ağar'ın en yakın arkadaşıydı. Belki Ağar ile Öcalan maçta yapmıştır."

Çolakoğlu, Çandar'ı hapisten kurtardı

Türk siyasetine damgasını vuran böylesine ilginç karakterleri barındıran Mülkiye'deki Futbol tutkusu gerçekten dikkate değer. Bu tutkunun baş aktörü de herhalde Mahir Çayan'dır. Nitekim Basketbol takımı ile ünlü Mülkiye'de Futbol denildi mi akla hep Çayan geliyor. Cengiz Çandar, Çayan'ın az bilinen yönlerinden birisinin futbolculuğu olduğunu söylüyor ve adeta Türk futbolunun "yetişememiş yıldızları"ndan birini anlatıyor: "Çayan futbolda çok yetenekliydi. Vefa'da oynadı. Yetenekleri kısa sürede keşfedilince Beşiktaş'tan transfer teklifi aldı. Eğer ayağı kırılmasaydı, belki de Beşiktaş ile sözleşme imzalayıp ünlü bir futbolcu olacaktı."

Minyatür kale maçlarda kendisinin sadece bir kaç kez oynadığını söyleyen Çandar, döneme damgasını vuran Sosyalist Fikir Kulübü'nün başkanlığını da yapan isimlerdendi. Siyasetin hararetlendiği günlerde yazı işleri müdürlüğü yaptığı dergideki bir yazıdan dolayı 7.5 yıl hapis, 2.5 yıl da Kastamonu'da emniyet nezaretinde bulundurulma cezası alır, Çandar. Sıkıyönetim ilan edildiğinden dolayı Filistin kamplarına gitmek için gazeteci Şahin Alpay ve Afa yayınlarının sahibi Atıl Ant ile yola çıkar. Yoldaki askeri kontrolleri ise, bugün Doğan Yayın Holding Yayın Danışman olan Nuri Çolakoğlu’nun yaptığı sahte kimlikler sayesinde aşarlar. Bu olayı hatırlattığımız Çandar, “Nuri, böyle konularda gerçekten iyiydi. Eli yatkındı” diyor.

Hiram Abas kavgada Mülkiye'nin onuruydu

Mülkiye'nin "sol" kanadı futbolda ağırlığını koyarken, bürokrat kanadının vazgeçilmez sporu ise basketboldur. Ve ilginç bir şekilde devleti yönetenleri yetiştiren Mülkiyeliler, devletin silahlı koruyucusu olan Harbiyeliler ile daima çatışma içindedirler. Zaten 1936'da İstanbul'dan Ankara'da Cebeci'ye Mülkiye taşındığı yıllarda, yanı başına da Harbiye taşınır. Harbiye ve Mülkiye Basketbol takımları arasındaki maçlarda çıkan kavgalar hayli ünlüydü. Ne var ki, Mülkiyeliler çoğu zaman dayak diyen taraftı. Mülkiye’nin biraz da olsa onurunu öğrenciyken boksla uğraşan ve bir suikast sonucu 1990’da öldürülen eski MİT Müsteşarı Hiram Abas kurtarıyordu. 12 Mart muhtırası verildiğinde ise kavga biraz daha ileri gitti ve Harbiyeli öğrenciler Mülkiye binasını kurşun yağmuruna tuttu.

1.5 asrı bulan Mülkiye tarihinde ciltler tutacak nice anılar var kuşkusuz. Ancak bugün bile çok tartışılan Mülkiyelilik ruhu, hangi düşünceden olursa olsun herkesin kendince sahip çıktığı bir olgu olarak okulun tarihinin de özünü oluşturuyor. Mahir Çayan'ın öldürüldüğü Kızıldere operasyonuna katılan istihbaratçılardan Kemal Düşünceli, Turhan Feyizoğlu’na anlattığı anılarında şöyle diyor: “Biz ellerindeki yabancıları öldürmeyip bize teslim etmelerini istiyorduk sürekli. Mahir Çayan içeriden bağırdı, ‘Atatürk Çanakkale’de yüzlerce İngiliz’i öldürdü. Ülkemizin bağımsızlığı için bir avuç İngiliz’i öldürmekten geri durmayacağız. Bu arada marşlar söylüyorlar. Slogan atıyorlardı. Söyledikleri marşlardan biri Mülkiye Marşı’ydı.” Mülkiyeli olmak böyle bir şeydi. Mahir Çayan da gururla Mülkiye Marşı'nı söylüyordu, Mehmet Ağar da.

ÖĞRENCİ FİKİR KULÜPLERİ SİYASETE DAMGASINI VURDU

Türk siyasi hayatına damgasını vuran isimlerin Mülkiye’den çıkması gayet doğal aslında. Türkiye’nin ilk öğrenci örgütlenmesi 14 Aralık 1908'de "Müdavimin-i Mülkiye Cemiyeti" adıyla Mülkiye’de kuruldu. Bugün hala aktif olan çoğu siyasetçi ise yine 1970’lerde Mülkiye’de kurulan ve başkanlığını Mahir Çayan’ın yaptığı Sosyalist Fikir Kulübü ile karşıt kutuptaki başkanlığını Hasan Celal Güzel’in yaptığı Hür Düşünce Kulübü’nden yetişti. Ayrıca başkanı eski bakanlardan İstemihan Talay’ın olduğu Toplumcular Derneği ve yine başkanlığını eski milletvekili Uluç Gürkan’ın yaptığı Ortanın Solu Derneği de yüzlerce siyasetçinin yetiştiği yerlerdi.

SURİYE'YE 2 CUMHURBAŞKANI IRAK'A 1 BAŞBAKAN VERDİ

1.5 asrı bulan Mülkiye tarihini doktora tezi yapan Musa Hikmet Yavuzyiğit, Türkiye'ye 4 başbakan yetiştirmesinin yanında okulun ayrıca Suriye ve Irak’a da birer başbakan yetiştirdiğini hatırlatıyor. Tabii ki bunların yanında birçok yüksek yargı mensubu, ekonomi ve dışişleri bürokratı ile kaymakam yetiştiren Mülkiye’nin koridorlarından fikir hayatına yön veren ve isimleri devasa bir liste tutan yazarlar, şairler, edebiyatçılar, gazeteciler de geçti. Ama belki de Mülkiye'nin içinde kalan tek ukde, Suriye'ye bile 2 Cumhurbaşkanı yetiştirmiş olan okulun kendi ülkesine hala bir Cumhurbaşkanı verememesidir.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious