Ağlamak kaderimiz mi?

  • Giriş : 11.11.2006 / 00:00:00

Erkan Ataman'ın daha önce yaralama suçundan tutuklattığı;üç ay cezaevinde yatıp çıktıktan sonra tekrar aynı suçu işleyen Tolunay Bostancı tarafından şehit edilmesi devre arkadaşlarını çileden çıkardı

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


1997 Polis Akademisi mezunları, acılarını dile getiren bir mektup yazıp milletvekilleri, bakanlıklar ve üst düzey polis yetkililerine gönderdi. Mektupta, "Suçlu haklarını korumayı gözeten kanunlar, neden mağdur haklarını, neden polis haklarını gözetmez? Bizim kaderimiz hep şehit cenazelerinde ağlamak mı olacak? Yarın bir gün hepimizi koruyan, göğsünü siper ederek koruyan insan bulamayacağız böyle giderse. Erkan'ı vuran yeni çıkmış içeriden, bir dahaki çıktığında da belki beni vuracak kim bilir." ifadeleri yer alıyor. Tolunay Bostancı adlı zanlının kalbine çok yakın yerden iki kurşunla yaraladığı Başkomiser Ataman, Akay Hastanesi'ne kaldırıldığında 1997 mezunu devre arkadaşları bir an bile yalnız bırakmadı. Ağır yaralı Başkomiser'in şehit düşmesi üzerine Türkiye'nin dört bir yanında görev yapan başkomiserler önceki gün cenaze törenine geldi.

1997 Polis Akademisi mezunlarının, devletin zirvesine gönderdiği mektup:

Sevgili kardeşim, bugün sen yoksun ve devre arkadaşlarının senin ardından yazdıklarını okuyamayacaksın. İş yoğunluğu nedeniyle uzunca zamandır bir araya gelememiştik ya, dün ruhunu teslim etmeden hastane önünde beklerken sanki birden çıkıp "ben iyiyim" diyeceksin, "bahane oldu, böyle görüşebildik" diyeceksin diye hayal kurdum. Baba mesleğini seçtiğin yetmiyormuş gibi yine baban gibi en yüce makam olan şehitliğe ulaştın. Allah rahmet etsin sana kardeşim. Bizleri de affetsin.

Biliyorum ki yazdıklarım bir şekilde sana ulaşır, bu nedenle doğrudan yazıyorum sana. Dün akşam hastane önünü görmeliydin Erkan, umutla nefes almadan bekleyenleri görmeliydin. Ankara'da görev yapan neredeyse tüm meslektaşların oradaydı. ... Dün akşam kimse konuşamadı birbiriyle, kimse ne cümle kuracağını bilemediğinden ağzını açmaya cesaret edemedi. Ne denebilirdi ki? Saatler sonra bir meslek büyüğümüz şehit olduğun haberini verirken sesi titredi ve "kaybettik" dedi. Daha sonra Ankara'nın bizlerden görev beklediğini hatırlatıp herkesi görevinin başına çağırdı.

... Ne bekliyor bu toplum? Hep biz ölelim, hep biz yorulalım, hep biz yaralanalım, hep biz yargılanalım, hep biz, hep biz. ... Suçlu haklarını korumayı gözeten kanunlar, neden mağdur haklarını, neden polis haklarını gözetmez? Bizim kaderimiz hep mi, şehit cenazelerinde ağlamak olacak?

... Şehit cenazesine hiç katıldınız mı bilmem. Ama şehit cenazesinde kalabalığın çoğu polis olur, bazen asker olur. Çünkü durumu en iyi anlayanlar onlardır. ...

... Bir polisin öldürülmesi sıradan bir olay değildir, olmamalıdır. Eğer sıradan görülüyorsa yarın bir gün gerektiğinde fedakarlık yapacak polis, asker bulmak mümkün olmayacaktır. ...Bizler sıcak arabalarda, serin bürolarda görev yapmıyoruz farkında mısınız? Neden güvenlik kadar hayati olmayan kurumların imkanları polisinkinden fazla olur? Neden polis arabalarının tamiri için sağa sola el açar? ...Şunu söylemek istiyorum; polisi görün, anlayın istiyorum, polis kapı bekçisi değildir. İçimizde çok şey birikiyor, yılların yıpranmışlığı var, destek bekliyoruz, toplum olarak polisin durumunu konuşalım, yanlışları görelim diyorum.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious