AİDS'e hala çare bulunamadı

AİDS'e hala çare bulunamadı.9908
  • Giriş : 19.05.2008 / 14:58:00

HİV'in keşfedilmesinin üzerinden tam 25 yıl geçti...Bu ölümcül hastalık nasıl ortaya çıktı, bugüne kadar neler yapıldı?

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


AİDS'e neden olan HİV'in 20 Mayıs 1983'te keşfedilmesinin üzerinden çeyrek yüzyıl geçti, ancak tüm masraflı araştırmalara ve aşı vaatlerine rağmen AİDS'e halen çare bulunamadı.

Paris'te HİV'in bulunmasının 25. yıldönümü dolayısıyla düzenlenen konferansın açılışında konuşan HİV'in "babalarından" biri olarak kabul edilen Luc Montagnier, "Bu yıldönümü kutlama değil, anma töreni... Çünkü virüs hala burada" dedi.

Pasteur Enstitüsünde toplanan yüzlerce uzmana yaptığı konuşmada Montagnier, "Sizinle, virüsün bulunmasının 25. yıldönümünü anmayı değil, AİDS'in sona erişini kutlamak isterdim" diye konuştu.

Montagnier, "bazı şeylerin daha hızlı ilerlemediğinden ve araştırmacıların yenilikçi olmamasından" da yakındı.

HİV'in diğer "babası" Gallo da, "Çok büyük ilerlemeler kaydedildi, ancak büyük hatalar da yapıldı. Daha yapılacak çok şey var" dedi.

Üç gün sürecek konferansta Montagnier ve Gallo, iş arkadaşı ve dost
olduklarını belirterek, rekabetin yaratıcılığı artırdığını da vurguladı.

HİV'İN ÖYKÜSÜ

HİV'in öyküsü, 5 Haziran 1981'de Atlanta'daki Hastalık Kontrol
Merkezinin (HKM) 5 eşcinselde genellikle bağışıklık sistemi çökmüş
kişilerde görülen ender bir zatürree türüne rastlamasıyla başladı.

1982'de hastalığa "Acquired Immune Deficiency Syndrome"un (Edinilmiş
Bağışıklık Yetmezliği Sendromu) kısaltılması olan "AİDS" adı verildi.
HKM, hastalığın cinsel ilişki ve kan yoluyla bulaştığını saptadı. 20
Mayıs 1983'te Luc Montagnier başkanlığında Paris'teki Pasteur
Enstitüsünden bilim adamlarının Amerikan "Science" dergisinde yayımlanan
araştırmasında hastalığa neden olan yeni virüs "tasvir edildi" ve bir
hastadan alınan virüse, lenf bezinin büyümesine yol açtığı için önce LAV
(Lymphadenopathy Associated Virus-Lenf bezinin büyümesiyle ilgili virüs)
adı verildi.

Sonraki yıl Robert Gallo'nun Amerikalı ekibi, virüsün AIDS'in nedeni
olduğunu keşfedip HTLV-II (Human T-Lymphotic Virus type 1,2,3 - İnsan
T-Lenfosit Virüsü tip 1,2,3) olarak adlandırdı. Gallo ve ekibi yeni
tanımladıkları bu virüse benzeyen diğer virüsleri de ayırarak ayrılan
virüslere HTLV-I ve HTLV-II isimlerini verdi. Yeni tanımlanan bu virüsün
etiketlenmesinden sonra Uluslararası Virüs Sınıflandırma Komitesi,
virüsün adını Human Immuno Deficiency Virus (İnsan Bağışıklığı
Yetmezliği Virüsü) HIV olarak belirledi.

Bunun ardından Amerikan Gıda ve İlaç Dairesinden (FDA) Margaret Heckler, "2 yıl içinde test edilmesi için bir aşının geliştirileceğini umuyoruz"
dedi.

Benzer vaatler Heckler'dan sonra da geldi, ancak havada kaldı.

AİDS'İN KÖKENİ

Afrika'daki bazı maymunların taşıdığı bir virüsün insanlarda rastlanan
HİV'e çok benzemesi nedeniyle AİDS'in kökeni hakkındaki en geçerli
görüş, hastalığın Afrika kökenli olduğu.

Bilimsel tahminler, maymunlarda rastlanan virüsün doğal ortamda
organizmalar içinde yaşamını sürdürerek, mutasyon geçirdiği ve buradan
da insanlara geçtiği üzerinde yoğunlaşıyor.

Bir başka görüş ise virüsün biyolojik silah olarak üretilmek istendiği,
fakat sonucun etkisi uzun sürede görüldüğü için araştırmalara devam
edilmediği ve laboratuvar dışına çıkarılarak insanlara bulaştırıldığı
yönünde.

Yeşil maymunların Afrika'nın çoğu bölgesinde yenmesi nedeniyle virüsün
maymunlardan insana iyi pişmemiş etlerden, meydana gelebilecek kesik
gibi yaralardan bulaşmış olabileceği de düşünülüyor.

ARAŞTIRMALAR İÇİN HER YIL BİR MİLYAR DOLAR HARCANIYOR

ABD'nin Harvard Üniversitesinden Bruce Walker, dünyada AİDS
araştırmaları için her yıl yaklaşık bir milyar dolar harcandığını, ancak
halen 25 milyondan fazla kişinin ölümüne neden olan AİDS'e karşı kesin
bir aşı bulunamadığını belirtti.

En çok test edilen ve en fazla umut vadeden aşı ise fiyaskoyla
sonuçlandı.

Bu aşının klinik deneylerini Merck laboratuvarıyla birlikte finanse eden
ABD Alerji ve Bulaşıcı Hastalıklar Enstitüsü, Eylül 2007'de
araştırmaya son vereceğini açıkladı. Veriler, bu aşının HİV'in
bulaşmasını hiçbir şekilde engellemediğini göstermişti.

Kolayca değişime uğrama ve uyum sağlama özelliğine sahip HİV'i
"yenememenin" nedeninin, bu virüsün diğer virüslerle kıyaslandığında
alışılmadık özelliklere sahip olmasından kaynaklandığı belirtiliyor.
Sıkıca paketlenmiş bir genetik yapıya ve protein kılıfına sahip HİV'e
karşı ilaçlar, HİV taşıyan yetişkinlere ve çocuklara veriliyor, virüsün
anneden çocuğa geçmesini engellemek için de kullanılabiliyor.

Yapılan araştırmalar, AİDS'in ortaya çıkma süresinin ortalama 6 ila 8
yıl olduğunu ortaya koyuyor.

Şimdiye dek 40 milyona yakın kişinin AİDS hastası olduğu ya da HİV
taşıdığı, hastalığın yaklaşık 25 milyon kişinin ölümüne yol açtığı
tahmin ediliyor.

ÜNLÜ AİDSLİLER

AİDS'in dünyada kamuoyunda hızlı tanınmasında etkili olan ilk isim,
Amerikalı sinema oyuncusu Rock Hudson oldu. Kasım 1925'te doğan Hudson, Ekim 1985'te bu hastalıktan yaşamını yitirdi.

Sovyet-Rus baleti, Mart 1938 doğumlu Rudolf Nureyev de Ocak 1993'te bu hastalığın kurbanı oldu.

İngiliz popçu Queen grubu solisti, Eylül 1946 doğumlu Freddie Mercury de
Kasım 1991'de AİDS'ten ölen ünlülerden.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious