AK Parti'nin kapatılması durumunda oluşacak senaryo

AK Parti'nin kapatılması durumunda oluşacak senaryo.16326
  • Giriş : 02.04.2008 / 18:57:00
  • Güncelleme : 02.04.2008 / 18:45:56

Taha Akyol, 'dava bitene kadar kuzu kuzu bekleyecekler' diyenlere yanıt verdi.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


TÜRKİYE çok sayıda parti kapattı, siyasi idam sehpaları bile kurdu. Bunu hâlâ alkışlayan ‘yargı büyükleri’ var!

Menderes’i astılar, halkın tepkisi gözyaşı dökmek ve seçimlere kadar “kuzu kuzu beklemek” oldu. “Kuzular”ın oylarından başka bir şeyleri yoktu.
Şimdi parti kapatmayı hem demokrasiye hem istikrara aykırı bulanlar için Sayın Oktay Ekşi şu öngörüde bulunuyor:
“Kuzu kuzu davanın sonunu bekleyecekler.”
Tayyip Erdoğan gerçi “Yumuşak başlı koyun değiliz” diyor ama ne yapabilir? Anayasa’yı değiştirmek o kadar kolay gözükmediği gibi, siyaseten ne ölçüde uygundur, belli değil.
Biz yine “kuzu kuzu bekleme”ye dayalı bir senaryo yazalım; tamamen kafadan atarak değil, müdahaleler karşısında “kuzular”ın reflekslerine de bakarak...

Bağımsız aday?
Diyelim ki, Anayasa Mahkemesi AKP’yi kapatıyor, Erdoğan’a da siyaset yasağı koyuyor.
Böyle bir karar Türkiye’nin itibarını, istikrarını, toplumsal entegrasyonunu tahrip etmez mi? Ama bunlar yargının sorunu değil ki... Yargıda, kararlar “vicdan”a göre verilip geçilir.
“Özelleştirmede kamu yararı yok” deyip geçilir mesela...
Biz senaryomuza dönelim. AKP milletvekilleri, PAK Parti’yi kurarak erken seçime giderler. Yasaklı Erdoğan, PAK Parti’nin adayı olamaz ama bağımsız aday olarak seçimlere girer!
Bu mümkün mü? Elbette mümkün! “Siyaset yasağı” partili olmakla ilgilidir, bağımsız aday olmak yasaklanamaz! İşte siyasi yasaklı Hamit Geylani bağımsız aday olarak seçildi; beş yıllık yasak süresi haziranda dolduğunda DTP’ye girecek hem de...
Erdoğan’ın seçilmesini engellemek için hukuk camiasındaki mutat zevat, “Yasaklı kişiler bağımsız aday da olamaz” diye yeni formüller ‘icat’ edebilirler ama o ölçüde bir “yargısal darbe” kolay kolay olmaz; hukuku çiğnemenin de bir sınırı vardır!

En hakiki mürşit?
Senaryomuzda seçimlere dönelim: PAK Parti ne kadar oy alır?
Emsal nedir? “Kuzular”ın Menderes’e verdiği yüzde 54 oy mu? 27 Mayıs’a karşı verdiği yüzde 55 oy mu? Evren’e karşı Özal’a, ‘gece yarısı muhtırasına’ ve ‘367 şoku’na karşı AKP’ye verdiği oylar mı?
PAK Parti’nin ve ‘bağımsız’ Erdoğan’ın “Yeter, söz milletindir” sloganıyla kampanya yaptığı bir seçimde sandıktan ne çıkar?!
Oyunu artıran bir PAK Parti!..
CHP’yi ise siz tahmin edin!
Ve seçimlerden sonra bağımsız milletvekili Erdoğan, PAK Parti iktidarının ‘partisiz’ başbakanı!
Kapatma neye yaramış olacak?!
Demek ki, “kuzular”la bu kadar uğraşmamak lazım! Türkiye artık eski itaatkâr köylü toplumu değil üstelik.
Vatansever miyiz? Modernleşmeden yana mıyız? Elbette... Onun için, bir eser tavsiye edeceğim; ülkenin değişik kesimlerini entegre eden kitle partilerini kapatmanın “devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğüne” ve de “siyasal modernleşme”ye ne kadar zarar verdiğini, ‘bölücülüğün’ ekmeğine nasıl yağ sürdüğünü anlatan ve yarım asır zarfında olaylarla sınanmış bilimsel bir eser: LaPalombara ve M. Weiner, Political Parties and Political Development, Princeton University Press, 1966.
Tavsiye ediyorum ama pek etkisi olacağını sanmıyorum. Çünkü “hayatta en hakiki mürşit” bizde ilim değil, ‘izm’dir!

TAHA AKYOL-MİLLİYET

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious