Ahmet Türk, Devlet Bahçeli'ye cevap verdi

Ahmet Türk, Devlet Bahçeli'ye cevap verdi.10006
  • Giriş : 06.11.2007 / 14:22:00

DTP Eşbaşkanı Ahmet Türk, partisinin grup toplantısında MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin suçlamalarına cevap verdi.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


DTP Eşbaşkanı Ahmet Türk, konuşmasına Erdal İnönü'yü anarak başladı. Erdal Bey'in son vasiyeti kucaklaşındı. Buna dikkat çekmek istiyorum.

Türk'ün açıklamasından bazı satır başları şöyle:

Geçtiğimiz hafta önemli bir trafik yaşandı. Bu yaşanan trafiğin nedeni Kürt sorunudur. Zamanında siyasetçiler 'Kürt vardır' diyemediler. Şimdi bazı emekli generaller çıkıyor ve bunu dile getiriyorlar. Bugünküler de 5-10 yıl sonra bunları söyleyecek. O zaman neden bugün bunu konuşamıyoruz?

Bugün gündemde sadece DTP ve Kürt sorunu vardır. Basında sadece bu konuşulmaktadır. Bu hükümetin acizliğidir. Kendi parlamentosunda bunları konuşmayan bir hükümet, bu sorunu çözme şansına sahip olmayacaktır.

Ülke realitesini terörize edrek, olayı sadece terör sorunu olarak gündeme getirmek doğru değildir. Bugün yaşanan süreç maalesef böyle bir süreçtir. Kendi insanına, kendi halkına güvenmeyen, halkın iradesine saygı göstermeyen bir anlayışla karşı karşıyayız. Sayın Başbakan halkın iradesini bile içselleştirememiştir. Sayın Başbakan '507 milletvekilimiz' diyerek tezkereye karşı çıkanları ötekileştiren bir anlayış içindedir.

Sayın Erdoğan ABD'de 'Kürtlere karşı bir yönelme yoktur' diyor. Denizli'de bir vatandaşımız sadece Kürt olduğu için linç ediliyor. Bursa'da çeşitli saldırılar düzenleniyor. İl başkanlıklarımıza ve genel merkezimize yapılan saldırılar endişelerimizi haklı çıkartmıyor mu? Başbakan nasıl böyle bir şey yok diyor. Yoksa DTP'ye oy veren insanları kendi yurttaşları olarak görmüyor mu?

Biz bu ülkede herkesin saygı göstermesi gereken insanların iradesiyle geldik. Bize oy veren seçmen, AKP'ye oy veren seçmen kadar bilinçli oy vermiştir. Biz burda düşüncelerimizi söylemek için geldik. Parlamentoyu da öyle biliyoruz. Biz söylemeye devam edeceğiz. Doğrular üzerinde ısrarlı olacağız. Halkımız bizi buraya 'susun, oturun' diye göndermedi.   

OLAYA VİCDANİ SORUMLULUKLA YAKLAŞTIK

21 Ekim'de 8 askerimiz PKK tarafından alıkonuldu. Olayın ardından bir basın toplanısı yaptık. Bu açıklamada olayı insani boyutlatıyla ele aldığımızı açıkladık. Bu vicdani sorumluluk gereğince aktif olarak görev aldık. Şimdi teşekkür edilmesi gerekirken, hakkımızda soruşturmalar açılıyor, hedef gösteriliyoruz. Hele hele hükümet sözcüsünün ve sayın adalet bakanının yaptığı açıklamalar, ürperten açıklamalar. Sayın Adalet Bakanı "Askerlerin serbest bırakılmasına sevinemedim" diyor. Bir daha böyle bir açıklamayı duymak istemiyorum. Hükümet sözcüsü 'Suçüstü yakalandılar' diyor. Eğer birilerinin burnu kanamadan kurtulmasına katkı duymuşsak bundan sadece ve sadece mutluluk duyarız. Bundan solayı açılan soruşturmaların, şoven milliyetçi duyguların tatmin edilmesi için yapıldığını ilan ederiz.

SAYIN BAŞBAKAN BİZİ REHİN ALAMAZSINIZ

Sayın başbakan Kürt milletvekilleri partimizden seçtirdik diyor. Ama onların Kürt sorunu ile ilgili görüşlerini dikkate aldınız mı? Operasyona karşıyız dediler ama onları rehin aldınız. Gelip tezkere lehinde oy kullandılar. Onları rehin aldınız ama bizi rehin alamazsınız.

Sayın başbakan, "Bir tek askerin burnu kanamaması için 550 milletvekili feda olsun" diyor. Peki bu tavır söylenenle ne kadar örtüşüyor?

Askerlerin kurtarılması için birçok girişimde bulunduk. Parlamentoda girişimde bulunduk, sonuç alamadık. Meclis İnsan Hakları Komisyonu'ndan bir ses çıkmadı. Bugün basından birçok şey öğreniyoruz. Sayın Cumhurbaşkanı'nın devreye girdiğini öğreniyoruz. MİT'in devereye girdiğini öğreniyoruz. Biz de parlamentoda grubu ola bir partiyiz. Birileri yapınca oluyor da, biz yapınca mı suç oluyor?

Sorunun çözünü ABD'de Irak'ta değil. Bunu artık görmemiz gerekiyor. Sorun toplumu kucaklayan bir siyasetle mümkündür. Türkiye insanının geleceğini kendi geleceğimiz olarak gören bir anlayışa sahibiz.

Sorunlar karşısında ne yapacağını bilmeyen bir hükümetle karşı karşıyayız. Bu hükümetin, bu ülkenin hiçbir sorununu çözemeyeceğine inanmış durumdayız. Herşeyi ben biliyorum mantığı ile hareket eden bir anlayış söz konusu.

Kaz dağlarında altın aramaya çıkılıyor. Yer üstü altınlarını hiçe sayan zihniyet, yer altı altınlarını aramaya çıkıyor. Çevreyi, insanı esas almayan bir anlayışla karşı karşıyayız.

ARKADAŞLAR GRUP KARARI İLE SEÇİLDİ

Sayın arkadaşlar, bu giden arkadaşlar kendileri gitmedi. Grup kararı ile bu arkadaşlarımız gitti. Açılan davada böyle yansıtılıyor. Hayır. Bu arkadaşlarımız grup kararıyla gittiler. Böyle bir görevi üstlendikleri için kendilerine teşekkür ediyoruz. Biz belli bir misyona sahip bir partiyiz. Bizim amacımız barışa katkıda bulunmak, oy hesabı değil. Sayın başbakan Diyarbakır'ı istiyor. Sayın Başbakan oyarın yüzde 99'u sizin olsun. Ama vatandaşların taleplerini karşılayın.

MHP hâlâ oyları kendine çevirmek peşinde. Ben ne desem o şoven kitleyi daha da kendine bağlayacaktır. Buradan halkın seçtiği vekilleri hain ilan ediyor. Bu hakkı size kim veriyor? Eğer bunu kabul etmiyorsanız, demokrasinin ne olduğunu bilmiyorsunuz. Farklılıkların dile getirilmesidir demokrasi. Biz böyle görüyoruz, böyle anlıyoruz. Kendi demokrasi anlayışlarını çıkıp dünyaya ilan etsinler. Halkı karşı karşıya getirecek bir anlayışla siyaset yapmayı beceriymiş gibi sunuyor. Eminim ki, Türkiye halkı bu anlayışı mahkum edecektir.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious