AK Parti, Meclis'e kimleri taşıyacak?

  • Giriş : 12.05.2007 / 00:00:00

Cumhurbaşkanlığı seçimi ve Anayasa değişikliği fırtınası gölgelemiş görünse de siyasetin birinci gündem maddesi liste savaşları.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Su yüzüne çıkan kısmı bürokrat istifaları, altta ise göğüs göğüse çarpışmalar başladı. Cumhurbaşkanlığı seçiminde yaşananlar 22 Temmuz'daki sandığın önemini katladı. Siyaset tarihimizin en kritik seçimlerinden birini yapacağız. Kişi ve parti bazında Parlamento'ya taşınacaklar için, AK Parti'nin tavrının belirleyici olacağını düşünüyorum.

Bağımsız anketlerde hâlâ birinci çıkan iktidar partisi, listelerini yaparken zorlanacak. 2002 seçimlerine yeni kurulmuş, teşkilatlanmasını ucu ucuna yetiştirmiş bir parti olarak girmiş ve pek çok liste hatası yapmıştı. Yüzde 10'luk seçim barajı sayesinde listelerin sonlarına yerleştirilenler bile seçilmişti. Bu seçimlerde, grubunu yenileyen ve daha az liste hatasıyla gelen bir iktidar beklentisi vardı. Liste oluşturmakta fazla sıkıntı yaşanmayacak, liderin seçtiğine kimse itiraz edemeyecekti. Şimdi durum değişti. Genel Başkan Tayyip Erdoğan ve genel merkez çapraz ateş altında. En yoğun ateş 'merkeze gel' cenahından. Buradaki kasıt 'merkez seçmenin oyunu al', değil. Zaten AK Parti merkez seçmenin oylarıyla işbaşında. Baskı, kendini 'müntehib-i evvel'* olarak gören seçkinlerin AK Parti'yi budama girişimi. Farklılıkları ortadan kaldırarak AKP'yi ANAP'laştırmayı hedefliyorlar. Meclis Başkanı Bülent Arınç'ı günah keçisi haline getirme çabası bu yüzden. Ana renklerden arınmış gri bir parti oluşturma düşüncesindeler. Aynı hatayı rahmetli Turgut Özal'a da yaptırmışlardı. 90'lı yılların başında oy oranı düşen ANAP'ı kurtaracak formülü Özal'ın önüne koymuşlardı. Özal, merkezin adayı Mesut Yılmaz'ı partiye lider yapabilmek için aralarında çok sevdiği Hüsnü Doğan'ın da bulunduğu milliyetçi-muhafazakâr kanada savaş açmıştı. Sonuç biliniyor.

Erdoğan'ın ikinci sıkıntısı, son süreçte iyi sınav verdiğini düşündüğü grubuyla teşkilat arasında kalması. Teşkilat, mevcut vekillerin çoğunun yenilenmesini istiyor. Bu talebin altında somut başarısızlarla birlikte yenilere yer açılsın düşüncesi de yatıyor. Siyasette insanların yükselme umutları sürerse motivasyon sağlanıyor. Teşkilat 'biz kendimizi paralayacağız; ama yine aynı adamlar nimete konacak' düşüncesine kapılmamalı. Erdoğan'ın listeleri hazırlarken dikkate alacağı bir başka konu ise 'ANAP süreci' olacak. '2002'de ANAP'ı Parlamento'ya AK Parti'nin taşıdığı' gerçeğini göz önünde bulunduran Erdoğan, benzer bir durumla karşı karşıya kalmamaya özen gösterecek.

AK Parti ile CHP arasında seçmen geçişkenliği fazla değil. Ama bazı illerde DP, MHP ve DTP ile mücadele edeceği açık. Adı geçen partilerin güçlü olduğu yerlerde AK Parti, adaylarıyla ön plana çıkarak sonuç alabilir. Bu, sadece o bölgede seçim kazanmayı getirmeyecek; daha önemlisi DP ve MHP'nin barajı geçme ihtimaline darbe vuracak. Aynı şeyi tersinden söyleyebiliriz. DP ve MHP, biz bu ilde güçlüyüz rehavetine kapılıp yanlış aday gösterirse baraja takılabilir.

Antrparantez şunları da kaydetmek istiyorum. 'AK Parti kadrolaştı' deniliyordu; ama bürokrasiden CHP ve MHP'ye epeyce aday adayı çıktı. Demek bu propaganda da yanlışmış. DYP ve Anavatan'ın Demokrat Parti adı altında birleşmesini doğru tercih olarak görmüyorum. Demokrat Parti'yi yeni nesiller tanımıyor. Yaşanan mağduriyetin sembolü Menderes ismi çok baskın biliniyor. Menderes ismini hatırlatmak ise yeni oluşuma bumerang etkisi yapar. 'Demirkırat', CHP'ye karşı konumlanmıştı. DP ise CHP ile birlikte AK Parti'ye karşı konumlanmış görünüyor. AK Parti efsanevi 'Yeter söz milletindir' sloganı ile yeni oluşumu vurabilir. DP, son süreçteki duruşunu izah etmekle ve bunun geçmişiyle çelişmediğini anlatmakla nefes tüketecek. Anayol bence daha iyi bir tercihti.

* Tek parti döneminde aslında Parlamento'ya kimin gireceğine karar veren birinci seçiciler. Bunların belirlediği listeler, açık oy, gizli sayımla halka onaylatılıp Parlamento kuruluyordu.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious