Ah şu sivilceler!

  • Giriş : 22.11.2006 / 00:00:00
  • Güncelleme : 04.05.2010 / 18:43:43

Utaş, yaptığı açıklamada, halk arasında sivilce adıyla bilinen aknenin, özellikle gençlerde en sık rastlanan deri hastalıklarından biri olduğunu kaydetti.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Dermatoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Serap Utaş, bazı hastalarda çok şiddetli seyreden aknenin hastada utanmaya, kendine olan güvenin azalmasına, arkadaş çevresinden uzaklaşmaya ve strese neden olabileceğini söyledi.

Utaş, yaptığı açıklamada, halk arasında sivilce adıyla bilinen aknenin, özellikle gençlerde en sık rastlanan deri hastalıklarından biri olduğunu kaydetti.

Ergenlik döneminin başlangıcı ile yüzde ilk belirtileri çıkan aknenin, yüz dışında göğüs ve sırt bölgesinde de görülebileceğini ifade eden Utaş, şöyle devam etti:

"Akne derimizde bulunan yağ bezlerinin bir hastalığıdır. Ergenlik dönemine girilmesi ile birlikte yağ bezleri büyümeye ve daha fazla yağ salgılamaya başlar. Bu yağın deri yüzeyine geçişini sağlayan kanaldaki tıkanma ve 'Propionibacterium acnes' adındaki mikroorganizmanın da etkisi ile sivilceler çıkmaya başlar. Görünce hemen sıkmaya çalıştığımız siyah noktalar veya beyaz renkli toplu iğne başı büyüklüğündeki kabarıklıklar aknenin ilk belirtileridir.

Bunun dışında deride kabarık kırmızı şişlikler, içi cerahatle dolu şişlikler, kistler ve sert, deriden kabarık nodül adını verdiğimiz şişlikler görülebilir. Bazı hastalarda deride akneye bağlı kalıcı izler de gelişebilir."

Bebeklerde de görülebiliyor

Bazen bebeklerde anneden geçen hormonların etkisi ile akne görülebileceğini belirten Utaş, aşırı yağlı maddelerin deriye uygulanması ve teması ile hormon ilaçlarının da akneye yol açabileceğini bildirdi.

Prof. Dr. Serap Utaş, genç kızlarda aşırı kıllanma ile birlikte akne olması durumunda hastanın hormonsal bozukluklar yönünden araştırılması gerektiğine dikkat çekerek, "Ergenlik döneminden sonra kadınlarda görülen aknede uygun olmayan kozmetik kullanımı mutlaka akla gelmelidir. Çünkü, bazı kozmetik ürünler akneye neden olabilirler. Ayrıca yapılan bilimsel çalışmalarda diyetle akne arasında bir ilişki gösterilememiştir" dedi.

Bazı hastalarda çok şiddetli seyreden aknenin hastada utanmaya, kendine olan güvenin azalmasına, arkadaş çevresinden uzaklaşmaya ve strese neden olabileceğini dile getiren Utaş, (Ergenlik dönemi geçince hastalık da geçer) gibi bir düşünce ile akneyi tedavisiz bırakmanın yüzde kalıcı izlere yol açabileceğini söyledi.

Utaş, akne tedavisinin amaçlarının, lezyonların iz bırakmasını engellemek, yıllarca sürebilecek hastalık süresini kısaltmak, akneli kişilerin özellikle de gençlerin kendilerine güvenmelerini sağlamak ve hastalıklarından utanmalarını engellemek olduğunu ifade ederek, şunları kaydetti:

"Akne tedavisinde her hastanın durumuna göre değişik yerel ve sistemik ilaç tedavileri uygulanabilir. Bunları hekim hastasının yaşına, cinsiyetine, aknenin şiddetine ve daha önce kullanılan tedavilere göre belirler. Akne tedavisinde önemli bir nokta da verilen tüm ilaçların hekimin önerdiği şekilde düzenli ve düzgün uygulanmasıdır.

Tedavinin etkili olması için ilaçların uzun süre kullanılması gerekir. Sabırlı olunmalı ve tedavi asla kesilmemelidir. Düzelme 6-8 hafta sonra fark edilmeye başlar. İz oluşumunu engellemek için hasta ve hasta yakınlarına sivilceleri kesinlikle sıkmamaları söylenmelidir. Arkadaş veya eş-dost tavsiyesi ile sivilcelerin tedavi edilmeye çalışılması da son derece yanlıştır. Gerekli tüm tedaviler ve izleme deri hastalıkları uzmanları tarafından yapılmalıdır."

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious