AK Parti oyları neden yükseliyor?

AK Parti oyları neden yükseliyor?.7245
  • Giriş : 13.07.2007 / 23:22:00

AKP'nin son yapılan kamuoyu araştırmalarında 28 Mart 2004 yerel seçimlerinin bile üzerinde bir oy oranını yakalaması bazı kesimlerde hayretle karşılanırken, bu artışın nedenini anlama çabası her kesimde kışkırtıcı bir beyin jimnastiğine dönüşmüş durumdadı

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Bu yazı çerçevesinde dünden devamla AKP'nin oyunun neden arttığı temel başlıklar halinde sunulmaya devam edilmektedir.

Merkez sağ partileri bir araya getirme projesi olan DP'nin başarısız olması bu seçmen tabanında hayal kırıklığına neden olurken, AKP karşısında merkez sağda ciddi bir alternatifin yok olmasına da neden olmuştur. DP'ye oy verecek kesimlerin MHP'ye ve CHP'ye yöneleceği yönünde yaygın kanaatler olmakla birlikte bu seçmen tabanının bir kısmı yine AKP'ye gelmeye devam edecektir. Her şeyden önce DP projesinin başarısız olması, toplumda psikolojik bir travmaya neden olmuş ve moral bozukluğuna yol açmıştır.

AKP'nin "toplumsal merkez-siyasal merkez" tartışmalarında toplumsal merkeze oturması ve "sahici bir parti" olması, seçmenle daha kuvvetli bir bağ kurmasına neden olmaktadır. Bu durum partiye karşı yürütülen haklı ve yerinde muhalefetin, odağının kaybolmasına ve "AKP'ye haksızlık yapıyorlar" hissinin uyanmasına neden olmaktadır.

'Neden AKP?' sorusunun en temel cevaplarından bir tanesi belki de bu partinin iktidar olması ve vatandaşların istikrardan yana tavır almalarıdır. Bunun yanında büyükşehir, il ve ilçe belediyelerin pek çoğunu elinde bulunduran AKP'nin rakipleri karşısında önemli bir üstünlük sağladığıdır. Belediyeler bir yandan merkezî idarenin yerine getiremediği hizmetleri sunarken diğer yandan vatandaşlara sundukları sosyal imkanlarla kalplerini kazanmakta ve oylarının yönünü değiştirmektedirler. AKP'li belediyelerin vatandaşlara dağıttığı kömür, yemek ve bilumum yardımlar kendisine fevç fevç oy olarak dönmektedir. Bir anlamda merkezî idarenin makroekonomik politikaları tarafından görmezden gelinen bu kitlelere yine AKP'li belediyeler sahip çıkmaktadır.

AKP'ye karşı yürütülen aleyhte kampanyalar ve üretilemeyen iktidar alternatifi bu partinin oy oranını düşürmek yerine artırmaktadır. Bazı parti liderleri, bir kısım kanaat önderleri ve bazı kesimler tarafından AKP aleyhine söylenen her cümle ve her türlü eylem AKP'nin seçmen kitlesinin saflarını sıklaştırmasına neden olmaktadır.

1991 seçimleri ile başlayan koalisyon hükümetleri döneminde siyasal istikrarsızlıktan ve kişisel kavgalardan usanan vatandaşların "tek parti iktidarından ve istikrardan" yana olması, bu seçimlerde AKP'ye avantaj sağlayan bir diğer faktördür. Bunun yanında DSP-MHP-ANAP koalisyonu döneminde yaşanan ekonomik krizin toplum hafızasında hâlâ tazeliğini koruması ve bunun kitlelere unutturulmaması AKP'ye avantaj sağlayan bir diğer husustur.

Geçmiş dönemde merkez sağda yaşanan liderlik kavgası ve siyasal kirlenme, merkez sağ seçmenin siyasete küsmesine ve bu partilerle ilişkisini kesmesine neden olmuştur. Seçmen 2002 seçimlerinde eski siyasetçileri tasfiye etmiş ve siyasette yeni yüzler görmek istediğini söylemiştir.

AKP'ye bazı cemaatler tarafından verilen desteğin hâlâ devam etmesi bu partinin bir diğer avantajıdır. Özellikle 27 Nisan e-bildirisi ile durumlarının kritik olduğunu anlayan bazı kesimler kerhen de olsa AKP'ye desteklerini sürdürme kararı almış görünmektedirler.

Özal döneminde ekonomik refahını sağlamış, dindar, muhafazakâr yeni orta sınıfın AKP'yi kendine daha yakın hissetmesi ve ciddi bir destek vermesi, bu partinin bir diğer avantajıdır. AKP bu kesimlerin gözünde bir siyasi parti olmaktan öteye bir proje ve bir inanç olarak addedilmektedir. Özal tarafından sıkça vurgulanan "inanç, düşünce ve teşebbüs hürriyeti" kavramlarının AKP tarafından da savunulması bu partiye olan toplumsal desteği artırmaktadır.

Medyada yer aldığı biçimiyle AKP'nin sahanın dışına atılmak ve hükümetten uzaklaştırılmak istendiğine dair algı ve dedikodular bu partiyi insanların daha fazla desteklemesine neden olmaktadır. Son dönemde toplumun, başta mitingler olmak üzere "laik-anti laik", "militer-demokrat" vb. gibi çeşitli şekillerde bölünmesi, AKP'ye karşı atılan her adımın muhafazakâr insanlara karşı yapıldığı hissini uyandırmaktadır. Bu cepheleşme, AKP'nin çok başarılı bir performans göstermemesine rağmen insanların kerhen destek vermesine neden olmaktadır.

AKP'nin diğer partilere göre siyasal iletişimin bütün imkânlarından sonuna kadar faydalanması ve kendini profesyonellere teslim etmesi bu partiye kısmi bir üstünlük sağlamaktadır. AKP'nin seçim kampanyasında negatif mesajlardan daha çok umut verilmesi ve "yeni bir Türkiye" hayali seçmene daha cazip gelmektedir. AKP tarafından vaat edilen "gelecek umudu" toplum tarafından hemen satın alınmakta ve bu durum AKP'nin oy hanesine artı olarak yazılmaktadır. Bunun yanında AKP teşkilatlarının RP pratiğinden kaynaklanan biçimiyle seçmene birebir markaj yaparak oyunu istemesi, kapı-kapı dolaşarak onun derdini dinlemesi; kadın kolları, gençlik kolları ve mahalle örgütlenmesiyle diğer partilere büyük bir üstünlük sağlamaktadır.

AKP'nin son yapılan anketlerde % 40 oy oranına kavuşmuş olması her şeyden önce bu partinin beş yıllık iktidar performansından vatandaşların şu an için memnun görünüyor olmasından da kaynaklanmaktadır. Ancak burada hemen bir parantez açmak gerekmektedir ki AKP'nin bu başarısı kendi başarısından ziyade devir aldığı kötü miras ve rakiplerinin düşük profilinden kaynaklanmaktadır. Bununla birlikte normal şartlar altında yapılacak bir seçimde AKP'nin başını ağrıtacak olan "iktidar performansı" cumhurbaşkanlığı seçimi sürecinde yaşanan kutuplaşmaya bağlı olarak yerini "değerler üzerinden siyaset yapmaya" bırakmıştır. Bu durum iktidar partisine avantaj sağlamaktadır. 22 Temmuz seçimleri öncesi artık icraatlar değil "değerler" tartışılmaktadır. Bu tartışma konusu dün olduğu gibi bugün de AKP'nin işini kolaylaştıran bir tartışma alanıdır. Bugün gelinen noktada iktidar partisi "icraatları"ndan daha çok başka nedenlerle desteklenmektedir.

Bununla birlikte son beş yıl içerisinde başta sosyal güvenlik ve sağlık olmak üzere bazı alanlarda yaşanan gelişmeler ve atılan adımların vatandaşlar tarafından desteklendiği gözlemlenmektedir. Uygulamada sorunlar yaşanmakla birlikte sağlık sisteminin tek çatı altında birleştirilmesi başlı başına büyük bir adımdır. AKP iktidarı döneminde dağıtılan yeşil kart sayısı dahi bize bu konuda önemli ipucu vermektedir. Ayrıca ekonomik stabilizasyonun sağlanması noktasında ülkeye giren yabancı sermaye miktarı ve uluslararası konjonktürün uygun olması, kriz sonrası dönemde bir ferahlamaya neden olmuş ve bu durum AKP iktidarı için bir avantaj sağlamış görünmektedir. Ciddi bir cari açık ve sıcak para sorunu olmakla birlikte sokaktaki vatandaş bu türden sofistike ekonomik sorunlardan ziyade evine bırakılan erzak yardımı ile ilgilenmektedir.

Bunların yanında toplumsal değişim talepleri karşısında AKP'nin daha yenilikçi ve ilerlemeci bir pozisyon alması AKP'nin bu süreçteki bir diğer önemli avantajıdır. Türkiye'nin toplumsal yapısı analiz edildiğinde ve yaşanan mobilizasyon irdelendiğinde değişimden ve statükodan yana olanların durumu daha net biçimde görülecektir. AKP'nin reformcu ve yenilikçi tavrı rakiplerine göre kendisine önemli bir üstünlük sağlamaktadır.

Yukarıda sayılmaya çalışılan sosyolojik ve akademik analizler yanında çok bilimsel bir açıklama olmasa da Tayyip Erdoğan'ın şanslı bir lider olması ve çoğunlukla kendi yaptıklarından daha çok rakiplerinin tavrına bağlı olarak öne çıkması onun tüm siyasal hayatının ana fikridir. Bu durum bütün zamanlarda ona büyük avantaj sağlamıştır. AKP'nin tüm bu avantajlarına ve mukayeseli üstünlüklerine rağmen siyasette yirmi dört saat uzun.

DR. HÜSEYİN YAYMAN - GAZİ ÜNİVERSİTESİ ÖĞRETİM ÜYESİ

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious