AİHM'den rektörlere türban cevabı

  • Giriş : 19.09.2007 / 13:09:00

Rektörlerin üniversitelerde türban yasağının kalkması durumunda AİHM'e gideceklerini açıklamasının ardından AİHM'ninTürk yargıçı Rıza Türmen son noktayı koydu..

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Sivil Anayasa, türban yasağını kaldırırsa AİHM ne yapacak? Türk yargıç Rıza Türmen, 'Buna engel olmayız' diyor ama ekliyor: Başı açık bir kız 'Baskı görüyorum' diye başvurursa o zaman iş değişir...

Anayasada türban çıkmazı. Rektörler, üniversitede türban yasağı kalkarsa iptal için AİHM'i adres gösterdi. ODTÜ Rektörü Akbulut, Libya örneğini verip 'Örtünme şartı yok ama toplum baskısıyla tüm öğrenciler başörtülü oldu' dedi.

'TÜRBANA İZİN VERİLEBİLİR'

AİHM bu gelişmelere nasıl bakıyor? Mahkemenin Türk yargıcı Rıza Türmen, önemli ipuçları verdi. Türmen'e göre, yasağa onay veren AİHM kararı, türbana izin verilmesine engel değil. Bu yöndeki başvuru sonuç getirmez.

YASAK GERİ GELEBİLİR Mİ?

ANCAK, yasağı geri getirebilecek bir durum da var: Başı açık bir öğrenci, 'Baskı görüyorum' diye AİHM'e başvurursa önceki kararlar dikkate alınır. Çünkü o karar 'Türban yasağı, türban takmayan kızları koruma amaçlıdır' diyor.

Yasak kalkarsa başı açığı da koruruz

AİHM’in Türk yargıcı Rıza Türmen, mahkemenin kararlarının türban yasağının kaldırılmasına engel olmadığını söyledi ve ekledi: Yasak kalkarsa, kararımızın konusu da ortadan kalkar. Ancak bu kez başı açık öğrenci ‘Baskı görüyorum’ deyip bize başvurabilir. O halde emsal kararlar dikkate alınır

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) Türk yargıcı Rıza Türmen, “Türban yasağı kalktıktan sonra başı açık bir öğrenci ‘baskı görüyorum’ diye AİHM’e başvurursa ne olur?” sorusu üzerine, “AİHM şikayeti görüşmeyi kabul ederse, türbanla ilgili daha önceki emsal kararlarını dikkate alır. O kararlardaki ilkeler, o kararlardaki esaslar, yeni dava için geçerli olur” dedi. Hükümet tarafından yeni dönemde aday gösterilmediği için görev süresi 1 Şubat 2008’de dolacak olan AİHM’in Türk yargıcı Rıza Türmen, AKŞAM’ın sorularına şu yanıtları verdi:

Üniversitelerde türban yasağının kaldırılması AİHM kararlarını etkiler mi?

Türkiye’deki anayasa çalışmasının buradaki süreçle bir ilgisi yok. Çünkü Türkiye’de üniversitelerin koyduğu türban yasağını biz, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne (AİHS) uygunluğu açısından incelemiştik. Türban yasağı anayasa hükmü ile kalkarsa, AİHM kararı buna engel teşkil etmez. Yasak kalkınca, AİHM kararlarının konusu da kalkmış olur.

AİHM kararlarında, türban yasağı AİHS’e neden aykırı bulunmamıştı?

AİHM, türban yasağının AİHS’e aykırı olmadığına karar vermişti. “Türbanın bir sembol olduğu için laikliğe aykırı olduğu, türban yasağının türban takmayan başı açık kızları koruma amacı taşıdığı, türbanın kadın-erkek eşitliği ile bağdaşmayan niteliği” gerekçeleri ile sözleşmenin ihlal edilmediğine hükmedilmişti.

Türban yasağı kalkarsa, başı açık bir kız öğrenci, “Bana inanç ve gizli türban baskısı yapılıyor” diye AİHM’e başvurursa ne olur?

Valla böyle bir dava gelirse enteresan olur. Çünkü AİHM’e başvuruda bulunabilmek için başvuranın zarar görmüş olması gerekiyor. Eğer şikayet kabul edilirse, bu durumda, türbana ilişkin önceki AİHM kararlarının esasları dikkate alınır. Çünkü türban kararıyla ilgili emsaller var, içtihat var. Örneğin İsviçre’deki Lucia Dahlap isimli bir öğretmenin başvurusu üzerine verilen kararı var. O kararlarda yer alan esaslar, yeni dava için de geçerli olur.

Her ülkeye göre farklı karar mı alınıyor?

Türkiye ve diğer ülkeler arasında çok önemli bir fark var. Diğer ülkelerde İslam dinine mensup bir azınlığın meselesi olan türban, Türkiye’de bambaşka bir içeriğe sahip. Türkiye’de türban, tamamen ülkenin kendi meselesi. Bu yüzden, türbanı nedeniyle üniversitede okuyamadığı için AİHM’e başvuran Leyla Şahin’in davası, Türkiye ölçeğinde ele alındı. Başka ülke ile kıyas etmemek lazım.

Başka ülkelerde durum nasıl?

Fransa’nın ve Almanya’nın birçok eyaletinde türban liselerde yasak. Fransa’da yükseköğrenim düzeyinde böyle bir yasak yok. Ama oradaki problemlerle, Türkiye’dekiler aynı değil. Oralarda azınlığın meselesi iken, Türkiye’nin kendi meselesi.

EMSAL OLACAK KARAR

AİHM, İsviçre’de bir kamu okulunda görev yapan Lucia Dahlap adlı öğretmene uygulanan başörtüsü yasağını, şu gerekçeyle onaylamıştı:

“Başörtüsü göze çarpan bir dini semboldür. AİHS’nin 9. maddesindeki ‘din ve kanaatleri ifade özgürlüğü’ bazı şartlarda sınırlanabilir. Bunun için, kamu menfaati gibi bir meşru amaç ve kamu menfaati ile yasak arasında orantı bulunması şarttır. Bir yandan müşteki, dinin bir emrini yerine getirmeye çalışıyor, öte yandan ders verdiği 4 ile 8 yaş arasındaki çocukların şahsi inançlarının zedelenmemesi gerekiyor.”

“MAHALLE BASKISI” AKP’Yİ DÖVER

‘MAHALLE baskısı’ kavramını ilk ortaya atan Prof. Şerif Mardin, Vatan’dan Ruşen Çakır’a verdiği röportajda, bunun tehlikelerine şöyle işaret etmişti:

“Türkiye’de ‘Mahalle baskısı’ diye bir şey var. ‘Mahalle baskısı’ bilinmeyen ve sosyal bilimce ifade edilmesi çok zor olan bir havadır. Bu havanın AKP’den bağımsız olarak Türkiye’de yaşadığına inanıyorum. Dolayısıyla bu havanın gelişmesine müsait şartlar oluşursa o zaman AKP de bu havaya boyun eğmek zorunda kalacaktır. Buna örnek olarak daha çok İran’da ortaya çıkmış olan ve bugün Ahmedinecad’ın devam ettirdiği sistemi gösterebiliriz. O dinsel otokrasinin çevreyle, mahalleyle, ona destek veren insanların ortaya çıkardığı havayla da çok ilişkisi var. O havanın İran devriminde çok etkili olduğuna inanıyorum. Bu hava Türkiye’de de çıkabilir bir gün. 10-20 sene öncesine kıyasla daha az şansı var ama bugün o havayı pompalayan başka şeyler, tuhaf oluşumlar, kendiliğinden olan birtakım olaylar var. Bazı İslami alt-çevreler ortaya çıkıyor. Mahalle havası dediğimiz şeyin bu İslami alt-çevrelerle yeni bir şekil almış olduğuna inanıyorum. Bu yeni şekil AKP’yi döver. Demek istiyorum ki eğer böyle bir hava gelişirse AKP ona biat etmek zorunda kalabilir.”

AKŞAM

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious